Retinal arter tıkanıklığı, retinadaki arter damarlarından kan akışının kesilmesidir. Hastaların %90’ı 40 yaş üzerindedir ve erkeklerde daha sık görülür. Özellikle santral retinal arter tıkanıklığı durumunda tam görme kaybı gelişebilir. Bu yazıda retinal arter tıkanıklığı belirtilerini, göz damar tıkanıklığı sebeplerini, teşhis yöntemlerini ve retinal arter tıkanıklığı tedavisi seçeneklerini detaylı şekilde ele alacağız.
Retinal Arter Tıkanıklığı Nedir?
Retinanızdaki sinir hücrelerine oksijen taşıyan arter damarlarının tıkanması retinal arter tıkanıklığı olarak tanımlanır. Bu tıkanıklık nedeniyle retinaya oksijen ulaşamaz ve ciddi görme kaybı gelişebilir. Tıkanıklığın meydana geldiği damara göre üç farklı türü bulunur.
Santral Retinal Arter Tıkanıklığı (SRAT)
Göze kan sağlayan ana atardamar oftalmik arterdir ve retinanın ana arterindeki tıkanıklığa santral retinal arter tıkanıklığı denir. Bu durum genellikle ciddi görme kaybına yol açar. Görülme sıklığı 100.000 kişide 0.87-1.7 arasında değişir.
SRAT’da görme kaybı genellikle şiddetlidir. Olguların %90’ında görme kaybı ışık hissi ve el hareketi düzeyindedir. Vakaların %75’inde sonuçlar kötüdür. Amerikan Kalp Birliği bu durumu akut iskemik inme olarak kabul eder.
Bununla birlikte, SRAT gelişen kişilerin yaklaşık %25’inde gözlerinde silioretinal arter adı verilen ekstra bir arter bulunur. Bu arterin varlığı merkezi görmeye zarar verme ihtimalini büyük ölçüde azaltır. Silioretinal arter varlığında, gözlerin %80’inde 20/50 görme veya daha iyi düzelme sağlanır.
Retinal Arter Dal Tıkanıklığı (RADT)
Daha küçük bir arterde meydana gelen tıkanıklığa retinal arter dal tıkanıklığı denir. Retinal arter dal tıkanıklığı, santral retinal arterin dallarından herhangi birinin tıkandığı nadir görülen bir hastalıktır. Retinal arter tıkanıklıklarının %38’ini oluşturur.
Tıkanma %90 oranında temporal dallarda görülür ve tıkanan damara uyan alanda ani görme kaybı vardır. Görme alanınızın bir bölümünün kaybına neden olabilir. Etkilenen alan gözün merkezinde değilse veya nispeten küçükse hiçbir belirti olmaksızın fark edilmeyebilir.
RADT’da görme alanı kaybı genellikle kalıcıdır. Bununla birlikte merkezi görme keskinliği gözlerin %80’inde 20/40 veya daha iyidir. Görme prognozu genellikle SRAT’a göre daha iyidir.
Siliyoretinal Arter Tıkanıklığı
Siliyoretinal arterin varlığı toplumda yaklaşık %30’dur. Siliyoretinal arter tıkanıklığı çeşitli sistemik hastalıklarla birlikte bildirilmiş nadir bir durumdur. Semptomatik siliyoretinal arter tıkanıklığı görülme sıklığı daha da düşüktür ve retinal arter tıkanıklıklarının yaklaşık %5.3 ila 7.1’ini oluşturur.
Bu tür tıkanıklıkta görme kaybı optik sinir hasarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Emboli, sistemik lupus eritematozus, antifosfolipid sendromu, migren, gebelik ve sistemik hipertansiyon ile ilişkili olabilir.
Retinal Arter Tıkanıklığı Belirtileri Nelerdir?
Retinal arter tıkanıklığı belirtileri aniden ortaya çıkar ve hastalar genellikle hiçbir uyarı işareti almadan görme problemleri yaşar. Belirtilerin şiddeti tıkanıklığın yerleşim yerine göre değişir.
Ani ve Ağrısız Görme Kaybı
Retinal arter tıkanıklığının en belirgin özelliği ani ve ağrısız görme kaybıdır. Bu durum genellikle tek bir gözde meydana gelir. Ağrının olmaması, durumu glokom gibi ağrılı göz rahatsızlıklarından ayıran önemli bir özelliktir.
Görme kaybı birkaç saniye veya dakika içinde gelişir. Sabah uyanıp bir gözünüzle göremediğinizi fark edebilir ya da günlük aktiviteler sırasında aniden görmenizde değişiklik yaşayabilirsiniz. Bu nedenle, ani görme kaybı yaşayan kişilerin derhal bir göz uzmanına başvurması gerekir.
Bazı durumlarda, kalıcı görme kaybından önce geçici bir görme kaybı yaşanabilir. Bu duruma amaurosis fugax denir ve birkaç saniye ile birkaç dakika sürer. Görme sonrasında normale döner ancak bu ciddi bir uyarı işaretidir. Geçici görme kaybı yaşayan kişilerin acilen göz doktoruna başvurması gerekir çünkü kalıcı retinal arter tıkanıklığının habercisi olabilir.
Görme Kaybının Derecesi
Tıkanmış damarlardan etkilenen retina alanı görme kaybının şiddetini belirler. Santral retinal arter tıkanıklığında dal tıkanıklığına göre daha ağır bulgular izlenir.
Santral retinal arter tıkanıklığında hastaların %74-90’ında görme ışık hissi veya parmak sayma düzeyindedir. Bu durum çoğu kez ciddi görme kaybına neden olur. Görme kaybının derecesi tıkanmanın olduğu nokta ile alakalıdır.
Daha küçük bir arterde tıkanıklık görme alanınızın bir bölümünün kaybına neden olabilir. Etkilenen alan gözün merkezinde değilse veya nispeten küçükse hiçbir belirti olmaksızın fark edilmeyebilir. Bu nedenle, bazı dal tıkanıklıkları rutin göz muayenelerinde tesadüfen saptanır.
Diğer Görsel Belirtiler
Görme kaybı sadece genel bir bulanıklık şeklinde olmayabilir. Görme alanında daralma, bulanıklık ve görme alan kaybı gelişebilir. Etkilenen retina bölgesine bağlı olarak, görüş alanının belirli bir bölümünde kayıp yaşanabilir.
Görüş alanı kusurları bir nesnenin bir kısmının kaybolması, yan görüşte bir kararma veya perde inmesi hissi şeklinde kendini gösterebilir. Santral retinal arter tıkanıklığında görme merkezindeki kayıp daha belirgin olurken, dal tıkanıklığında daha lokalize bir kör nokta fark edilebilir.
Görme keskinliğinde ani azalma yaşanır. Işığa duyarlılık hissi oluşabilir. Bazı durumlarda renkleri daha soluk veya cansız görmeye başlayabilirsiniz. Bu durum retinanın renk algısından sorumlu hücrelerinin oksijen yetersizliğinden etkilenmesiyle ilgilidir ancak ani görme kaybı kadar yaygın değildir.
Retinal Arter Tıkanıklığı Nedenleri ve Risk Faktörleri
Göz damar tıkanıklığı sebepleri genellikle vücudunuzun başka bir bölümünden gelen pıhtılar veya damarlardaki yapısal sorunlarla ilişkilidir. Tıkanıklık oluşumunu tetikleyen birden fazla mekanizma bulunur.
Emboli Kaynaklı Tıkanıklık
Emboliler retinal arter tıkanıklığının en yaygın nedenidir. Kan dolaşımınızdaki küçük bir emboli retinal arteri tıkayabilir. Dal tıkanıklıklarının üçte ikisini, santral arter tıkanıklıklarının ise üçte birini emboliler oluşturur.
Üç ana emboli türü vardır: kolesterol, kalsiyum ve trombosit-fibrin. Kolesterol ve trombosit-fibrin embolileri genellikle boyunuzdaki karotis arterlerindeki plak birikintilerinden kaynaklanır. Kalsiyum embolileri ise kalp kapakçıklarınızdan koparak göze ulaşır.
Karotis arter hastalığı yaşayan kişilerde risk belirgin şekilde artar. 50 yaş üstü hastaların üçte birinde karotis arter tıkanıklığı bulunur. Emboliye bağlı tıkanıklık yaşayan hastaların %10’unda beyin iskemisi gelişir.
Trombüs Oluşumu
Kan pıhtısı olarak bilinen trombüs doğrudan retinal arterde oluşabilir. Santral retinal arter tıkanıklıklarının üçte ikisi trombüs nedeniyle gelişir. Aterosklerotik hastalık, damar sertliği ve enflamatuar durumlar trombüs oluşumuna zemin hazırlar.
Yıllar içinde damarda biriken plaklar da tıkanıklığa neden olabilir. Kan pıhtılaşma bozuklukları bulunan kişilerde trombüs riski artar. Orak hücre hastalığı, polisitemi vera, multipl miyelom gibi durumlar pıhtı oluşumunu kolaylaştırır.
Arteritik Nedenler
Dev hücreli arterit vakalarının yaklaşık %4.5’inde görülür. Bu damar iltihabı durumu retinal arter tıkanıklığına yol açabilir. 50 yaş üstü hastalarda temporal arterit görülme oranı %5’in altındadır.
Sistemik lupus eritematozus, poliarteritis nodosa, Behçet hastalığı gibi otoimmün durumlar da damar iltihabına neden olabilir. Bu nedenlerle oluşan tıkanıklıklar genellikle daha genç hastalarda karşımıza çıkar.
Risk Faktörleri
Yaş ilerledikçe retinal arter tıkanıklığı görülme sıklığı belirgin şekilde artar. Hastaların çoğu 60’lı yaşlardadır ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülür. Ortalama yaş 65 civarındadır.
Yüksek tansiyon hastaların %60’ında bulunur. Diyabet ise hastaların %25’inde saptanır. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı, ateroskleroz önemli risk faktörleridir.
Kalp kapak hastalığı, atriyal fibrilasyon gibi ritim bozuklukları pıhtı oluşumunu artırır. Oral kontraseptif kullanımı, gebelik, intravenöz madde kötüye kullanımı da risk oluşturur. Sigara kullanımı damar sertliğini hızlandırır ve pıhtılaşma riskini artırır.
Glokom nedeniyle artan göz içi basıncı retinal arter tıkanıklığı riskini artırabilir. Her iki gözü birden etkileyen durumlar oldukça nadirdir ve vakaların sadece %1-2’sinde görülür.
Retinal Arter Tıkanıklığı Teşhisi Nasıl Konur?
Erken ve doğru teşhis tedavi başarısı için kritiktir. Ani görme kaybı fark ettiğinizde en erken saatlerde göz muayenesine gelmeniz gerekir. Doktorunuz hikaye ve oftalmolojik muayene yaparak tanıyı koyar. Çeşitli görüntüleme yöntemleriyle tanı desteklenir.
Göz Dibi Muayenesi
Göz doktoru ilk olarak tıbbi geçmişinizi ve belirtilerinizi dinler. Ardından gözün ön ve arka kısımlarını detaylı şekilde inceler. Göz bebeğiniz damla ile büyütülür ve dilate göz muayenesi yapılır.
Fundus muayenesi teşhisin en önemli adımlarından biridir. Doktor oftalmoskop kullanarak retinanızın ve optik sinirin durumunu inceler. Direkt ve indirekt oftalmoskopi ile retina sinir lifi ödemi veya kaybı izlenebilir.
Santral retinal arter tıkanıklığında kiraz kırmızısı nokta görülür. Makulanın etrafındaki retina soluklaşır ancak fovea rengini korur. Bu kontrast göz dibi muayenesinde parlak kırmızı bir nokta olarak görünür. Tıkanıklık olan bölgedeki retina beyazımsı veya soluk görünür.
Belgelemek için fundus fotografisi yapılması uygundur. Erken dönemde fundus normal görülebilir ancak tipik görünüm retinadaki iskemik ödeme ait soluk beyaz renk ve foveoladaki kırmızı rengin korunmasıdır.
Fundus Floresein Anjiyografi
Fundus floresein anjiyografi önemli bir tanı yöntemidir. Kolunuzdan bir boya enjekte edilir ve bu boya kan dolaşımına girer. Sodium fluorescein yaklaşık %80 oranında plazma proteinlerine bağlanır. Bağlanmayan kısım mavi ışıkla uyarılarak yeşil ışık yayar.
Doktor özel bir kamera ile retinanızın fotoğraflarını çeker. Normalde intravenöz verilen sodium fluorescein 10-12 saniye sonra santral retina arterinde görünür. Arterler 1-3 saniye içinde dolar ve ardından venler 10 saniye içinde tam olarak dolar.
Floressein anjiyografi kan akışının nerede durduğunu net şekilde gösterir. Boyanın etkilenen arter dallarına ulaşmadığı görülür. Retinal arter tıkanıklığında dolum gecikmesi izlenir. Test iskemik fundus hastalıklarında perfüzyon veya yavaş perfüzyonu değerlendirmek için kullanılır.
Optik Koherens Tomografi
OCT retinanın kesitsel görüntülerini oluşturur. Retina tabakalarının yapısını detaylı olarak gösterir. Retina ödemi ve yapısal değişiklikler gözlenir.
İç retina tabakalarında kalınlık ve reflektivite artışı görülür. Fotoreseptör ve retina pigment epiteli tabakalarında reflektivite azalması izlenir. Merkezi retinanın ayrıntılı görüntüleri sağlanır ve etkilenen bölgedeki iç katmanlarda şişme gösterilir.
Tıkanıklık ile uyumlu alanlarda yüzeyel ve derin damar ağlarında kayıp saptanır. OCT görüntüleri 3×3, 6×6 veya 8×8 mm genişliğinde çekilebilir. Akut dönemde iç retina tabakasının reflektivitesinde artma ve retinada kalınlık artışı izlenir.
Kan Testleri ve Kardiyovasküler Değerlendirme
Tıkanıklığın nedenini araştırmak için kan testleri istenmelidir. Tam kan sayımı, kan şekeri, kolesterol seviyeleri, pıhtılaşma testleri yapılır. Sedimentasyon hızı, CRP gibi iltihap belirteçleri ölçülür.
Kardiyoloji değerlendirmesi yapılır. Kalp ritim bozukluklarını tespit etmek için EKG, ekokardiyografi veya Holter monitörü gibi testler istenebilir. Karotis renkli doppler ultrasonografi şah damarınızı değerlendirir. Etiyolojik araştırmada doppler ultrasonografide aterosklerotik daralma ve kalsifik plak görülebilir.
Retinal Arter Tıkanıklığı Tedavisi Nasıl Olur?
Ne yazık ki santral retinal arter tıkanıklığı için klinik olarak kanıtlanmış bir tedavi bulunmamaktadır. Yapılan tedaviler genellikle ilk 24 saat içinde uygulanır. Retinada geri dönüşümsüz hasar 90-100 dakika içinde oluşur. Bununla birlikte, erken müdahale görme fonksiyonunun korunması açısından kritik öneme sahiptir.
Acil Tedavi Yaklaşımları
Tedavinin başarısı için zamanlama son derece önemlidir. Herhangi bir tedavinin potansiyel olarak etkili olabilmesi için şikayetler başladıktan sonra 4 ila 6 saat içinde uygulanması gerekir. İlk birkaç saatlik süreçte müracaat eden hastada rekanalizasyon ihitmali mevcuttur.
Oküler masaj ilk ve en pratik tedavi yöntemidir. Göz küresine 10-15 saniye süre ile basınç uygulanıp sonra aniden bırakılır. Bu işlem vazodilatasyonu artırıp kan akımının artırılmasını ve embolinin perifere atılmasını sağlar. Tekrarlanan kesintilerle bu masaj uygulanabilir.
Karbondioksit solunumu retinal arterlerin genişlemesine yardımcı olabilir. %95 oksijen ve %5 karbon dioksit karışımı solutulması kan akışını artırma potansiyeline sahiptir. Ayrıca nitrogliserin ve isosorbiddinitrat gibi vazodilatator ajanların uygulanması retinal oksijenasyonu artırır.
Trombolitik tedavi erken saatlerde denenebilir. İntravenöz doku plazminojen aktivatörü ilk 4.5 saat içinde etkilidir. Ancak klinik çalışmalar bu tedavinin etkili olduğunu gösterememiştir.
Göz İçi Basıncını Düşürme
Göz içi basıncının azaltılması perfüzyon basıncını artırabilir. Ön kamaradan az miktarda sıvı çekilmesi yani parasentez embolinin atılması için uygulanır. Asetazolamid, mannitol gibi ilaçlar kullanılarak göz içi basıncı düşürülebilir.
Hiperbarik Oksijen Tedavisi
Hiperbarik oksijen tedavisinin faydalı olduğu yönünde bilgilerimiz bulunmaktadır. Arteryal oksijen basıncının artırılması nitrik oksit sentezini artırarak vazodilatasyonu uyarır. Rekanalizasyon gelişinceye kadar retinal oksijen seviyesini yüksek tutmaya yöneliktir. Özellikle ilk 6-8 saatte yapılması oldukça faydalıdır.
İlk saatlerde gelen hastalarda bu tedaviye başvurulması önerilmektedir. Erken hiperbarik oksijen tedavisi alan grubun %82.9’unda görme keskinliğinde artış sağlanmıştır. İlk 24 saat içerisinde başlanması halinde tedavinin etkinliği daha başarılıdır.
Kortikosteroid Tedavisi
Dev hücreli arteritin neden olduğu arteritik tıkanıklık durumunda yüksek doz kortikosteroid tedavisi başlatılmalıdır. 3 gün boyunca intravenöz 1 g/gün olarak metilprednizolon uygulanır. İlk yüksek doz tedaviden sonra hastanın durumuna göre doz yavaşça azaltılarak idame tedavisi uygulanır.
Komplikasyonların Tedavisi
Retinal iskemi iris neovaskülarizasyonunu tetikleyebilir. Bu durumda panretinal fotokoagülasyon gerekir. İntravitreal anti-VEGF enjeksiyonları da kullanılabilir. Neovasküler glokom gelişimi vakaların küçük bir kısmında görülür.
Tedavi Sonrası Takip
Vücuttaki pıhtı oluşumuna izin veren sorunlar araştırılmalıdır. Kardiyoloji muayenesi, ekokardiyogram, karotis doppler ultrasonografi yapılması uygun olur. Hastalar 4-6 haftalık bir süre sonunda neovaskülarizasyon gelişimi açısından değerlendirilir. Risk faktörlerinin yönetilmesi diğer gözde veya beyin damarlarında tıkanma riskini azaltmak için çok önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Retinal arter tıkanıklığı tehlikeli midir?
Evet, retinal arter tıkanıklığı ciddi bir durumdur. Gözde felce benzer şekilde ani görme kaybına yol açar. Ayrıca vücudunuzdaki pıhtı oluşumunun bir göstergesi olabilir. Bu nedenle inme veya kalp krizi riskiniz artar.
Retina dokusu oksijene son derece duyarlıdır. Kan akışı kesildiğinde dakikalar içinde hasar gelişebilir. Bu yüzden göz acillerinden biri kabul edilir ve erken müdahale kritik rol oynar.
Retinal arter tıkanıklığı tedavi edilebilir mi?
Ne yazık ki santral retinal arter tıkanıklığı için klinik olarak kanıtlanmış bir tedavi bulunmamaktadır. Tedaviye erken başlanması görmenin bir kısmının korunmasını sağlayabilir, ancak çoğu vakada görme kaybı kalıcı olabilir.
Herhangi bir tedavinin etkili olabilmesi için şikayetler başladıktan sonra 4 ila 6 saat içinde uygulanmalıdır. Ne yazık ki bu tedavilerin hiçbirinin hastalığın doğal seyrini önceden tahmin edildiği şekilde değiştirebildiği gösterilememiştir.
Hastaların %10 ila %20’sinden azı fonksiyonel görme yetisini yeniden kazanır. Erken tanı ve tedavi ile görsel kazanım elde etmek mümkündür. Özellikle ilk birkaç saat içinde müdahale edilirse görme ihtimali artar.
Görme kaybı geri döner mi?
Görme düzeyiniz tıkanıklığın türüne, yerine ve ne kadar erken müdahale edildiğine bağlıdır. Santral retinal arter tıkanıklığında görme kaybı genellikle şiddetlidir.
Bununla birlikte silioretinal arter varlığında görsel sonuçlar daha iyidir. Gözlerin %80’inde 20/50 görme veya daha iyi düzelme sağlanır. Retinal arter dal tıkanıklığında görme alanı kaybı genellikle kalıcıdır ancak merkezi görme keskinliği gözlerin %80’inde 20/40 veya daha iyidir.
Özellikle makula etkilenmediyse ve tedaviye erken başlandıysa, görme ciddi oranda geri dönebilir. Ancak arter tıkanıklıklarında kalıcı kayıplar daha sık görülür.
Diğer göz de etkilenir mi?
Olguların sadece %1-2’si her iki gözü de içerir. Genellikle tek gözde meydana gelir. Ancak bir gözde dev hücreli arterite bağlı retinal arter tıkanıklığı yaşayan hastaların yaklaşık %25-50’sinde tedavi edilmezse diğer gözde de benzer bir durum gelişebilir.
Yüksek doz kortikosteroid tedavisi ile hızlı bir şekilde tedavi edilen hastalarda diğer gözdeki tutulum riski önemli ölçüde azalır.
Özetle Retinal Arter Tıkanıklığı
Retinal arter tıkanıklığı gözde ani görme kaybına yol açan ciddi bir durumdur. Esasen dakikalar içinde gelişen bu durum, acil müdahale gerektiren bir göz acilidir. Ne yazık ki kanıtlanmış kesin bir tedavi bulunmasa da, ilk birkaç saat içinde yapılan müdahaleler görme kaybını azaltabilir. Bu nedenle, ani ve ağrısız görme kaybı yaşadığınızda hemen göz doktoruna başvurmanız hayati önem taşır. Öncelikle tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi risk faktörlerinizi kontrol altında tutarak bu durumdan korunabilirsiniz. Düzenli göz muayeneleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları gözlerinizi korumanın en etkili yoludur.
Retinal arter tıkanıklığı, gözde ani ve ağrısız görme kaybına yol açan ciddi bir durumdur. Belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi edinin.
