Göz uçuğu her yıl yaklaşık 58.000 yeni vakayla karşımıza çıkan ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen ciddi bir göz hastalığıdır. Herpetik keratit olarak da bilinen bu durum, herpes virüsünün gözünüzün saydam tabakası olan korneayı enfekte etmesiyle oluşur. Bu yazıda göz uçuğu nedir, göz uçuğu neden olur, göz uçuğu belirtileri nelerdir gibi soruların yanıtlarını bulacaksınız. Ayrıca herpetik keratit teşhisi ve göz uçuğu tedavisi seçeneklerini detaylı şekilde inceleyeceğiz.
Herpetik Keratit (Göz Uçuğu) Nedir?
Herpetik keratit, herpes virüslerinin gözünüzün saydam tabakasını enfekte etmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Korneada oluşan bu enfeksiyon tedavi edilmediğinde kalıcı hasarlara neden olabilir. Hastalık genellikle herpes simpleks virüsü veya varicella zoster virüsü tarafından tetiklenir.
HSV-1 ve HSV-2 Virüslerinin Rolü
Herpes simpleks virüsünün iki farklı tipi bulunur. Göz tutulumu genellikle Tip 1 HSV’ye bağlı olarak ortaya çıkar. HSV-1 daha çok dudak ve göz enfeksiyonlarıyla ilişkiliyken, HSV-2 genellikle genital bölge enfeksiyonlarından sorumludur.
Virüs vücuda ağız-burun mukozası ve cilt yoluyla girer. Bulaşma için herpesli kişiyle yakın temas gerekir. Havadan veya havuzlardan bulaşma söz konusu değildir.
5 yaşına kadar toplumun %60’ının herpes virüsüyle enfekte olduğu bilinmektedir. Çocukluk döneminde aileden birinin öpmesiyle, ortak havlu gibi eşyalarla veya virüs taşıyan kişinin tükürük salgısından damlacıklarla bulaşabilir. Herpes virüsleri latent enfeksiyona neden olabilme kapasitesine sahiptir ve korneadaki hastalık sıklıkla bu latent enfeksiyonu takiben ortaya çıkar.
HSV’ye bağlı göz tutulumu blefarit, konjonktivit, korneada ülserler, nekrotizan stromal keratit, immun stromal keratit ve iridosiklit gibi farklı klinik tablolar şeklinde görülebilir. Özellikle gelişmiş ülkelerde herpes simpleks keratiti, korneal körlüklerin en sık nedenidir.
Varicella Zoster Virüsü ve Göz Tutulumu
Varicella zoster virüsü çocuklarda su çiçeğine neden olan virüstür. Su çiçeği enfeksiyonu iyileştikten sonra virüs sinir yumaklarında sessiz kalmaya devam eder. Kafatasında yer alan trigeminal gangliyonda latent halde bekleyen virüs, daha sonra tekrar aktive olarak göz ve çevresini etkileyebilir.
Zona, immunsupresif bireyler ile 45 yaş üstündekilerde daha sık görülür. 75 yaş üstünde her yıl için latent kalan VZV’nin aktivasyonu sonucu görülme oranı 1/100 oranında artış gösterir. Beşinci kranial sinirin oftalmik dalı göz kapağı, kaş, alın derisi ve burun ucu derisini innerve eder.
Tüm herpes zoster oftalmikus vakalarının %52-70’inde göz tutulumu da olur ve zona vakalarının %10-20’sini bu vakalar oluşturur. Varicella zoster virüsü primer enfeksiyondan sonra nöronlarda latent kalır ve özellikle immunsupresyon, travma ve stres gibi durumlarda reaktive olabilir. Göz tutulumu varlığında konjonktivit, sklerit, keratit ve uveit gibi klinik tablolar gelişebilir.
Hastalığın Görülme Sıklığı
Göz uçuğu toplumda oldukça yaygın görülen bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 500.000 kişi HSV kaynaklı göz uçuğundan etkilenmiştir. Gelişmiş ülkelerde enfeksiyonun görülme sıklığı 10.000’de 150’dir.
Toplumda göz uçuğu sıklığı 100.000’de 149’dur. Göz uçuğunda sıklıkla tek göz etkilenir ve sadece hastaların %3’ünde iki göz de tutulur. İki gözü de etkilenen bireylerin %40’ının alerjik bünyeli olduğu belirlenmiştir.
Amerika’da yaklaşık 450.000 kişi her yıl göz uçuğu geçirmektedir ve yaklaşık 46.000 hastada HSV göz enfeksiyonu tekrar etmektedir. Varicella zoster virüsü de özellikle yaşlı bireylerde göz tutulumu yapabilir.
Göz Uçuğu Neden Olur?
Virüs ilk kez vücuda girdiğinde çoğu kişide belirgin bir hastalık oluşturmaz. Dudak uçuğu olan birinden virüs ilk alındığında sadece %1-6 ihtimalle 1 hafta içinde göz uçuğu oluşur. Geri kalan %94-99 olguda ise virüs herhangi bir belirti vermeden sinir hücrelerine yerleşir ve uyku halinde bekler. Bu sessiz dönem yıllarca sürebilir.
Virüsün Bulaşma Yolları
Genellikle çocukluk döneminde diğer yetişkinlerden dudaktaki uçuk veya salgılardan virüs alınır. Herpesli kişiyle yakın temas gereklidir. Herpes virüsleri enfekte tükürükle direkt temas yoluyla yayılır. HSV-1 özellikle ellerden göze temasla bulaşabilir.
Virüs nemli tutulduğu sürece bulaşıcı kalabilir. Aktif herpes enfeksiyonu sırasında, örneğin dudakta uçuk varken, kendi kendine temas yoluyla göze bulaşma riski artar. Enfekte vücut sıvıları veya eşyalarla temas da bulaşmaya yol açabilir.
Latent Enfeksiyon ve Reaktivasyon
Vücuda giren HSV virüsü sinir hücrelerinde uyku halinde kalır. Virüs periferik sinirlerle nörona geçerek yıllarca burada saklanabilir. Özellikle trigeminal gangliyonda latent olarak bulunan virüsler daha sonra reaktive olabilir.
HSV ile enfekte olanların yaklaşık üçte biri hayatlarının bir döneminde sekonder enfeksiyon geçirir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı anda virüs dudağa veya göze geçerek hastalık yapar. Tekrarlayan enfeksiyonlar genellikle ilk enfeksiyondan daha az belirgindir ve daha hızlı iyileşir.
İki gözde birden uçuk olması bağışıklık sistemi ile ilgili bir zayıflığa işaret eder. Bu durum vücudunuzun virüs kapasitesinin ciddi şekilde düştüğünü gösterir.
Reaktivasyonu Tetikleyen Faktörler
Herpes virüsü belirli durumlarda harekete geçer. Bağışıklık sisteminin düşmesi göz uçuğunün temel nedenidir. Reaktivasyonu tetikleyen başlıca faktörler şunlardır:
- Stres ve yorgunluk: Vücut direncinin düşmesi virüsün uyanması için en büyük fırsattır
- Güneş ışığı: Aşırı UV ışınlarına maruz kalma
- Ateşli hastalıklar: Grip, soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlar[72]
- Travma: Göze alınan darbeler veya cerrahi işlemler
- Hormonal değişiklikler: Adet dönemi gibi durumlar[82][102]
- Kortizon kullanımı: Uzun süreli kortikosteroid tedavisi
Güneşte kalma ve menstrüasyon gibi bazı faktörler HSV’nin reaktive olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Stresle ilgili ateş, güneş yanığı, diş veya cerrahi prosedürler de salgınları tetikleyebilir. Dolayısıyla bu tetikleyici faktörleri hayatınızdan uzaklaştırmanız hastalığın tekrarlamasını önlemeye yardımcı olabilir.
Göz Uçuğu Belirtileri Nelerdir?
Göz uçuğu belirtileri genellikle tek taraflı olarak başlar ve hastalar tarafından sıklıkla basit bir göz enfeksiyonu veya alerji ile karıştırılabilir. Virüs korneayı enfekte ederken belirli şikayetler ortaya çıkar. Bu belirtileri erken fark etmeniz tedavi sürecini hızlandırır.
Erken Dönem Belirtileri
İlk aşamalarda belirtiler hafif seyredebilir. Gözünüzde yanma ve batma hissi başlangıç bulgularındandır. Ayrıca gözde kızarıklık, sulanma ve ışığa karşı hassasiyet gelişir. Işığa karşı aşırı hassasiyet fotofobi olarak adlandırılır ve hastalığın karakteristik bulgularından biridir.
Gözünüzün içinde sürekli bir toz veya kirpik varmış gibi yabancı cisim hissi duyarsınız. Hafif bulanık görme de erken dönem belirtileri arasındadır. Şeffaf bir akıntı ve sabahları kirpiklerde yapışma görülebilir. Göz kapağında şişlik ve kızarıklık da sıkça gözlemlenen bulgular arasındadır.
İlerlemiş Enfeksiyon Bulguları
Hastalık ilerledikçe şikayetler şiddetlenir. Göz kapağında su dolu kabarcıklar ortaya çıkabilir. Yüzde kırmızı zemin üzerinde öbekler halinde, saydam, küçük, inci tanesi şeklinde kabarcıklar gelişir. Veziküller yırtılır ve daha sonra kabuklanarak birkaç gün içinde iyileşir.
Şiddetli göz ağrısı ilerlemiş enfeksiyonun önemli bir işaretidir. Gözde ve bulunduğu deri çevresinde ağrı meydana gelir. Görmede ciddi bulanıklık başlar. Korneada yara yani keratit oluşur.
Kornea yüzeyinde “ağaç dalları” şeklinde ülserler ortaya çıkabilir. Bu dendritik ülser olarak adlandırılan yapı hastalığın tipik bulgusudur. Fluorescein veya rose bengal boyası ile kornea boyanarak tipik kuru ağaç dalı şeklindeki ülser tespit edilebilir.
Akut enfeksiyonda muayene olmadan steroid damla kullanmak enfeksiyonun hızla ilerlemesine ve geografik ülser oluşumuna yol açabilir. Bu durum kalıcı görme kaybı ile sonuçlanabilir.
Kornea Hasarı ve Görme Problemleri
Bağışıklığın azalması ile reaktive olan virüs korneada yüzeysel bir enfeksiyona yol açabileceği gibi daha derin dokularda reaksiyon yaratarak görmeyi azaltabilen stromal keratite de neden olabilir. Virüs daha derin tabakalara inerse korneada yara dokusu oluşturarak kalıcı görme bozukluklarına yol açabilir.
Tekrarlayan ataklarda korneanın daha derin tabakaları etkilenebilir ve görme kaybı riski artar. Tedavi gecikirse veya sık tekrar ederse korneada bulanıklık oluşabilir. Kornea incelmesi gelişebilir ve görme kalıcı olarak azalabilir. İlerleyen durumlarda korneada ülserler veya yara izi oluşabilir.
Oküler herpes enfeksiyonu korneanın merkezi kısmını tutmuş ise kalıcı görme kaybı ortaya çıkabilir. Konjunktivit durumlarında genellikle herhangi bir tedavi verilmese bile enfeksiyon görme kaybına yol açmaz iken göz uçuğu durumlarında kalıcı görme kayıpları sık görülmektedir. Dolayısıyla erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşır.
Herpetik Keratit (Göz Uçuğu) Nedir?
Herpetik keratit, herpes virüslerinin gözün saydam tabakası olan korneayı enfekte etmesi sonucu oluşan ciddi bir göz hastalığıdır. Bu enfeksiyon tedavi edilmediği takdirde kornea dokusunda kalıcı hasarlara yol açabilir ve görme kaybına neden olabilir. Hastalık çoğunlukla herpes simpleks virüsü (HSV) veya varicella zoster virüsü (VZV) enfeksiyonu sonucu meydana gelir.
Herpetik Keratit Teşhisi Nasıl Konulur?
Doğru teşhis koymak herpetik keratit tedavisinin ilk adımıdır. Göz hastalıkları uzmanınız tanıyı koymak için öncelikle ayrıntılı bir muayene yapar. Hastanın hikayesini dinlemek tanı sürecinin başlangıcını oluşturur.
Yarık Lamba Muayenesi ve Dendritik Ülser Tespiti
Yarık lamba muayenesi herpetik keratitin tanısında ilk ve en önemli adımdır. Bu ayrıntılı muayene, kornea, lens, iris ve retina dahil olmak üzere gözün yapılarını incelemek için kullanılan bir tanı yöntemidir. Parlak, dar bir ışık huzmesi olan özel bir mikroskop sayesinde göz uzmanı korneayı detaylı şekilde değerlendirir.
Biyomikroskop altında kornea incelenerek tipik lezyonlar saptanmaya çalışılır. Özellikle kornea yüzeyindeki lezyonları görmek için floresein adı verilen özel bir boya kullanılır. Bu sayede herpes virüsüne özgü “dallar şeklinde” ülserler net bir şekilde tespit edilebilir.
En sık rastlanan bulgulardan biri dendritik ülser olarak adlandırılan, ağaç dalı şeklindeki yüzeysel yaralarıdır. Fluorescein boya ile boyandıktan sonra bu lezyonlar belirginleşir ve biyomikroskopta daha net görülebilir. Rose bengal boyası ile kornea boyanarak tipik kuru ağaç dalı şeklindeki ülser tespit edilebilir.
Fizik muayenede kornea hassasiyeti ve floresein ile epitel boyanma özelliklerine bakılır. Daha ilerlemiş vakalarda lezyonlar coğrafi ülserlere dönüşebilir. Tecrübeli bir göz hekimi genellikle klinik muayene ile tanıyı koyabilir.
Kornea OCT ile İleri Görüntüleme
Kornea optik koherens tomografi, korneanın mikron düzeyinde detaylı kesit görüntülerini sağlayan, invaziv olmayan bir görüntüleme yöntemidir. Özellikle derin tabaka tutulumu olduğunda OCT büyük avantaj sağlar.
Bu yöntem sayesinde kornea kalınlaşması, ödem ve membran tutulumları gibi yapısal değişiklikler gözlemlenebilir. Tedavi sürecinde kornedaki iyileşme veya kötüleşme objektif olarak izlenebilir. Ancak tek başına tanı koydurucu değil, destekleyici bir yöntem olarak kullanılır.
Laboratuvar Testleri (PCR, ELISA, Viral Kültür)
Klinik bulguların net olmadığı veya atipik vakalarda laboratuvar testleri devreye girer. Şüphe varsa, daha ileri tetkikler için kornea kazıntısı alınarak PCR testi ile virüsün genetik materyali aranabilir.
Polimeraz zincir reaksiyonu, HSV DNA’sını yüksek duyarlılık ve özgüllükle saptayabilen moleküler bir tekniktir. Düşük viral yük durumlarında bile pozitif sonuç verebilmesi sayesinde herpetik keratitin laboratuvar tanısında altın standart olarak kabul edilir. Polimerize zincir reaksiyonu ile virüsün çekirdek parçacıkları tespit edilir.
ELISA yöntemi ise virüse özgü antijen veya antikorları saptamak için kullanılır. Ancak bu test daha çok sistemik bağışıklık yanıtını değerlendirmek için uygundur. Aktif virüs mevcutsa kesin tanı kültürle konulur. Viral kültür, HSV izolasyonu için klasik bir yöntemdir, fakat zaman alıcıdır ve duyarlılığı PCR’ye kıyasla düşüktür.
Herpes üveitlerinde Herpes simpleks, zoster ve sitomegalovirüs ayırımını yapmak çok önemlidir çünkü tedavileri farklıdır. Kesin ayırım göz sıvısı alınarak PCR testi yapmaktır.
Herpetik Keratit Tedavisi Nasıl Yapılır?
Enfeksiyonun türüne, yayılımına ve hastalığın evresine göre tedavi planlanır. Amaç virüsü baskılamak, gözdeki iltihabı kontrol altına almak ve kalıcı görme kaybını önlemektir. Topikal ve sistemik antiviral tedaviler uygulanır.
Antiviral Göz Damlaları ve Jeller
İlaç tedavisi her zaman ilk basamaktır. Virüsün çoğalmasını durduran antiviral damlalar ve jeller enfeksiyon aktifken kullanılır. Virgan (gansiklovir oftalmik jel %0,15) akut herpetik keratit tedavisinde kullanılır. Tam kornea iyileşmesine kadar günde 5 kez 1 damla uygulanır. İyileşme sonrası 7 gün süreyle günde 3 kez 1 damla şeklinde devam edilir. Tedavi süresi genellikle 21 gündür.
Diğer antiviral seçenekler arasında Viroptic (trifluridin) göz damlası ve Vira-A (vidarabin) merhem bulunur. Bu ilaçlar düzenli aralıklarla kullanıldığında virüs yükünü azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini sağlar. Tedavi sırasında kontakt lens kullanımı varsa durdurulmalıdır.
Kortikosteroid Tedavisi
Derin korneal yapıların tutulduğu olgularda topikal steroidler tedaviye ilave edilebilir. Bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi sonucu gelişen iltihaplanma da gözlendiğinde antiviral tedaviye ek olarak kortikosteroid içeren göz damlaları kullanılır. Ancak steroid damlaları mutlaka antiviral tedaviyle birlikte verilmelidir. Tek başına kullanıldığında virüsün çoğalmasını artırabileceği için mutlaka antiviral damlalarla aynı anda kullanılır.
Sistemik Antiviral İlaçlar
Hastalık yaygınsa veya damla tedavisine yeterli yanıt alınamıyorsa ağızdan alınan sistemik antiviral ilaçlar tedaviye eklenebilir. Asiklovir Önleme Çalışması’nda ağız yoluyla alınan asiklovirinin önceki yıl enfeksiyon geçiren hastalarda göz uçuğunün geri dönme olasılığını %41 oranında azalttığı saptanmıştır. Stromal keratitin geri dönüş oranında %50’lik bir azalma olduğu kaydetmiştir. Hastalığın aktif döneminde 2000mg, nekahat döneminde 800mg oral asiklovir protokolu uygulanır.
Kornea Nakli ve Cerrahi Seçenekler
Tekrarlayıcı enfeksiyonlar sonrasında kalıcı görme kayıplarının oluştuğu korneal skarlarda kornea nakilleri yapılabilir. Başarı oranı %50-80 civarındadır. Penetran keratoplasti korneanın tüm katmanlarının değiştirildiği tam kat nakil işlemidir. DALK yönteminde ise yalnızca korneanın ön tabakaları değiştirilir. Bu yöntem doku reddi riskini önemli ölçüde azaltır.
Sonuç
Göz uçuğu, erken fark edilip doğru tedavi edildiğinde kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Gözünüzde yanma, kızarıklık veya ışığa hassasiyet gibi belirtiler fark ettiğinizde hemen bir göz doktoruna başvurmanız kritik önem taşır. Özellikle virüs derin tabakalara yayılmadan müdahale edilirse kalıcı görme kaybı riski önemli ölçüde azalır.
Bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak, stresten uzak durmak ve güneşten korunmak hastalığın tekrarlamasını önlemenize yardımcı olur. Dolayısıyla düzenli kontroller ve doktorunuzun önerdiği tedavi planına bağlı kalmanız gözlerinizin sağlığını korumanın en etkili yoludur.
Sıkça Sorulan Sorular
Göz uçuğu bulaşıcı mıdır?
Aktif enfeksiyon döneminde virüs bulaşıcıdır. Gözünüzde uçuk varken özellikle göze dokunup ardından başka yüzey veya kişilere temas ederseniz virüsü yayabilirsiniz. Ancak tedavi başladıktan sonra bulaşıcılık riski önemli ölçüde azalır. El hijyenine dikkat etmeniz ve kişisel eşyalarınızı paylaşmamanız bulaşmayı önler.
Göz uçuğu tekrar eder mi?
Virüs vücudunuzda kalıcı olarak bulunduğu için hastalık tekrarlayabilir. Bağışıklık sisteminiz zayıfladığında veya tetikleyici faktörlere maruz kaldığınızda yeniden aktif hale gelebilir. Düzenli kontroller ve doktorunuzun önerdiği koruyucu tedaviler tekrarlama riskini azaltır.
Kontakt lens kullanmaya devam edebilir miyim?
Tedavi süresince kontakt lens kullanımını durdurmanız gerekir. Lensler kornea yüzeyinde ek irritasyona neden olabilir ve iyileşmeyi geciktirebilir. Gözünüz tamamen iyileştikten sonra doktorunuzun onayıyla lens kullanımına dönebilirsiniz.
Göz uçuğu ne kadar sürede iyileşir?
İyileşme süresi hastalığın şiddetine bağlıdır. Yüzeysel enfeksiyonlar genellikle 2-3 hafta içinde düzelir. Derin doku tutulumu olan vakalarda iyileşme daha uzun sürebilir. Tedaviye erken başlanması iyileşme süresini kısaltır.
Güneş gözlüğü takmam gerekir mi?
Işığa karşı hassasiyet yaşıyorsanız güneş gözlüğü kullanmanız rahatlama sağlar. Ayrıca UV ışınları hastalığı tetikleyebileceği için dışarı çıktığınızda koruyucu gözlük takmanız faydalıdır. Özellikle yaz aylarında güneşten korunma önem kazanır.
Hangi durumda acil doktora gitmeliyim?
Ani görme kaybı, şiddetli göz ağrısı veya ışığa karşı dayanılmaz hassasiyet yaşarsanız hemen göz doktoruna başvurmanız gerekir. Belirtiler hızla kötüleşiyorsa beklemeden müdahale edilmelidir.
Herpetik keratit, herpes virüsünün korneayı enfekte etmesiyle oluşan ciddi bir göz hastalığıdır. Belirtileri, teşhisi ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi edinin.
