HEMOROİD İÇİNİZDE BİR SIR GİBİ KALMASIN!

Hemoroid, hemen hemen herkesin hayatının bir döneminde karşılaşılabileceği, iyi huylu ancak hayat kalitesini ve sosyal ilişkilerini de oldukça düşüren bir hastalık… Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülen hastalık, doğum veya hareketsiz bir yaşam nedeniyle ortaya çıkabiliyor.

Hisar Hospital Intercontinental Genel Cerrahi Bölümü Uzmanı Op. Dr. Pakize Eker Balcıoğlu, hemoroidin nedenleri, belirtileri ve korunmak için beslenme önerileri hakkında bilgi verdi.

Erken dönemde ameliyatsız tedaviyle başarı şansı yüksek!

Hemoroid, özellikle kadınlarda gebelik dönemi ve sonrası, barsak alışkanlıklarının ishal veya kabızlık şeklinde değiştiği durumlarda, öğrencilerde sınav dönemleri, kişilerin ev ve iş yerinde stresli dönemler geçirildiği durumlarda, ailesel yatkınlığı olanlarda görülen ve hayatı çekilmez kılan hastalıklardandır. Hastalıkta kritik nokta şikayetlerin başladığı anda muayene olmaya gelmektir. Çünkü erken dönemlerde medikal tedavi genellikle başarılı olmakta; hemoroidlerin ilerlemesini durdurmaktadır. Genel olarak kişiler doktora gitmekten çekindiği için ilaç tedavilerinin işe yaramadığı noktada başvurmaktadır. Bu nedenle her ne kadar ilaç tedavileri denense de, pek çok hasta ameliyat olmak zorunda kalmaktadır.

Hemoroid aynı zamanda iç kısımda da görülebilir

Anüs denilen barsakların çıkış kısmını saran iç ve dış kasların iç yüzeyinde üç ana kök halinde mevcut olan, venöz adı verilen kirli kan taşıyıcı damarlara hemoroid damarları adı verilir. Bu damarlar zaten dar olan çıkış kısmı çeşitli etkenler nedeniyle şişme gösterirler. Birisi, ikisi veya hepsi aynı anda şişebilirler. Ayrıca hem elimize gelmeyecek şekilde iç kısımda, hem de dışarıdan görülebilir şekilde de şişme gösterebilirler. Hemoroid, dışkılama esnasında kabızlıkta fiziksel tahriş, ishalde ise kimyasal tahriş ile şikayetlere neden olur.

Erken tanı oldukça önemli!

Hemoroid hastalığında başlıca şikayetler: kanama, ağrı, yanma, kaşıntı, ele gelen et parçaları veya pıhtılar, zonklama, sızlama şeklinde olabilir. Hepsi aynı anda görülebildiği gibi, biri veya birkaçı da birlikte görülebilir. Bu noktada erken tanı çok önemlidir, çünkü bu şikayetler her zaman hemoroidi değil bazen de barsağın kötü huylu hastalıklarını veya diğer makat hastalıklarının habercisi olabilir. Bu noktada en korkulan kötü huylu hastalıklar olduğu için en kısa sürede doktora danışmak çok önemlidir.

İlacın işe yaramadığı noktada ameliyat şart!

Muayene sıklıkla sanılanın aksine oldukça nazik ve yavaş şekilde var olan ağrıyı arttırmadan yapılmaktadır. Öncelikle ilaç tedavileri tercih edilmekle beraber, kimi zaman ilaçların işe yaramadığı durumlarda günümüzde artık eskisi gibi ağrılı yöntemlerin değil de kısa sürede normal hayata dönebilecek az ağrılı yöntemlerin kullanıldığı ameliyatlar tercih edilmektedir.

 

Kadınlarda en çok gebelik döneminde görülüyor

Kadınlarda gebelik dönemi ve doğum sonrası görülen hemoroid hastalığında normal ve sezaryen doğum sonrası görülen ataklarda sıklık açısından bir fark yoktur. Çünkü hemoroid atağı doğum şekline değil gebeliğin bizzat kendi mevcudiyetine bağlıdır. Gebelikte 9 ay boyunca rahim bebekle birlikte büyüyerek yavaş yavaş artan şekilde kasık bölgesinde yer alan femoral ven denilen vücudun alt kısmındaki kirli kanı toplayan ve yukarı temizlenmeye taşıyan iki damara baskı yapar. Bu ağırlıkla yavaş yavaş gebelik ilerledikçe kan dönüşü azalır, aşağı kısımda biriken kan bu bölgedeki hemoroid, bacak damarları ve pubis denilen genital bölge çevresi damarlarında şişmelere neden olur. Dolayısı ile gebelik ilerledikçe varis, bacak şişmesi, hemoroid aktivasyonu, hatta genital bölgede damarlarında kimi zaman fıtığı taklit eden ağrılı şişmelere neden olmaktadır. Gebelik döneminde dahi bebeğe zarar vermeyen bazı ilaçlarla annelerin rahat etmesi sağlanmaktadır. Önemli olan şikayetler başladığı dönemde hekime başvurmaktır. Öncelikle merhem, fitil gibi ilaçlar ve önerilerle anne adayları rahatlatılabilmektedir.

Ameliyatla kısa sürede kalıcı şekilde kurtulma!

Hemoroid ameliyatında başlıca en ağrılı ve uzun süreli iyileşme gösteren yöntem olan Milligan-Morgan yöntemi, bant ligasyon, lazer, skleroterapi ve Longo yöntemleri gibi pek çok yöntem kullanılmaktadır. Günümüzde en değerli ve en az ağrılı yöntem Longo olmasına karşın her hastada muayene sırasında hemoridin evresi tespit edilerek en uygun yöntem tercih edilmektedir. Longo yöntemi genelde ileri evrelerde uygulanabilmektedir. Bu ameliyatta hemoroid hastalığından kısa sürede en az ağrılı ve kalıcı şekilde kurtulma olasılığı oldukça yüksektir. 10-15 dakika gibi kısa sürede gerçekleştirilen bu yöntem, 1 gece hastane yatışı gerektirmektedir. 10-15 gün kadar takipler sonrası hasta günlük hayatına dönebilmektedir.