OBEZİTE VE METABOLİK CERRAHİ

Dünya obezite cerrahisi derneği kriterlerine göre vücut kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması obezite olarak tanımlanır. Bu indeks vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Örnek verecek olursak 170 santimetre boyunda ve 70 kilogram birisi için, 1.7 metre çarpı 1.7 metre 2.89’ u buluruz. 70 kg bölü 2.89 ise 24,22 eder yani aşağıdaki tabloya göre sağlıklı kilo grubuna girer. Aynı kişi 90 kilo olsaydı 90 kilogram bölü 2.89 hesabıyla 31 gibi bir sonuç bulacaktık ve kişi obez olarak tanı alacaktı.

RANDEVU AL

Bir Mutluluk Hikayesi - Obezite ve Metabolik Cerrahi Bölümümüzle Sağlığınız İçin Yanınızdayız!

Obezite nedir?

Obezite genel olarak vücuttaki yağ miktarının aşırı oranda artmasıdır. Ana sorun alınan enerjinin yani gıdanın harcanandan fazla olmasıdır. Harcanamayan enerji vücudumuzda yağ olarak depolanır. Obezite nadiren hormonal bozukluklarla beraber de görülür. Şişmanlık şikayetiyle başvuran hastalar mutlaka hormonal yönden de değerlendirilir.  Hormonal bozukluğa bağlı olmayan obezite hastaları öncelikle diyet ve yaşam tarzı yönünden değerlendirilmeli, aksaklıklar tespit edilip düzeltilmeye çalışılmalıdır. Bu yöntemlerle tedavi başarısı sağlanamayan ve ameliyattan fayda göreceği düşünülen hastalara cerrahi tedavi önerilir. Obezite kişinin beklenen ömrünü ortalama 10 yıl kısaltmakta ve ayrıca sosyal ve çalışma hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Dünya obezite cerrahisi derneği kriterlerine göre vücut kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması obezite olarak tanımlanır. Bu indeks vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Örnek verecek olursak 170 santimetre boyunda ve 70 kilogram birisi için, 1.7 metre çarpı 1.7 metre 2.89’ u buluruz. 70 kg bölü 2.89 ise 24,22 eder yani aşağıdaki tabloya göre sağlıklı kilo grubuna girer. Aynı kişi 90 kilo olsaydı 90 kilogram bölü 2.89 hesabıyla 31 gibi bir sonuç bulacaktık ve kişi obez olarak tanı alacaktı.

 

Vücut kitle indexi (VKİ) tanımlarıVKİ (kg/m2)
Zayıf< 18
Sağlıklı kilo18 – 25
Kilolu25 – 30
Obez30 – 35
Ağır obez35 – 40
Morbid obez40 – 50
Süper obez50-60
Süper süper obez60 ve üzeri

 

Obezitenin yol açtığı sağlık riskleri

Obezite tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalıktır. Başta şeker hastalığı, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği olmak üzere uyku apnesi, adet düzensizlikleri, kısırlık, bel fıtığı, ruhsal sorunlar, bazı kanser türleri ve eklem kireçlenmesi ile direk ilişkilidir.

Obezite ile mücadele

Hastalık oluştuktan sonra tedavisi oldukça zor olmaktadır. Obezite ile mücadelenin temeli oluşmasını engellemektir, bu da ancak çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi bir yaşam tarzı haline getirmekle olur. Bir sağlık profesyoneline, obezite ile başvuran kişilerde, yani vücut kitle indeksi 30’ u aşanlarda sağlıklı beslenme ve egzersizle kilo kaybı maalesef on hastadan bir veya ikisinde sağlanabilmektedir. Bu oranlar zayıflatmak yerine şişmanlatmamanın değerini ortaya koymaktadır.Aşırı kilonun tedavisinin ana bileşenleri; Diyet Tedavisi, Egzersiz Terapisi, Davranışsal Terapi, İlaç Tedavisi ve Bariyatrik Girişimlerden oluşmaktadır.

Obezite ve diyabet

Tip 2 diyabet gelişimi için yaş, ırk, gebelik, stres, bazı ilaçlar, aile öyküsü, yüksek kolesterol ve obezite gibi birçok risk faktörü vardır. Bununla birlikte, tip 2 diyabete eşlik eden en önemli etken aşırı kilo veya obezitedir. Tip 2 diyabetli insanların yaklaşık% 90’ı aşırı kilolu veya obezdir. Kilolu kişilerde, vücutlarının kan şekeri seviyelerini uygun şekilde kontrol etmek için insülin kullanma kabiliyeti azalmıştır ve bu nedenle diyabet geliştirme olasılığı daha yüksektir.Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ve % 5-10 kilo kaybının, yüksek riskli yetişkinlerde tip 2 diyabet gelişimini engelleyebileceğini veya geciktirebileceğini bulmuştur. Bu araştırmalarda kilo kaybı için diyet ve orta düzeyde fiziksel aktivite (günde 20 dakika yürüyüş) gibi yaşam tarzı müdahaleleri kullanılmıştır. Üç ila altı yıl süren bu çalışmalarda kişilerde diyabet gelişimi riski % 40 ila% 60 oranında azalmıştır.

Obezite ameliyatı adayı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Modern çağın hastalıklarının başında gelen ve tedavi edilmediğinde vücudun hemen hemen her organını olumsuz yönde etkileyen obezite, her geçen gün artan bir salgın şeklinde… Diyet, egzersiz ve hekim kontrolünde kullanılan ilaçlarla zayıflama yetersiz kaldığında endoskopik ve cerrahi yöntemler hastalığın tedavisinde çok önemli bir yere sahip oluyor. Aşırı kiloluysanız ve yaşam tarzınızı değiştirmek istiyorsanız, bariatrik cerrahi için aday olabilirsiniz.

İstenilen düzeyde kilo verilemiyorsa…

Vücut kitle indeksi 40kg/m2’nin üzerinde olan kişilere, diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği sonrası istenilen düzeyde kilo verememeleri halinde ameliyat önerilir.

Vücut kitle indeksi 35kg/m2’in üzerinde olan ve diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem kireçlenmesi, bel fıtığı gibi yandaş hastalıkları olan obezlerde de kilo kaybı bu hastalıkların tedavisinde ana etmen olduğundan cerrahi önerilir.

Son olarak ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan, hala kan şekerleri yüksek seyreden diyabetik VKİ 30 ile 35 kg/m2 arasında olan hastalara cerrahi bir seçenek olarak hastalara sunulmalıdır.

Siz de bu belirtilere sahipseniz…

  • Tip 2 diyabet,
  • Obstrüktif uyku apnesi,
  • Yüksek tansiyon,
  • Eklem kireçlenmesi
  • Diğer obezite ile ilgili  (yüksek kolesterol, damar daralmaları, varisler vs) gibi durumlar varsa siz de bir obezite ameliyatı adayı olabilirsiniz.

Özellikle sağlık konusunda ciddi problemleriniz varsa…

Gastrik band uygulaması gibi bazı kısıtlayıcı operasyonlar etkinliğini tüm dünyada yitirmiştir. Besin emilimini bozucu operasyonların etkisi yüksek olmakla birlikte kontrol edilemeyen diabet,hipertansiyon varlığında tercih edilir. Günümüzde, obezite cerrahisinde sıklıkla uygulanan ve etkisi kanıtlanmış yöntem, kısıtlayıcı ameliyatlar kapsamında olan laparoskopik (kapalı yöntem) sleeve gastrektomi (tüp mide) denilen operasyonlardır.

Obezite için yapılan ameliyatlar 3 ana grupta incelenir:

  • Kısıtlayıcı ve besin emilimini bozucu ameliyatlar
  • Besin emilimini bozucu ameliyatlar
  • Kısıtlayıcı ameliyatlar

Obezite cerrahisi ne zaman uygulanır?

BMI >40 kg/m2 veya BMI>35 kg/m2 birlikte ek hastalık (tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi,hiperlipidemi,ciddi eklem problemi) olması, ameliyat riskinin kabul edilir olması, cerrahi dışı tedavilerin başarısız olması durumunda cerrahi tedavi endikedir.

 

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılmasıyla gerçekleştirilen bir obezite ameliyatıdır.Yeni oluşturulan mide normal mideye göre belirgin derecede azalmış hacmi nedeniyle daha az gıda alımına sebep olur.İkincil kilo kaybı mekanizması ise, ‘’GHRELİN’’ denilen açlık hormonunun salınımının olmamasıdır.Tüp mide ameliyatları da laparoskopik yöntemle uygulanır.Küçük kesilerden karın boşluğuna girilerek ameliyat gerçekleştirilir.

Mide balonu nasıl yerleştirilir? İşlem süresi ne kadardır?

Endoskopi eşliğinde hafif anestezi altında, ağızdan mideye içi boş bir balon yerleştirilir. Ardından balon şişirilir ve hastanın midesinde bir dolgunluk oluşturulup, tokluk hissi sağlanır. Mide balonu ameliyatsız bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Ancak diğer yöntemlerden önemli bir farkı da, balonun belli bir süre sonra çıkarılması (6 ay) ve sağlanan sonuçların kalıcı olmamasıdır. Balon, obezitenin geçici tedavisinde kullanılır, kilo kaybına ve kaybedilen kiloların korunmasına yardım eder. Ayrıca obezite cerrahisi öncesinde, ameliyat olacak hastaların ameliyat öncesinde zayıflatılması ve cerrahi risklerin azaltılmasına yardımcı olur. İşlem süresi 10 – 15 dakikadır. Hastanın vermesi gereken kiloya göre özel bir uygulama olduğu için, kişiye zarar vermeyecek şekilde ne kadar şişirileceği obezite cerrahlarımız tarafından belirlenmektedir. Hastalar işlemden sonra dinlendirildikten sonra taburcu edilmektedirler. Balon mide içinde en fazla 6 ay bırakılabilir. Balon çıkarıldıktan sonra kişi uygun bir diyet ya da egzersiz programını benimsemezse tekrar kilo alabilir.

Gastrik bypass, mini gastrik bypass

Gastrik Bypass diğer obezite cerrahi yöntemlerine göre daha eski bir ameliyat türüdür. Önce 30 mlt hacminde küçük bir mide oluşturulur. Bunun için yemek borusu mide bileşkesine yakın mide dokusu kullanılır. Yeni oluşturulan bu küçük mideye ince bağırsaklar belli bir mesafeden bağlanır. İki tür bypass vardır. Bir türünde ince bağırsaklar hiç ayrılmadan bir halka şeklinde getirilerek mideye bağlanır. Buna “Mini Gastrik Bypass” denir. Diğer türde ise, ince bağırsak ayrılır ve bir ucu mideye diğer ucu ise yine ince bağırsağa ancak belli bir mesafeden sonra bağlanır. Buna da Roux en Y gastrik bypass adı verilir. Buradaki mekanizma tüp midede olduğu gibi hem kısıtlayıcıdır yani hasta daha sınırlı gıda miktarı tüketebilir hem de gıdalar onikiparmak bağırsağına dökülen safra ve pankreas enzimleri ile olması gereken yerden çok daha uzak ince bağırsak bölümlerinde karşılaşır.Böylece gıdaların parçalanması ve emilmesi zorlaşır ve buna bağlı emilimi bozucu bir mekanizma eklenmiş olur. Hasta kısaca az yer ve yediğinden az yararlanır.Burada mide bağırsak sistemi hormonlarındaki değişim tüp mideye oranla daha belirgin olur. Buna bağlı olarak da açlık hissi azalır, tokluk hissi artar ve kan şekeri stabil seyreder. Avantajları arasında fazla kiloların %60-80’inihasta verebilir. Gıda alımını kısıtlayıcı bir yöntemdir.

Transit bipartisyon

Brezilya’lı cerrah Sergio Santoro tarafından tıp literatürüne kazandırılan bu ameliyat tekniği diğer tekniklere benzer şekilde bir tüp mide işlemine ilaveten, diğer işlemlerden farklı olarak ince bağırsağın son bölümünün tamamı midenin alt kısmına ikinci bir çıkış sağlanarak yapılır. Bu sayede yenilen yiyeceklerin ince bağırsakların tüm segmentlerinden geçişi sağlanır. Bu uygulamada öncelikle ince bağırsakların kalın bağırsaklarla birleştiği noktadan itibaren 100 veya 120 cm sayılır ve bu kısım işaretlenir. 100 ila 120 cm arasındaki tercih hasta karakteristiklerine göre belirlenir. Bu noktadan itibaren 150 cm daha sayılarak, ince bağırsakların kalın bağırsakla birleşme yerinden itibaren 250.cm’den ince bağırsak kesilir. Kesilen alt uç mideye bağlantı yapılır. Üst uç ise daha önceden işaretlenmiş olan 100. cm’e bağlanır. Tek önemli nokta yiyeceklerin yaklaşık 1/3’ü doğal yol olan oniki parmak bağırsağından, 2/3’ü ise yeni yapılan bağlantı sayesinde ince bağırsakların son kısmından geçer.

“Sadece ameliyat olursam kilo veririm” düşüncesi yanlış!

Bugünün verilerine  göre obezite ameliyatları sonrası ölüm riski yüzde birin altındadır. Ancak bu rakamlar tam donanımlı ve deneyimli merkezlerin verileri olup, teknik imkanları yetersiz, ekip tecrübesi düşük merkezlerde istenmeyen olayların artması kaçınılmaz olacaktır. Obezite tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalıktır. Hastalık sadece mide bağırsak sistemi kaynaklı olmadığından sadece mide ve bağırsak üzerine yapılan müdahaleler ile tam başarı sağlanamaz. Yapılan ameliyatların diyet, yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz ve sıkı bir takiple desteklenmemesi başarıyı düşüren, kilo kaybını sekteye uğratan en önemli faktördür. Obezite ile mücadele ister ameliyatsız ister ameliyatla yapılsın bir takım işidir.


BÖLÜM DOKTORLARIMIZ

Sağlığınız bizim için her şeyden değerli...