“Nükleer tıp ne demek?” sorusuna “hastalıkların tanı ve tedavisi amacıyla radyoaktif maddelerin kullanımını kapsayan bir bilim dalı” şeklinde yanıt verilebilir. Radyoaktif maddeler kişiden alınan kan gibi örneklerin vücut dışında işaretlenmesi veya ağız, damar, solunum benzeri yollar ile hastanın vücuduna doğrudan verilmesi şeklinde kullanılabilir. Bu şekilde organ ve sistemlere ait fizyolojik görüntüler elde edilerek fonksiyonları değerlendirilir. Tanı ve tedavide kullanılan teknikler; ağrısız, güvenilir ve birçok yönteme kıyasla hastalıkların önceden gözlenmesine olanak sağlayan prosedürlerdir. Özellikle tiroid hastalıkları, kalp ve böbrek hastalıkları, enflamatuvar hastalıklar ve kanser gibi hastalıkların tanı ve tedavisinde sıklıkla tercih edilen uygulamalardır.
Nükleer Tıp Nedir?
Nükleer tıbbın temeli ilk defa 1920’li yılların başında benimsenen “izleme ilkesi”ne dayanmaktadır. Nükleer tıp “insanların hastalıklarını görüntüleyip teşhis ve tedavi etmek amacıyla radyoaktif bileşiklerin incelenmesi ve kullanılması” şeklinde tanımlanabilir. Tıp, eczacılık, fizik, biyoloji, nükleer fizik, radyoloji, radyofarmasi ve radyoterapi gibi bilimlerle birlikte multidisipliner bir prensiple çalışabilen tıp dalıdır. Kliniklerde uygulanan nükleer tedaviler, tıp eğitimi almış ve Nükleer Tıp alanda uzmanlaşmış doktorlar tarafından uygulanır.
Radyofarmasötikler bileşiminde radyonüklid (radyoaktif ışıma yayan atom çekirdeği) içeren, tanı ve tedavi amacıyla kullanılabilen ve uygulandığı zaman kişide fizyolojik bir değişiklik oluşturmayan radyoaktif ilaçlardır. Bu ilaçlar, görüntüleme yöntemlerinin tamamına verilen sintigrafi isimli işlemlerde, kan ve idrar örneklerinde veya doğrudan canlı vücudunda kullanılmaktadır. Radyofarmasötiklerin kullanımı, anatomik yöntemler ile sağlanamayan verilerin elde edilmesini, dolayısıyla pek çok hastalığın daha kolay bir şekilde tedavisini sağlamaktadır.
Nükleer Tıp Taramaları Ne İçin Kullanılır?
Nükleer tıp taramaları, vücuttaki organ ve dokuların fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan tıbbi bir görüntüleme yöntemidir. Görüntüleme, radyoaktif maddelerin vücut içerisinde yaydığı radyasyon aracılığı ile elde edilir. Bu taramalar kalp, akciğer, onkolojik, nörolojik, ortopedik ve böbreklere yönelik invaziv olmayan, acısız ve güvenilir prosedürlerdir. Bu taramalar:
- DNA proliferasyonun (hücrelerin büyümesi, bölünmesi, onarımı ve çoğalmasını kapsayan süreç) takibi,
- Organ fonksiyonu değerlendirmesi ve kan akışının sağlanması,
- Anormal fizyolojik durumların tespiti,
- Unutkanlık ve bunama erken tanısı,
- Alzheimer hastalığının erken tanısı,
- Felç hastalıklarında tanının konulması,
- Beyin ve boyun damarları ameliyatlarının değerlendirilmesi,
- Beyin ölümü tanısının konulması,
- Kafa darbeleri ve travmalarının ardından değerlendirme,
- Epilepsi (sara) ameliyatlarının planlanması,
- Gizli kemik kırıkları ve kemik enfeksiyonlarının tespiti,
- Tümör yerlerinin tespiti,
- Tümörlerin evrelerinin belirlenmesi,
- Tümörlerin yayılım gösterip göstermediğini tespit etme,
- Kanserli kemiklerin ağrılarının giderilmesi,
- İdrar yollarındaki tıkanıklığın belirlenmesi,
- Böbreklerde enfeksiyonun ve idrar kaçışının olup olmadığının araştırılması,
- Akciğerlerde kan pıhtılaşmasının (pulmoner emboli) tanısı,
- By-pass cerrahisinin değerlendirilmesi,
- Hipertansiyon hastalarında hastalık nedeninin araştırılması,
- Koroner arter hastalıklarının tespiti,
- Guatr hastalıkları ve zehirli guatrın tedavisi,
- Yemek borusu ve mide hastalıklarının teşhisi,
- Safra kesesi ile ilgili problemlere yönelik,
- Gizli enfeksiyon şüphesi,
- Nakledilen böbreklerin kan akışının ve işlevinin değerlendirilmesi,
- Lenfatik sistem blokajının tespiti,
- Barsak kanamaları,
- Kardiyomiyopati ve koroner arter hastalıkların tanısı,
- Metastatik kanser takibi,
- Gözyaşı kanallarının incelenmesi,
- Tükürük bezlerinin işlevlerinin değerlendirilmesi,
- Prostat kanseri taraması,
- Nöroendokrin tümörlerin (pankreas, karaciğer) görüntülenmesi,
- İyi ve kötü huylu tümör ayrımı,
- Kanser tedavisinin yanıtlarının değerlendirilmesi,
- Nörolojide demans ve alzheimer tanılarının konulması ve ayrımlarının yapılması gibi pek çok amaçla kullanılabilir.
İnsan sağlığına yönelik birçok fayda sağlayan bu uygulamalar, hastalıkların teşhis ve tedavisi amacıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Bu uygulamalar alanında uzman hekimler tarafından yapılır. Daha detaylı bilgi edinmek ve muayene olmak isteyen kişiler, randevu oluşturarak uzman görüşüne başvurabilirler.
Nükleer Tıp Bölümüne Neden İhtiyacımız Var?
Nükleer tıp, multidisipliner çalışma prensiplerine sahip önemli bir ana bilim dalıdır. Birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde kullanılan önemli bir araçtır. Özellikle kanser, kalp, böbrek, beyin, tiroid ve kemik hastalıkları gibi teşhis ve tedavisi önem arz eden durumlarda başvurulan bir yöntemdir. Ultrasonografi ve radyografi gibi anatomik görüntüleme teknikleri, morfolojik değişikliklere dayanması sebebiyle hastalıkların ilk aşamalarında görüntüleme için yetersiz kalabilir. Sintigrafik görüntüleme yöntemleri ise fizyolojik değişikliklerin saptanmasına dayanması nedeniyle, hastalıkların çok daha erken teşhisine imkan verir. Elde edilen sintigrafik görüntüler vücuttaki sistemlerin fonksiyonları ve anatomisi hakkında bilgi verir. Hastalıklı dokuların veya herhangi bir fizyolojik anormalliğin erken tanısına imkan sağlar. Bu yöntemler, hastalara güvenilir, kolay uygulanabilen ve ağrısız bir tedavi olanağı sunar. Dolayısıyla ihtiyaç duyulan ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir.
Nükleer Tıp Görüntülemesinin Diğer Radyolojik Testlerden Farkı Nedir?
Nükleer tıp görüntüleme yöntemleri, vücuda radyofarmasötik ilaçların enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir. Diğer radyolojik testlerde ise genellikle dışarıdan uygulanan X ışınları ve manyetik rezonans görüntülemeleri gibi tekniklerin kullanılmasıyla uygulanır. Nükleer tıp görüntülemesi, vücuttaki organların fonksiyonlarının radyoaktif ışınlar doğrultusunda değerlendirilmesini sağlarken radyolojik testler çoğunlukla anatomik incelemeler amacıyla kullanılır.
Nükleer Tıp Görüntülemenin Riskleri ve Faydaları Nelerdir?
Tanı ve tedavi prosedürlerinde radyoaktif maddelerin kullanımı kişilerin sıklıkla “Nükleer tıp zararlı mı?” “Nükleer tıp yan etkileri nelerdir?” gibi soruların yanıtlarını merak etmelerine neden olmaktadır. Ancak tedaviye yönelik kullanılan radyoaktif maddelerin doz ayarlamaları uzmanlar tarafından özenle yapılmaktadır. Bu dozlardaki radyofarmasötiklerin insanlarda önemli bir rahatsızlık veya radyasyona bağlı ciddi bir hasar bıraktığına dair kanıt bulunmamaktadır. Hastanın bu tanı ve tedavi yöntemlerinde maruz kaldığı radyasyon miktarı diğer röntgen filmlerine eşit veya daha azdır.
Radyoaktif maddeler idrar ve barsak yoluyla vücuttan atılır. Yarı ömürleri ile doğru orantılı olarak vücuttan kaybedilme hızları değişiklik gösterir. Hamile, bebek ve çocukların radyasyondan etkilenme olasılıkları daha yüksektir. Bu nedenle bu gruptaki bireylerin radyoaktif maddelerin olası yan etkilerinden korunmak için bu tedavi prosedürlerinin uygulandığı hastalardan belli bir süre uzak durması gerekir. Ayrıca radyoaktif maddelerin idrar yoluyla bulaşmamasına dikkat edilmelidir. Görüntüleme riskleri arasında alerjik komplikasyonlar da yer almaktadır. Ancak alerjik yan etkiler yok denecek kadar azdır.
Nükleer tıp, kalp hastalıkları, kanser, beyin-damar hastalıkları, tiroid hastalıkları ve daha pek çok hastalığın teşhis aşamasında kullanılır. Ayrıca bazı durumlarda hastalıkların erken tanısına olanak sağlayarak tedavi şansını artırabilir. Hastalıkların tedavisinde doğrudan kullanılabileceği gibi, tedavi sürecinin takibini sağlayarak etkinliğinin değerlendirilmesinde ve hastalığın seyrinin gözlenmesinde de kullanılabilir. Bu görüntüleme yöntemleri güvenilir, ekonomik ve etkili yöntemlerdir. Dolayısıyla uzmanlar tarafından doğru şekilde gerçekleştirilen uygulamalar, nükleer tıp görüntüleme risklerinin minimize edilmesini sağlar.
Nükleer Tıp Bölümünde Teşhis İçin Kullanılan İşlemler Nelerdir?
Nükleer tıp, hastalıkların teşhis ve tanısı için radyofarmasötiklerin kullanır ve anatomik görüntüleme yöntemleri ile sağlanamayan verilerin elde edilmesini sağlar. Belirli doku ve organların fonksiyonlarının değerlendirilmesi amacıyla kullanılan teşhis yöntemleri ikiye ayrılır:
- Görüntüsüz Teşhis Yöntemleri: Belirli doku ve organlara özgü radyofarmasötik ilaçlar vücuda uygulanır. Bu ilaçlar hedef bölgeye ulaşır, ardından radyoaktivite sayımı yapılır. Görüntüsüz teşhis yöntemlerine örnek olarak tiroid hastalıklarının tanısında kullanılan iyot uygulamaları verilebilir. Radyoaktif iyot tiroid bezinde toplanır, tiroid bezi bölgesinden yapılan radyoaktivite ölçümlerinde bezin metabolizması ve fonksiyonu hakkında sayısal veriler elde edilebilir. Diğer bir görüntüsüz teşhis yöntemi ise tümörlü dokuların yerin belirlenmesi için radyofarmasötiklerin uygulanmasıdır.
- Görüntülü Teşhis Yöntemleri: Bu yöntemde ise belirli bir doku ve organa özgü radyofarmasötik vücuda uygulanır ve hedef bölgeye ulaşmasının ardından çeşitli görüntüleme cihazları kullanılarak görüntü elde edilir. Uygulanan radyofarmasötiğin özelliklerine göre görüntülü teşhis yöntemlerinde kullanılan cihazlar; gama kameralar, SPECT, PET, SPECT/BT ve PET/BT şeklinde sıralanabilir.
PET/BT, pozitron emisyon tomografisi ve bilgisayarlı tomografiyi birleştiren bir tıbbi görüntüleme cihazıdır. Hisar Hospital Intercontinental bünyesinde kullanılan PET/BT cihazı, aynı anda 40 farklı kesitte detaylı görüntü alabilme kapasitesine sahiptir. Bu durum cihazın yüksek çözünürlüklü ve detaylı görüntüler elde etme yeteneğine sahip olduğunu gösterir. Bu cihazlar özellikle kanser, kalp ve nörolojik hastalıkların teşhisine yönelik uygulamalarda sıklıkla kullanılmaktadır. PET/BT taraması ile 3 boyutlu görüntüleme elde edilir. Radyoaktif işaretli ilaçlar vücuda enjekte edilir ve ilacın hücrelere tutunması için yaklaşık 1 saat kadar beklenir. Tarama süresi ise yaklaşık 10-20 dakika kadar sürebilmektedir.
Radyoaktif Tedavi Nedir?
Radyoaktif maddeler, laboratuvarda insan vücuduna verilmek amacıyla özel olarak üretilmiş, düşük radyasyonlu, kısa ömürlü ve vücutta birikim yapmayan, çoğunlukla nükleer tıpta kullanılan radyofarmasötik ilaçlardır. Bu ilaçlar hastalıkların teşhis ve tedavisine yönelik kullanılabilir. Kemik hastalıkları, kanser, böbrek, beyin, tiroid hastalıkları ve daha pek çok tıbbi durumda radyoaktif tedavi yöntemlerine başvurulabilir. Radyoaktif ilaçlar fiziksel olarak kendiliğinden yarılanarak azalır, ayrıca idrar, ter ve bağırsaklar aracılığı ile vücuttan atılabilir. Bu ilaçların yan etkisi ve alerjik etkileri yok denecek kadar azdır.
Radyoaktif Tedavi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
Radyoaktif tedavi, çoğunlukla kanser hastalıklarının tedavisine yönelik kullanılan bir tedavi yöntemidir. Sistemik veya lokal olarak kanser hücrelerini yok etmek için Lu-177, Ac-225, Y-90, I-131 gibi radyoaktif maddeler kullanılarak, spesisfik olarak hastalık bölgesine çok yüksek dozda radyasyon veren ajanlar ile tedaviler uygulanabilir. Ayrıca tiroid bezinin aşırı çalışmasına bağlı olarak gelişen rahatsızlıkların kontrol altına alınmasına yönelik radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir. Kemik iliği bozukluklarının ve romatoid artrit gibi hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılabilir. Radyoaktif tedavi uygulamaları, uzman hekimlerin detaylı değerlendirmesinin ardından hastalığın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
Radyoaktif Tedavi Nasıl Uygulanır?
Radyoaktif tedavi uygulanan hasta ve hasta refakatçileri, tetkikler yapılmadan önce radyasyon güvenliği hakkında detaylı olarak bilgilendirilmelidir. Nükleer tıp bölümlerinde hasta ve refakatçilerine bilgilendirme formu dağıtılmalıdır. Radyasyon alanları ve bulaş riski olan alanlara gebe ve çocukların girişi engellenmelidir. Radyoaktif tedavi uygulamalarında kullanılan yöntemlere örnek olarak şunlar verilebilir:
- Kemik Sintigrafisi: Bu tedavi yönteminde damar yolu ile radyoaktif bir ilaç enjekte edilir. İlaç verildikten 2-6 saat kadar sonra gama kameraları ile tetkik başlar, yaklaşık 20-30 dakika kadar sürer. İşlem sırasında alınan radyasyonun dozununun azaltılması için sık sıvı tüketimi tavsiye edilir.
- Dinamik Böbrek Sintigrafisi: Bu yönteme başlanmadan önce hastanın mesanesi tamamen boşaltılır. Tetkiki yapabilmek için damar yolundan radyoaktif ilaç verilir ve görüntülemeye hemen başlanır. Bu işlem 30-40 dakika kadar sürebilir.
- Tiroid Sintigrafisi: Radyoaktif ilaç uygulamasından 20-60 dakika sonra gama kamera cihazı ile görüntüleme tetkiklerine başlanır ve yaklaşık 10 dakika sürer. Bu uygulama yapılmadan önce doktorunuz ile görüşme sağlayarak genel sağlık durumunuz ve kullandığınız ilaçlar hakkında bilgi vermelisiniz. Hekiminiz uygun görmesi halinde kullandığınız ilaçlara bir müddet ara vermenizi talep edebilir.
- Renal Kortikal Sintigrafisi: Damar yolu ile verilen radyoaktif ilaç uygulamasının ardından 2-6 saat kadar sonra 10-15 dakika kadar sürecek olan görüntüleme tetkikine başlanır. Görüntüleme sırasında kesinlikle hareket edilmemesi gerekmektedir.
- Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi: Bu tetkik için en az 4 saat aç kalınması ve bazı ilaçların kesilmesi gerekir. Doktorunuz size uygulamadan önce yapmanız gerekenler hakkında genel bilgiler verecektir. Bu yöntem efor testi olarak da bilinir. Bir bant üzerinde kalp hızının en az %85’ine ulaşıncaya kadar yürümeniz istenir. Radyoaktif ilaç uygulaması egzersizin en yüksek noktasında yapılır ve 30-60 dakika sonra gama kamera cihazı ile tetkik başlanır. Tüm bu çalışmalar 4-5 saat kadar sürebilir.
Pet /Bt Nedir? Hangi Hastalıkların Tanı ve Tedavisinde Kullanılır?
Vücuttaki normal ve değişmiş fizyolojiyi görüntülemenin en gelişmiş ve güçlü yollarından birisi olan, pozitron emisyon tomografisi ve bilgisayarlı tomografinin kombine kullanımı PET/BT ile sağlanır. PET/BT cihazı fonksiyonel ve anatomik görüntülemeyi birleştirerek, tedavinin yanıtı ve takibinde rol oynayan bir görüntüleme tekniğidir. PET/BT birçok hastalığın tanı ve tedavisinde kullanılmaktadır. Bu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:
- Baş ve boyun kanserleri,
- Akciğer kanseri,
- Lenfoma,
- Cilt kanserleri,
- Jinekolojik kanserler,
- Gastrointestinal kanserler,
- Genitoüriner kanserler.
Sıklıkla merak edilen soruların bir diğeri de “PET/CT ve PET/BT arasındaki fark nedir?” sorusudur. Ancak bu iki kavram aynı cihazın tanımı için kullanılmaktadır. PET/CT İngilizce kısaltması iken PET/BT Türkçe kısaltmasıdır. PET/BT raporları uzman hekimler tarafından yazılmaktadır ve PET/BT sonucu örneğini alarak hekiminiz ile görüşme sağlayabilirsiniz.
Sizler de teşhis ve tedavi planınızda güvenilir, ağrısız ve ekonomik bir yöntem olan nükleer tıp hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Sintigrafi, PET/BT ve diğer nükleer tıp görüntüleme teknikleri ile vücudunuzun biyolojik süreçleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Nükleer tıp raporlarımız, alanında uzman Doçent doktorlar tarafından yazılmakta olup, ayrıca nükleer tıp uygulamalarına yönelik SGK anlaşmamız bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi edinmek için iletişime geçebilir ve randevu oluşturabilirsiniz.