Göğüs Cerrahisi

shutterstock_1018545115

Uzman kadrosu ve ileri teknolojiye sahip modern donanımı ile hizmet vermektedir.

Akciğer Kanserleri

Öncelikle akciğer kanseri tanısı ve evrelemesi yapıldıktan sonra kapalı (VATS-video yardımlı göğüs cerrahisi) veya klasik açık cerrahi teknikler uygulanarak akciğer kanserinin tedavisi gerçekleştirilir.

Akciğer kanseri, yakın bölgelere yayılmadan önce nadiren belirti verdiği için hastaların yaklaşık %15’ine erken dönemde tanı konulabiliyor. Akciğer kanseri başta olmak üzere tüm kanser türleri ve hastalıklarla ilgili erken teşhis konulabilmesi için sağlıklı her insanın yılda en az 1 kez yaptıracağı check-up’la erken teşhis şansı çok yüksek olmaktadır. Özellikle sigara içenlerin 40 yaşından itibaren yılda en az 1 veya 2 kez akciğer filmi çektirmeleri gerekir. Erken dönemde yakalanmış akciğer kanserinin öncelikli tedavisi “cerrahi”dir.

Cerrahi tedaviden sonra yapılacak “patolojik evreleme” sonucuna göre kemoterapi ya da radyoterapi ihtiyacı kalmayabilir. Ancak hastalığın “ileri” evrelerinde mutlaka ameliyat sonrası kemoterapi, radyoterapi ve/veya immünoterapi uygulaması gerekmektedir.

VATS (Video Yardımlı Toraks Cerrahisi)

Video kamera yardımı ile göğüs duvarında açılan 1 veya 3 adet bir kaç cm’lik kesi ile göğüs kafesi içine aletler ile girerek mevcut patolojiyi ortadan kaldırmaya yönelik genel anestezi altında yapılan “kapalı” bir ameliyattır.

Bu  yöntem  ile;

  • Akciğer kanseri ameliyatları,
  • Mediastinal tümörler,
  • Timus kanserleri,
  • Terleme  tedavisi,
  • Akciğer  biyopsileri,
  • Akciğerin  nodüler  lezyonları,
  • Pnömotoraks  tedavisi,
  • Akciğerin  kistik ve  büllöz  hastalıkları,
  • Metastatik  akciğer tümörleri / kanserleri,
  • Sınırlı kardiak  rezervi  olan  seçilmiş (erken  evre) akciğer  kanserleri.
  • Eğer geçirilmiş akciğer hastalıkları (veya  ameliyatlar) ciddi yapışıklık oluşturmadı ise bu ameliyat ehil cerrahlar tarafından yapılabilmektedir.

Göğüs Duvarı Kanserleri

Göğüs duvarında gelişebilecek kitlesel lezyonların öncelikle hücre tanısı konulmalı, ve konsey kararı ile daha ileri hangi tedavi metodlarının (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, vs) kullanılacağına karar verilmelidir.

Cerrahi uygulanacak hastalarda hastaların ameliyat öncesi ameliyata detaylı hazırlanması gerekir. Cerrahi prensip olarak göğüs duvarındaki kitlenin (habis ise) etrafında en az 4cm sağlam doku çıkarılmalı ve çıkarıldıktan sonra geride kalan boşluk uygun cerrahi materyal ve tekniklerle çok iyi kapatılmalıdır.

Yemek Borusu Hastalıkları (selim & habis) Cerrahisi

Göğüs cerrahisinde yemek borusundaki hastalıkların ortaya çıkarılması amacıyla özofagoskopi kullanılmaktadır. Yemek borusu olarak bilinen ve bu organda oluşan hastalıklarla ilgili sorunlar optik aygıtla incelenerek, yemek borusunun boyutu ve genişliğinin belirlendiği, şüpheli hastalıklara karşı da biyopsi alınması amacıyla uygulanmaktadır.

Kitle tespit edilirse mutlaka Gastroenterologlarla koordineli bir şekilde tanısı konulmalı ve bir cerrahi ihtiyacı olması durumunda da mutlaka Genel Cerrahi ile birlikte hareket edilmelidir.

Göğüs Duvarı Deformite Onarımları ( Nuss & Abramson & Ravitch & Robicsek Teknikleri)

  • Pectus Excavatum (Kunduracı Göğsü / %80)
  • Pectus Carinatum (Güvercin Göğsü / %15)
  • Pectus Arcuatum (<%1)
  • Poland Sendromu
  • Cantrell Pentalojisi

Doğumsal veya sonradan gelişen göğüs duvarındaki deformasyonların tedavisinde Nuss tekniği ile iman tahtası arkasına kapalı VATS yöntemi ile 1 veya 2 metal bar yerleştirilerek Pectus Excavatum ( kunduracı göğsü) düzeltildiği uygulamadır. Göğüs kafesinde oluşan çukurluk için etkili bir tedavi yöntemi olan Nuss tekniği ile kısa bir sürede küçük boyutlu kesilerle, 30-45 dakika gibi kısa bir sürede tedavi edilebilmektedir.

Abramson yöntemi ile Pectus Carinatum (Güvercin göğsü) kapalı bir yöntemle iman tahatsının üzerinden ve cilt altından 1 veya 2 bar yerleştirilerek düzeltildiği bir uygulamadır.

Diğer hastalıklarda genelde açık cerrahi ile düzeltme gerçekleştirilmektedir.

Pectus excavatum & carinatum, hastanın ve cerrahın tercihine göre halen “Açık düzeltme teknikleri “ (Ravitch ve Robicsek teknikleri) kullanılarak tedavi edilmektedir. Kapalı ve Açıl cerrahi tekniklerin başarı ve komplikasyon oranları çok benzerdir. Sadece, kapalı ameliyat süreleri açık tekniklere göre daha kısadır.

Aşırı Terleme / Hiperhidroz – ETS (Endoskopik Torakal Sempatektomi)

Terleme fizyolojik bir olay olup sağlıklı insanların %1’inde rahatsızlık verici boyuttadır. Vücudumuzda terlemeyi Otonom Sinir Sistemi tarafından kontrol edilen sempatik sinirler (ortam ısısına göre vücut ısısını ayarlamak için) düzenlerler. En önemli terleme nedeni (dahili hastalıklar hariç olmak üzere) heyecan ve strestir, sigara ve alkol kullanımı da terlemeyi artırır. Aşırı terleme, yaygın veya bölgesel olur. Yaygın olan terleme şeklinde neden, genelde sıcak, stres ve sistemik hastalıklardır; ancak bölgesel olan terlemede en sık görülen alanlar yüz, eller, koltukaltı ile ayaklardır. Bunun da nedeni artmış olan sempatik aktivitedir. Bölgesel olan terlemeler kişinin sosyal hayatını ve devamlılığında da psikolojisini tehdit etmekte olup bu kişilerin en çok şikayetleri Göz teması kuramama , toplum karşısına çıkamama, müzik Aleta çalamam, yazı yazamama, evrak tutamama ve koltuk altı/ayak terlemelerinde de eşlik eden kötü kokudur. Terlemenin tedavisinde günümüzde 4 metod uygulanmaktadır;

  • Medikal tedavi (krem, losyon vs.)
  • İyontoforez (15mV elektrik akımı)
  • Botoks,
  • ETS (Kapalı Torakal Sempatektomi)

İyontoforez (el ve ayak terlemesi; bazen haftada birkaç defa uygulama gerekir) ve botoks uygulaması – palmar (avuçiçi)/aksiler (koltukaltı) hiperhidroziste kolay uygulanan metodlar olup etki süreleri geçici olduğundan en geç 4-6 ay ara ile tekrarlanmalıdırlar. ETS ameliyatı, genel anestezi altında koltukaltı çizgisinden göğüs duvarında açılan bir veya iki adet 1,5 cm’lik çizgi şeklindeki kesi ile video kamera yardımı ile sempatik sinir sistemi etkisini bloke etmeye yönelik bir uygulamadır.

Sempatik zincirin, T2 ve alt seviyesinden şikayet bölgesine göre kesilerek, koterize edilerek veya klips ile bloke edilmesi gerekmektedir, bu kalıcı etki sağlamaktadır. Operasyon yarım saat sürmekte olup, video kamera uygulaması yani endoskopik uygulanması nedeni ile postop  göğüs dreni gerektirmemekte ve bir postoperatif  dönemi takiben 24 saat içinde hasta taburcu edilmektedir. Aynı seansta iki taraflı uygulama çoğunlukla yapılmaktadır. Bu ameliyat sonrası ellerde kuruluk ve sıcaklık oluşmakta, ancak kesinlikle motor ve duyu kusuru oluşmamaktadır.

Ameliyatın endoskopik yapılamamasının tek bir nedeni vardır akciğerin göğüs duvarına (geçirilmiş ameliyatlar veya akciğerdeki plörezi ile seyreden enfeksiyon vb hastalıklar sonucu) yapışık olmasıdır ki bu durumda koltuk altından yapılacak 6-8 cm’lik kesi ile işlem tamamlanmaktadır. Endoskopik veya açık yapılan her iki sempatektomi ameliyatı izleri koltuk altında olduğundan kozmetik problem de oluşturmamaktadır. Postop olarak %60-80 vakada refleks terleme hafif-orta düzeyde görülmektedir. Ancak, %5-10’luk grupta Refleks terleme için tıbbi tedavi ve/veya sinir birleştirme ameliyatı gerektirebilmektedir. Ayak terlemesi için iyontoforez ve botoks yapılabimektedir; ancak ETS ameliyatlarından sonra %50 hastada da gerilediği görülmektedir.

Toraks Travmaları

Göğüs kafesini oluşturan yapıların anatomik ve fonksiyonel bütünlüğünün direk veya indirek etki ile bozulmasıdır. Travmalardan ölümlerin% 25-30’unu oluşturmaktadır. Hastalar genelde erkek, 25-50 yaş arasındadır. Sıklıkla  nedenler;  yüksekten  düşme, trafik  kazası, ateşli  silah  ile  yaralanma, delici-kesici alet yaralanması ve sıkışma (göğüs  kafesinin  baskı  altında  kalması)  ana  başlıklarında görülmektedir. En  sık  rastladığımız travma şekli  künt toraks travmasıdır; düşme, sıkışma ve trafik kazaları sonucu meydana gelmektedir. Hastanın şikayeti o taraf yan ağrısı, nefes darlığı ve ciltaltı amfizemi ile lokal şiddetli ağrıdır (kaburga  kırığı  varsa). Künt  travmaların % 35-40’ında kaburga  kırığı vardır,  4-9. kotlar arasındadır. Eğer 1. kaburgada kırık varsa eşlik eden ciddi yaralanma söz konusudur. Sternum  fraktürü  travmalı  hastaların  %4’ünde, yelken göğüs ise % 5-15’inde  görülmektedir.
Toraks travmalı  hastaların % 5-15’inde torakotomi gerekir, ateşli silah ile yaralanmalarda merminin trasesi ile namlu uzunluğu ve atış mesafesi  hasarın derecesini  belirler. Trafik kazası geçirenlerde  birden  fazla  sistem yaralanması olabileceği ve toraks + batın yaralanmasında hemodinami bozuluyorsa önceliğin laparotomide olduğu unutulmamalıdır. Delici/kesici alet yaralanmalarında ise iç organ hasarı dikkatle incelenmelidir.

Torasik Outlet Sendromu (TOS)

Daha çok kadınlarda görülen her iki üst ekstremitede (kollarda) ağrı, uyuşma veya çabuk yorulma şikayetine neden olan bu hastalıkta esas patoloji göğüs kafesi üst çıkımında kollara giden damar (arter ve ven) ve sinirlerin sıkışması sonucudur. Hastalar genellikle nöroloji-ortopedi-fizik tedavi üçgeninde dolaşmakta olup şikayetlerine kesin çözüm bulamamış ve mutsuz kişilerdir. Hastaların şikayetleri damar ve sinirlerin klavikula, 1.kaburga – skalen kaslar (çoğunluk neden olarakta servikal kaburga) arasında sıkışması nedeni ile nöro-vasküler bulgular olup; çamaşır  asarken/yazı  yazarken, ağır poşet/eşya taşırken kollarda çabuk yorulma, ağrı ve uyuşukluk, karıncalanma ve hatta soğukluk olarak kendini göstermektedir.
Teşhiste  en  önemli  bulgu  iyi  bir  fizik  muayene ve anamnez olmakla  beraber radyoloji ve Ulnar sinir ileti hızı (EMG)  tedaviyi  yönlendirmekte  yardımcıdır. Tedavide  öncelik  semptomlara  yönelik  olarak tıbbi  olmakla  beraber  fayda  görmeyenlerde cerrahi tedavi düşünülmelidir. Cerrahi tedavi etken kesin olarak tespit edildikten sonra; skalen myotomi, servikal kot/1. kot rezeksiyonu, vb. şeklinde olmaktadır.

Doktorlarımız

Doç. Dr. Erkan YILDIRIM

GÖĞÜS CERRAHİSİ ve AKCİĞER TRANSPLANT CERRAHİSİ UZMANI PhD, FETCS

Sağlık Rehberi