İçeriğe geç

Hastalık Rehberi

Göğüs Duvarı Tümörü Türleri

Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Teşhis ve Tedavi Edilir? GöGöğüste ele gelen bir şişlik fark ettiğinizde endişelenmeniz doğaldır. Bu noktada bilinmesi gereken şudur: göğüs bölgesinde hissedilen şişliklerin büyük bölümü yağ bezesi (lipom), kist veya ğüs duvarı; kaburgalar, göğüs kemiği (sternum), köprücük kemiği, omurlar ve bunların arasındaki kas ile bağ dokusundan oluşan yapıdır. Kalp ve akciğerler gibi…

Göğüs Duvarı Tümörü Türleri

Göğüs Duvarı Tümörü

Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Teşhis ve Tedavi Edilir?

GöGöğüste ele gelen bir şişlik fark ettiğinizde endişelenmeniz doğaldır. Bu noktada bilinmesi gereken şudur: göğüs bölgesinde hissedilen şişliklerin büyük bölümü yağ bezesi (lipom), kist veya ğüs duvarı; kaburgalar, göğüs kemiği (sternum), köprücük kemiği, omurlar ve bunların arasındaki kas ile bağ dokusundan oluşan yapıdır. Kalp ve akciğerler gibi hayati organları koruyan bir zırh görevi görür ve nefes alıp vermemizi sağlar. Göğüs duvarı tümörü, bu yapıyı oluşturan kemik, kıkırdak veya yumuşak dokularda gelişen anormal doku büyümesidir.

iyi huylu kemik çıkıntısı gibi zararsız oluşumlardır. Buna karşın, göğüs duvarının kendi dokusundan kaynaklanan gerçek tümörler görece nadirdir ve bunlar arasında kötü huylu olanların oranı azımsanmayacak düzeydedir. Bu nedenle her yeni şişliğin bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Bu yazıda göğüs duvarı tümörlerinin türlerini, belirtilerini, nasıl teşhis edildiğini ve tedavi sürecini sade bir dille anlatıyoruz.

Kaynağına göre: birincil ve ikincil tümörler

Birincil (primer) tümörler doğrudan göğüs duvarının kendi dokusundan — kemik, kıkırdak, kas veya bağ dokusundan — kaynaklanır. Bunlar tüm tümörler içinde nadir görülen bir gruptur.

İkincil (sekonder) tümörler ise başka bir bölgedeki kanserin göğüs duvarına ulaşmasıyla oluşur. Bu ya vücudun uzak bir organındaki kanserin kan yoluyla buraya sıçraması (metastaz) ya da akciğer, akciğer zarı veya meme gibi komşu organlardaki bir tümörün göğüs duvarına doğru ilerlemesi şeklinde olur. Göğüs duvarında saptanan tümörlerin önemli bir bölümünü bu grup oluşturur; bu nedenle kanser öyküsü olan kişilerin göğüs bölgesindeki yeni şişlikleri ihmal etmemesi gerekir.

İyi huylu tümörler

İyi huylu tümörler yavaş büyür, çevre dokulara yayılmaz ve uzak organlara sıçramaz. Genellikle ağrısızdırlar. Yine de boyutları arttığında çevre dokulara veya akciğere baskı yapabilirler.

En sık görülenleri şunlardır:

• Lipom: Yağ dokusundan kaynaklanan, yumuşak kıvamlı ve elle itildiğinde kayan hareketli kitlelerdir. Vücudun en sık görülen iyi huylu tümörüdür.

• Osteokondrom ve kondrom: Kemik ve kıkırdak dokudan gelişen iyi huylu oluşumlardır. Genellikle kaburgaların kıkırdakla birleştiği bölgede görülür.

• Fibrom: Bağ dokusundan köken alan iyi huylu tümörlerdir.

• Fibröz displazi: Kaburga içindeki normal kemik dokusunun yerini bağ dokusunun almasıyla oluşur; çoğunlukla tesadüfen fark edilir.

Kötü huylu tümörler

Kötü huylu tümörler daha hızlı büyür, kemik dokusunu eritebilir ve uzak organlara yayılma riski taşır. Göğüs duvarının kendi dokusundan kaynaklanan kötü huylu tümörlerin çoğu, yumuşak doku ve kemik kökenli kanserler olan sarkomlar grubundadır:

• Kondrosarkom: Kıkırdak dokudan köken alır ve erişkinlerde göğüs duvarının en sık görülen kötü huylu birincil tümörüdür. Genellikle kaburgaların ön kesiminde veya göğüs kemiğinde gelişir.

• Ewing sarkomu: Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür.

• Osteosarkom: Kemik dokusundan kaynaklanan, hızlı seyredebilen bir tümördür.

• Yumuşak doku sarkomları: Kas, yağ ve bağ dokusundan kaynaklanan tümörlerdir (rabdomyosarkom, fibrosarkom gibi).

Nerelerde görülür?

Göğüs duvarı tümörlerinin büyük çoğunluğu kaburgalarda gelişir. Daha az sıklıkla göğüs kemiği, kürek kemiği veya köprücük kemiği yerleşimli olabilirler. Genel bir eğilim olarak, yumuşak dokudan kaynaklanan tümörler çoğunlukla ağrısız seyrederken, kemikten kaynaklanan ya da kemiğe ilerlemiş tümörlerde ağrı ön plandadır.

Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler tümörün yerine, boyutuna ve büyüme hızına göre değişir. Bazı tümörler yıllarca hiçbir şikâyete yol açmazken, bazıları kısa sürede belirgin bulgular verebilir.

Ele gelen şişlik veya kitle

En sık fark edilen bulgu, göğüs duvarında elle hissedilen ya da dışarıdan görülebilen bir şişliktir. Bu şişlikler çoğu zaman ağrısız başlar. Zamanla büyüyen, sert kıvamlı olan, kaburgaya yapışık gibi hissedilen veya üzerindeki deride kızarıklık ya da belirginleşmiş damarlanma bulunan kitleler mutlaka değerlendirilmelidir.

Ağrı ve hassasiyet

Tümörün kemik zarını germesi veya çevredeki sinirlere baskı yapması ağrıya yol açabilir. Bu ağrı sürekli ya da hareketle artan nitelikte olabilir. Künt karakterde, dinlenmekle geçmeyen ve özellikle gece uykudan uyandıran ağrı, daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.

Nefes darlığı

Tümör göğüs kafesinin içine doğru büyüyerek akciğerin rahat genişlemesini engellerse veya akciğer zarları arasında sıvı birikmesine yol açarsa nefes darlığı gelişebilir. Bu durum önce eforla ortaya çıkar, ilerledikçe daha az hareketle bile hissedilir hale gelir.

Göğüs kafesinde şekil değişikliği

Büyük tümörler göğüs kafesinin simetrisini bozabilir ve dışarıdan fark edilen bir çıkıntı veya asimetri oluşturabilir.

Diğer belirtiler

Tümörün hava yollarına baskı yaptığı veya akciğer dokusuna ilerlediği durumlarda öksürük, nadiren balgamda kan görülebilir. İleri dönemlerde nedeni açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve sürekli yorgunluk gibi genel belirtiler eşlik edebilir.

Ne zaman başvurmalısınız? Göğüs duvarınızda yeni fark ettiğiniz, giderek büyüyen veya sertleşen bir şişlik varsa; birkaç haftadan uzun süren, geceleri uykunuzu bölen bir göğüs ağrısı yaşıyorsanız ya da daha önce herhangi bir kanser tedavisi gördüyseniz, bir Göğüs Cerrahisi uzmanına başvurun. Değerlendirmenin çoğu zaman muayene ve basit bir görüntülemeyle tamamlandığını unutmayın.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Göğüs duvarı tümörlerinin çoğunda kesin bir neden belirlenemez. Bununla birlikte bazı etkenler riski artırabilir:

• Geçirilmiş radyoterapi: Göğüs bölgesine daha önce ışın tedavisi uygulanmış kişilerde, yıllar sonra bu bölgede tümör gelişme riski bir miktar artar. Bu nedenle radyoterapi görmüş hastaların uzun dönem takibi önemlidir.

• Genetik yatkınlık: Ailede kanser öyküsü bulunması ve bazı kalıtsal sendromlar, özellikle sarkom türü tümörlerde rol oynayabilir.

• Mesleki ve çevresel maruziyetler: Bazı kimyasal maddelere uzun süre maruz kalmak riski yükseltebilir.

• Başka bir kanser öyküsü: Göğüs duvarında saptanan tümörlerin önemli bir bölümü başka bir organdaki kanserin yayılımıyla oluştuğu için, kanser tedavisi görmüş kişilerde bu bölgedeki yeni bulgular dikkatle değerlendirilir.

Sık sorulan bir konu da darbe ve travmadır. Göğse alınan bir darbenin tümör oluşturduğu gösterilmemiştir. Ancak travma sonrası muayene edilen bölgede, daha önceden var olan ancak fark edilmemiş bir kitle ortaya çıkabilir. Bu nedenle darbe sonrası fark edilen şişliklerin de değerlendirilmesi gerekir.

Teşhis Nasıl Konur?

Tanı süreci basamaklı ilerler. Amaç, kitlenin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu ve tam olarak hangi dokudan kaynaklandığını belirlemektir. Doğru tanı, doğru tedavi planının temelidir.

Muayene ve hikâye

Süreç, şikâyetlerinizin dinlenmesiyle başlar. Şişliğin ne zamandır var olduğu, büyüyüp büyümediği, ağrının niteliği, geçirilmiş hastalıklarınız, radyoterapi öykünüz ve ailenizdeki kanser öyküsü sorgulanır. Muayenede kitlenin büyüklüğü, sertliği, alttaki dokulara yapışık olup olmadığı ve üzerindeki cildin durumu elle değerlendirilir.

Görüntüleme

İlk basamak genellikle akciğer filmidir. Ardından, gerekli görülen ileri tetkikler yapılır:

• Bilgisayarlı tomografi (BT): Kemik yapıları ve tümörün kemikte yaptığı hasarı en iyi gösteren yöntemdir. Tümörün boyutunu ve çevre dokulardaki yayılımını ortaya koyar.

• Manyetik rezonans (MR): Yumuşak dokuları ayrıntılı gösterir. Tümörün büyük damarlar ve sinirlerle olan ilişkisini değerlendirmede, dolayısıyla ameliyat planlamasında büyük önem taşır.

• PET-BT: Tüm vücudu tarayarak hastalığın başka bir bölgeye yayılıp yayılmadığını gösterir. Evrelemede, tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde ve tedavi sonrası takipte kullanılır.

Hangi yöntemlerin kullanılacağına, kitlenin özelliklerine ve genel durumunuza göre karar verilir.

Biyopsi

Kesin tanı ancak dokunun mikroskop altında incelenmesiyle konur. En sık uygulanan yöntem, lokal anestezi altında ve ultrason ya da tomografi eşliğinde kalın iğneyle küçük bir doku parçası alınmasıdır. Bazı durumlarda kitlenin küçük bir cerrahi girişimle çıkarılıp incelenmesi tercih edilebilir.

Biyopsinin nereden ve nasıl yapılacağı, ileride yapılacak ameliyatı etkileyebildiği için bu kararın tedaviyi üstlenecek göğüs cerrahisi ekibiyle birlikte verilmesi önemlidir.

Evreleme

Kötü huylu bir tümör saptandığında, hastalığın yaygınlığını belirlemek için evreleme yapılır. Tümörün boyutu, çevre dokulara ilerleyip ilerlemediği, lenf bezlerinin durumu ve uzak organlarda yayılım olup olmadığı değerlendirilir. Evreleme, ameliyatın uygun olup olmadığını ve ek tedavi gerekip gerekmediğini belirler.

Tedavi Nasıl Yapılır?

Tedavi planı; tümörün türüne, boyutuna, yerleşimine, yaygınlığına ve genel sağlık durumunuza göre kişiye özel belirlenir. Bu karar, göğüs cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji ve patoloji uzmanlarının bir arada değerlendirme yaptığı konseyde alınır.

Cerrahi

Cerrahi, göğüs duvarı tümörlerinin tedavisinde en etkili yöntemdir. Amaç, tümörü çevresindeki bir miktar sağlam dokuyla birlikte tam olarak çıkarmaktır. Çıkarılan dokunun kenarlarında tümör hücresi kalmaması, hastalığın tekrarlamaması açısından belirleyicidir. Kötü huylu tümörlerde bu nedenle daha geniş bir alan çıkarılır ve gerektiğinde bir veya birkaç kaburga ya da göğüs kemiğinin bir bölümü alınır.

Göğüs duvarının yeniden yapılandırılması

Geniş bir alan çıkarıldığında, göğüs kafesinde oluşan boşluğun kapatılması ve göğüs duvarının sağlamlığının yeniden sağlanması gerekir. Aksi halde solunum mekaniği bozulur. Bu işlem çoğu zaman aynı ameliyatta yapılır.

Bunun için özel sentetik yamalar (meş) veya titanyum plaklar kullanılarak göğüs duvarına hem esneklik hem dayanıklılık kazandırılır. Oluşan alanın yumuşak dokuyla örtülmesi gerektiğinde, sırt veya göğüs bölgesindeki kendi kaslarınızdan hazırlanan doku parçaları kullanılır. Kapsamlı vakalarda plastik cerrahi ve ortopedi ekipleriyle birlikte çalışılır. Hangi yöntemin kullanılacağına ameliyat öncesinde karar verilir ve size ayrıntılı olarak anlatılır.

Radyoterapi

Işın tedavisi, tümör hücrelerini hedef alarak çoğalmalarını durdurur. Ameliyattan önce tümörü küçültmek, ameliyattan sonra ise geride kalmış olabilecek mikroskobik hücreleri kontrol altına almak için kullanılabilir. Ameliyatın uygun olmadığı durumlarda ise asıl tedavi yöntemi olarak uygulanabilir. Bazı tümör türlerinde radyoterapi tek başına yeterli olabilir.

Kemoterapi ve diğer ilaç tedavileri

Hızlı seyreden bazı tümör türlerinde (örneğin Ewing sarkomunda) ilaç tedavisi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır ve çoğu zaman ameliyattan önce başlanır. İlaç tedavisi, yayılma riskini azaltmak veya cerrahinin uygun olmadığı durumlarda hastalığı kontrol altında tutmak amacıyla da kullanılır.

Takip

Tedavi tamamlandıktan sonra düzenli kontroller büyük önem taşır. Kötü huylu tümörlerde ilk yıllarda daha sık, ilerleyen yıllarda daha seyrek aralıklarla muayene, kan tetkikleri ve görüntüleme yapılır. Bu takibin amacı, olası bir tekrarlamayı en erken ve en tedavi edilebilir dönemde yakalamaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Göğüs kafesindeki her şişlik kanser midir?

Hayır. Göğüs duvarında hissedilen şişliklerin büyük bölümü lipom, kist veya iyi huylu kemik büyümesi gibi zararsız oluşumlardır. Ancak kesin ayrım elle muayeneyle yapılamaz; bu nedenle her yeni şişliğin uzman değerlendirmesinden geçmesi gerekir.

Kaburgada tümör oluşur mu?

Evet. Kaburgalar kemik dokusundan oluştuğu için, diğer kemiklerde olduğu gibi burada da tümör gelişebilir. Zaten göğüs duvarı tümörlerinin en sık görüldüğü yer kaburgalardır.

Göğüs duvarı tümörü yaşamı tehdit eder mi?

Bu tamamen tümörün türüne, yerleşimine ve yaygınlığına bağlıdır. İyi huylu tümörler yaşamı tehdit etmez; yalnızca büyüyerek çevre yapılara baskı yaptıklarında çıkarılmaları gerekebilir. Kötü huylu tümörlerde ise erken tanı ve uygun tedaviyle çok başarılı sonuçlar alınabilir. Erken evrede, tam olarak çıkarılabilen tümörlerde tedavi başarısı yüksektir. Bu nedenle şişliği veya ağrıyı ertelemek yerine erkenden değerlendirilmesi büyük fark yaratır.

Ameliyat ne kadar sürer?

Süre, yapılacak işlemin kapsamına göre büyük farklılık gösterir. Yüzeyel ve küçük bir yumuşak doku kitlesinin çıkarılması yarım saatte tamamlanabilirken, geniş çıkarım ve göğüs duvarının yeniden yapılandırılmasını gerektiren ameliyatlar birkaç saat sürebilir.

Ameliyat sonrası süreç nasıl ilerler?

Geniş ameliyatlarda, ameliyat bölgesine ve göğüs boşluğuna sıvı ve havanın boşalmasını sağlayan dren adı verilen ince hortumlar yerleştirilir; bunlar birkaç gün içinde çıkarılır. Ameliyatın kapsamına ve genel durumunuza bağlı olarak ilk saatlerde yoğun bakımda izlenebilirsiniz. Ardından serviste takip edilir, film ve kan tetkikleriyle iyileşmeniz izlenir. Geniş ameliyatlarda hastanede kalış süresi ortalama 5–6 gündür; küçük girişimlerde ise çok daha kısadır.

İyileşme ne kadar sürer, işe ne zaman dönebilirim?

Bu, ameliyatın büyüklüğüne göre değişir. Küçük bir kitlenin çıkarılmasından sonra 1–2 hafta içinde günlük yaşamınıza dönebilirsiniz. Geniş çıkarım ve göğüs duvarı onarımı yapılan hastalarda ise iyileşme birkaç haftayı, bazen daha uzun bir süreyi bulabilir. Bu dönemde ağrı kontrolü ve size önerilen nefes egzersizlerini düzenli yapmanız iyileşmeyi hızlandırır. İşe dönüş zamanına, işinizin fiziksel yükü de göz önüne alınarak doktorunuzla birlikte karar verilir.

Ameliyat riskli midir?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi burada da kanama, enfeksiyon ve solunumla ilgili sorunlar gibi riskler bulunur. Deneyimli bir ekiple ve doğru planlamayla bu riskler en aza indirilir. Doktorunuz, size özel riskleri ve beklenen yararları ameliyat öncesinde ayrıntılı olarak anlatacaktır.

Tümör tekrarlar mı?

İyi huylu tümörlerde tam olarak çıkarıldıktan sonra tekrarlama nadirdir. Kötü huylu tümörlerde ise tekrarlama ihtimali her zaman bulunur; bu nedenle düzenli kontroller önem taşır. Olası bir tekrarlamanın erken saptanması, tedavi şansını belirgin şekilde artırır.

Hangi bölüme başvurmalıyım?

İlk başvuru Göğüs Cerrahisi bölümüne yapılmalıdır. Tanı ve tedavi süreci, gerektiğinde tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji, patoloji ve plastik cerrahi uzmanlarının katılımıyla birlikte yürütülür.

Göğüs duvarı tümörleri nadir görülen ancak doğru değerlendirildiğinde başarıyla tedavi edilebilen hastalıklardır. Göğüs bölgesinde hissedilen şişliklerin çoğu zararsızdır; buna karşın hangi şişliğin dikkat gerektirdiğini ayırt etmek yalnızca uzman muayenesi ve görüntülemeyle mümkündür.

En belirleyici etken zamandır. Erken fark edilen ve tam olarak çıkarılabilen tümörlerde tedavi başarısı yüksektir. Göğsünüzde yeni bir şişlik ya da geçmeyen bir ağrı fark ederseniz, beklemeden bir Göğüs Cerrahisi uzmanına başvurun.

Şule Karadayı

Detaylı Bilgi ve İletişim İçin Formu Doldurun!

Göğüs Duvarı Tümörü Türleri için doğru değerlendirme ile başlayın

Şikâyetlerinizi uzman hekimlerimizle paylaşın; size uygun tanı ve tedavi planını birlikte belirleyelim.

Randevu Al

Uyarı

Şikâyetleriniz ani başladıysa, hızla ilerliyorsa veya günlük yaşamınızı belirgin şekilde kısıtlıyorsa vakit kaybetmeden bir hekime başvurun.

Göğüs Duvarı Tümörü Türleri sürecinizi uzmanlarımızla planlayın.

Tedavi seçenekleri, süreç ve hazırlık hakkında bilgi almak için formu doldurun ya da randevu oluşturun.

Randevu Al

İlgili içerikler

İlgili Doktorlar

Tedavi Yöntemleri

İlgili Hastalıklar

İlgili Yazılar

Web ve Tıbbi Yayın Kurulu

Bu içeriğin geliştirilmesine Hisar Hospital Web ve Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikâyetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz.

Son Güncelleme Tarihi: