
Göz Sağlığı ve Hastalıkları Nelerdir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Göz sağlığı ve hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmak, görme yeteneğinizi korumak için hayati önem taşır. Gözlerinizin iyi bir görme fonksiyonu sağlayabilmesi, göz yapınızın sağlıklı olması ve göz çevresi dokularının düzgün şekilde çalışması, genel göz sağlığınızın temel unsurlarıdır.
Günümüzde pek çok kişi çeşitli göz hastalıkları ile karşı karşıya kalmaktadır. Göz sağlığı ve hastalıkları bölümünde tedavi edilen bu rahatsızlıklar arasında katarakt, glokom, kuru göz sendromu ve retina hastalıkları bulunur. Aslında, şeker hastalığı hala tüm dünyada körlüklerin en önemli nedenidir. Göz hastalıkları genellikle göz doktoru tarafından yapılan muayene ile teşhis edilir ve rahatsızlığın türüne göre ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya lazer tedavisi gibi farklı yöntemlerle tedavi edilebilir.
Bu yazıda, göz hastalıklarının türlerini, belirtilerini ve modern tedavi yöntemlerini açık ve anlaşılır bir dille sizlere anlatacağız. Ayrıca, OCT gibi ileri görüntüleme teknolojileri ve diğer tanı yöntemleri hakkında da bilgi vereceğiz.
Smile Pro
Smile Pro Lazer, miyop ve astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisinde kullanılan yeni nesil lazer teknolojilerinden biridir. Göz yüzeyinde geniş kesi oluşturmadan, minimal invaziv yöntemle uygulanan bu tedavi sayesinde uygun hastalarda gözlük ve kontakt lens bağımlılığı azaltılabilir.
Hisar Hospital’da Smile Pro Lazer uygulaması, detaylı göz muayenesi ve ileri tetkikler sonrasında, hastanın göz yapısına en uygun tedavi planı oluşturularak gerçekleştirilir.
Smile Pro Lazer Kimler İçin Uygundur?
Smile Pro Lazer tedavisi genellikle;
* Miyop ve astigmat problemi olan,
* Göz numarası belirli bir süre stabil seyreden,
* Kornea yapısı uygun olan,
* Gözlük veya kontakt lens kullanmak istemeyen,
* Detaylı göz muayenesi sonucunda lazer tedavisine uygun bulunan hastalarda tercih edilebilir.
Smile Pro Lazerin Avantajları
* Kesisiz veya minimal kesili lazer teknolojisiyle uygulanır.
* İşlem süresi kısadır.
* Günlük yaşama dönüş genellikle hızlıdır.
* Göz kuruluğu riskinin klasik bazı lazer yöntemlerine göre daha düşük olması beklenir.
* Kontakt lens ve gözlük kullanım ihtiyacını azaltabilir.
* Konforlu ve güvenli bir tedavi seçeneği sunar.

Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Smile Pro Lazer öncesinde hastanın göz numarası, kornea kalınlığı, kornea haritası ve genel göz sağlığı detaylı olarak değerlendirilir. Uygunluk tespit edildikten sonra işlem planlanır. Tedavi sonrası doktorun önerdiği damlalar düzenli kullanılmalı ve kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır.
Robotik Göz Lazer Tedavisi
Robotik Göz Lazer Tedavisi, kırma kusurlarının tedavisinde ileri teknoloji lazer sistemleri kullanılarak uygulanan modern bir tedavi yaklaşımıdır. Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi görme kusurlarında, hastanın göz yapısına göre kişiselleştirilmiş lazer planlaması yapılabilir.
Hisar Hospital’da robotik göz lazer tedavisi öncesinde hastanın kornea yapısı, göz numarası, göz kuruluğu durumu ve genel göz sağlığı detaylı olarak değerlendirilir. Uygun hastalarda, lazer tedavisi yüksek hassasiyetle uygulanır.
Robotik Göz Lazer Tedavisi Kimler İçin Uygundur?
* Gözlük veya kontakt lens kullanmak istemeyen,
* Miyop, hipermetrop veya astigmat problemi olan,
* Göz numarası belirli süre stabil olan,
* Kornea yapısı lazer tedavisine uygun bulunan,
* Detaylı göz muayenesi sonucunda uygun görülen hastalar için değerlendirilebilir.
Robotik Göz Lazer Tedavisinin Avantajları
* Kişiye özel lazer planlaması yapılabilir.
* Yüksek hassasiyetle uygulama imkânı sunar.
* İşlem süresi genellikle kısadır.
* Gözlük ve lens bağımlılığını azaltabilir.
* Tedavi süreci hasta konforu gözetilerek planlanır.
* Modern teknolojiyle güvenli ve etkili bir yaklaşım sağlar.

No Touch Lazer
No Touch Lazer, göz yüzeyine herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan ve göze temas edilmeden uygulanan excimer lazer tedavi yöntemidir. Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisinde uygun hastalarda tercih edilebilir.
Hisar Hospital’da No Touch Lazer tedavisi öncesinde hastanın göz yapısı detaylı olarak değerlendirilir; kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı incelenerek kişiye özel tedavi planı oluşturulur.
No Touch Lazer Kimler İçin Uygundur?
* Gözlük veya lens kullanmak istemeyen,
* Miyop, hipermetrop veya astigmat problemi olan,
* Kornea yapısı uygun bulunan,
* Göz numarası stabil seyreden,
* Detaylı göz muayenesi sonucunda lazer tedavisine uygun görülen hastalar için değerlendirilebilir.
No Touch Lazerin Avantajları
* Göze temas edilmeden uygulanır.
* Cerrahi kesi oluşturulmaz.
* İnce kornea yapısına sahip bazı hastalarda alternatif olabilir.
* İşlem süresi kısadır.
* Gözlük ve lens ihtiyacını azaltmaya yardımcı olabilir.
* Kişiye özel tedavi planlaması yapılabilir.

Katarakt
Katarakt, göz merceğinin şeffaflığını kaybederek bulanıklaşmasıdır. Genellikle 50 yaş sonrası görülen bu hastalık, doğuştan da olabilir. Belirtileri arasında;
- Bulanık görme,
- Renklerin soluk görünmesi,
- Gece görüşünde bozulma
- Göz kamaşması yer alır
Tedavisinde dikişsiz katarakt cerrahisi (FAKO) uygulanmaktadır. Bu yöntemle bulanıklaşmış mercek çıkarılarak yerine yapay lens takılır. Özellikle yeni geliştirilen lensler sayesinde hastalar uzak ve yakın gözlüklerinden kurtulabilmektedir.

Glokom (Göz Tansiyonu)
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinin zarar görmesidir. Sıklıkla sinsi ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde belirti vermeyebilir.
İleri safhalarda meydana gelen belirtileri;
- Göz ağrısı,
- Baş ağrısı,
- Bulanık görme
- Görme alanı kaybı görülür.
Risk Faktörleri
- 40 yaş üstü olmak,
- Şeker
- Guatr hastalıkları
- Ailede glokom öyküsü
- Uzun süreli kortizon kullanımı yer alır.
Tedavisi:
- Göz damlaları,
- Lazer
- Cerrahi yöntemler kullanılmaktadır.

Retina hastalıkları
Retina, gözün arka kısmında ışığı algılayan hassas tabakadır. Başlıca retina hastalıkları şunlardır: retina dekolmanı (retinanın ayrılması), diyabetik retinopati (şeker hastalığının göze vurması), retinitis pigmentosa (gece körlüğü) ve makula ödemi.
Belirtileri arasında
- Görme kaybı,
- Görüş alanında karanlık noktalar,
- Işık çakmaları
- Uçuşan cisimler görme sayılabilir.
Tedavileri hastalığın türüne göre değişir:
- Lazer tedavisi,
- Göz içi enjeksiyonlar
- Cerrahi müdahaleler uygulanabilir.

Kuru göz sendromu
Kuru göz, gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi veya kalitesinin bozulması sonucu ortaya çıkar.
Belirtileri;
- Gözlerde batma,
- Yanma,
- Kum varmış hissi,
- Kaşıntı ve kızarıklık tipik belirtileridir.
İlginç şekilde bazen aşırı sulanma şeklinde de kendini gösterebilir. Bilgisayar kullanımı, klimalar ve kontakt lens kullanımı riski artırır.
Tedavisi;
- Suni gözyaşı damlaları,
- Gözyaşı kanalı tıkaçları
- Göz çevresini nemli tutmak gibi yöntemler uygulanır.

Şaşılık ve Astigmat
Şaşılık, gözlerin paralel bakamaması durumudur. Doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. Tedavi edilmeyen şaşılık, göz tembelliğine yol açabilir.
Şaşılık Tedavisinde;
- Gözlük,
- Göz egzersizleri,
- Prizmatik camlar ve
- Cerrahi yöntemler uygulanır.
Astigmat Tedavisinde;
- Gözlük,
- Kontakt lens veya
- Lazer cerrahisi kullanılabilir.

Astigmat ise korneanın düzgün kavislenmemesi sonucu oluşan kırma kusurudur. Bulanık ve çarpık görmeye neden olur.
Miyop, Hipermetrop ve Üveit
Miyop (uzağı görememe), hipermetrop (yakını görememe) ve astigmatizma en yaygın kırma kusurlarıdır.
Bunların düzeltilmesinde
- Gözlük,
- Kontakt lens veya
- Refraktif cerrahi yöntemleri kullanılır.
Üveit ise gözün orta tabakasının iltihaplanmasıdır. Ağrı, kızarıklık ve görme bulanıklığına neden olabilir. İlaç tedavisiyle kontrol altına alınabilir.

Sarı Nokta ve Konjonktivit
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), merkezi görmeyi sağlayan retina bölgesinin bozulmasıdır. İleri yaşlarda görülen bu hastalıkta merkezi görme azalır, düz çizgiler eğri görülür. Kuru ve yaş tip olmak üzere iki türü vardır. Yaş tipte göz içi enjeksiyonlar, kuru tipte ise vitamin takviyeleri önerilir. Konjonktivit ise gözün dış zarının iltihaplanmasıdır. Bakteriyel, viral veya alerjik olabilir. Kızarıklık, kaşıntı ve sulanmayla kendini gösterir, genellikle göz damlaları ile tedavi edilir.

Göz Hastalıklarının Belirtileri
Göz belirtileri, vücudun alarm sistemi gibi çalışarak olası sorunlara karşı bizi uyarır. Bu belirtileri tanımak, göz sağlığımızı korumada ve erken teşhiste büyük önem taşır. Peki hangi belirtiler hangi göz hastalıklarına işaret edebilir?
Gözde kızarıklık ve ağrı
Gözde kızarıklık, göz yüzeyindeki küçük kan damarlarının genişlemesiyle oluşur ve genellikle alerjik reaksiyonlar veya göz kuruluğu nedeniyle ortaya çıkar. Kızarıklık tek başına ciddi bir durum olmayabilir ancak göz ağrısıyla birlikte görüldüğünde dikkat edilmelidir.
Göz ağrısının çeşitli nedenleri vardır. Düzeltilmemiş kırma kusurları, uygun olmayan gözlük kullanımı, hipertansiyon ve migren gibi durumlar göz ve çevresinde ağrıya neden olabilir. Göze hafifçe bastırıldığında şiddeti artan ağrılar, gözün iç tabakalarındaki bir iltihabın belirtisi olabilir. Ağrının kızarıklık veya görme bulanıklığı ile birlikte olduğu durumlarda acil olarak doktora başvurulmalıdır.
Bulanık görme ve görme kaybı
Bulanık görme, görme keskinliğinin azalması ve nesneleri net olarak görememe olarak tanımlanır. Bazı durumlarda geçici, bazı durumlarda ise kalıcı olabilir. Miyop, hipermetrop ve astigmatizma gibi kırma kusurlarından kaynaklanabileceği gibi katarakt, glokom, diyabetik retinopati veya makula dejenerasyonu gibi hastalıkların belirtisi de olabilir.
Ani başlayan görme kaybı, ciddi bir durumun habercisi olabilir. Retina dekolmanı, optik nörit, göz içi kanama ya da geçici iskemik atak gibi durumlar acil müdahale gerektirir. Birden gelişen görme kaybı göz damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkabileceği gibi beyin kan dolaşımındaki bozukluğa (inme riski) da bağlı olabilir. Gelip geçici dahi olsa görme kaybı ihmal edilmemesi gereken bir uyarıdır.
Kuruluk ve sulanma
Göz kuruluğu, gözlerin rahatlayacağı seviyede gözyaşı üretemediği durumlarda ortaya çıkar. En tipik belirtileri arasında gözde yanma, batma hissi, kızarıklık, ışığa hassasiyet ve bulanık görme yer alır. İlginç biçimde, göz kuruluğu olan kişilerde paradoksal olarak gözlerin sulandığı da görülebilir. Bu durum, göz yüzeyinin kuruluğuna karşı refleks olarak fazla gözyaşı üretimiyle ilişkilidir.
Gözyaşı üretiminin ya da boşaltımının bozulması gözlerde yaşarmaya neden olabilir. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, göz kuruluğu refleks yolla gözde yaşarma belirtisi verebilir. Ayrıca, alerjik hastalıklar, toksik ortamlar ve enfeksiyonlar da gözlerde sulanmaya yol açabilir.
Işığa duyarlılık
Fotofobi olarak da bilinen ışığa duyarlılık, parlak ışığa karşı aşırı hassasiyet durumudur. Belirtileri şunları içerir:
- Gözlerde ağrı veya batma
- Parlak ışıkta göz kırpma ya da gözleri kısma
- Göz sulanması ve yanma hissi
- Baş ağrısı (özellikle migrenle birlikte)
- Bulantı ve baş dönmesi
Işığa hassasiyet; göz kuruluğu, hipermetropi, astigmatizma, alerji ve bazı doğuştan retina hastalıklarında görülebilir. Çocuklarda ışıktan rahatsız olma genellikle hipermetropiye işaret ederken, gençlerde alerji, orta ve ileri yaşta ise göz kuruluğu kaynaklı olabilir.
Gözde yapısal değişiklikler
Şaşılık, çift görme, göz kapağı düşüklüğü gibi yapısal değişiklikler göz kasları ve çevresindeki problemlerden kaynaklanabilir. Bunlar, myastenia gravis, multipl skleroz ve diyabet gibi ciddi hastalıkların ya da tümörlerin belirtisi olabilir.
Gözün önünde hareket eden siyah noktalar, ince iplikçikler veya sinek şeklinde tanımlanan hareketli cisimler vitreus ve retina hastalıklarının habercisi olabilir. Özellikle karanlıkta daha fazla fark edilen ışık çakmaları, retina tabakasındaki bir yırtığın belirtisidir ve acilen tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilir.
Gözlerinizde herhangi bir belirti fark ettiğinizde, erken teşhis ve doğru tedavi ile birçok göz hastalığı kontrol altına alınabilir. Dolayısıyla, bu belirtiler göründüğünde vakit kaybetmeden bir göz uzmanına başvurmak büyük önem taşır.
Tanı yöntemleri nelerdir?
Göz hastalıklarının doğru teşhisi, etkili tedavinin ilk adımıdır. Modern teknoloji sayesinde göz doktorları, hastalıkları erken aşamada tespit edebilen çeşitli tanı yöntemlerine sahiptir. Bu yöntemler, gözün farklı yapılarını detaylı inceleme olanağı sunar.
OCT (Optik Koherens Tomografi)
OCT, retinanın detaylı kesitsel görüntülerini elde etmek için ışığın eşevrelilik özelliğini kullanan, mikrometre seviyesinde çözünürlük sağlayan gelişmiş bir görüntüleme tekniğidir. Ultrasonun optik versiyonu olarak da anılan bu yöntem, göze zarar vermeden uygulanabildiği için oftalmolojide yaygın kullanım alanı bulmuştur.
Bu test, özellikle maküla hastalıklarının değerlendirilmesinde çok değerlidir. Maküla delikleri, retina altındaki sıvı veya kanama birikimi, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve diyabetik retinopati gibi hastalıkların tanı ve takibinde kullanılır. Ayrıca, glokom hastalarında optik sinir başı ve retina sinir lifi kalınlığının değerlendirilmesine olanak sağlar.

Fundus Fotoğrafçılığı
Fundus fotoğrafçılığı, retinanın, optik sinirin ve göz dibindeki kan damarlarının ayrıntılı görüntülerini yakalamak için kullanılan önemli bir tanı aracıdır. Bu non-invaziv teknik, göz dibine ait yapıların durumlarını renkli olarak göstermeye ve arşivlemeye imkan tanır.
Diyabetik retinopati, makula dejenerasyonu ve glokom gibi sık görülen göz hastalıklarının tanı ve takibinde fundus fotoğrafları büyük önem taşır. Modern fundus kameralarıyla geniş açılı görüntüler elde edilebilmekte, böylece retinanın daha geniş alanları incelenebilmektedir.
Tonometri (Göz içi basınç ölçümü)
Göz içi basıncının ölçümüne tonometri adı verilir. Glokom hastalığının tanı ve takibinde vazgeçilmez olan bu test, üç ana yöntem ile uygulanır: dijital tonometri, indentasyon tonometrisi ve aplanasyon tonometrisi.
Goldmann tonometresi, en sık kullanılan ve gerçeğe en yakın değer elde edilebilen tonometridir. Biyomikroskoplara monte olan bu aletin düzleştirici yüzeyi göze temas ettirilir ve göz içi basınç değeri mm civa cinsinden okunur. Hava üflemeli (non-kontakt) tonometride ise cihazın göze teması yoktur, enfeksiyon taşıma riski bulunmaz ve kornea bir hava üflemesiyle düzleştirilerek ölçüm yapılır.
Görme Alanı Testi
Görme alanı testi, hem merkezi hem de çevresel görüş alanındaki olası kayıpları tespit etmek amacıyla kullanılan psikofizik bir testtir. Özellikle glokom hastalarında sık kullanılan bu test, retina ve optik sinir hastalıklarının değerlendirilmesinde de önemli rol oynar.
Bilgisayarlı görme alanı testinde hasta, cihazın içinde tam karşısındaki bir ışık noktasına bakarken yan taraflarda beliren ışıklara tepki verir. Bu sayede retinanın farklı bölgelerinin ışık duyarlılığı ölçülür ve görme alanı haritası çıkarılır. Bu test, glokom tedavisinin etkinliğini değerlendirmede ve hastalığın ilerleyişini izlemede hayati önem taşır.
Elektroretinografi (ERG)
ERG, retinanın elektriksel aktivitesini ölçen nörofizyolojik bir testtir. Bu test, retina hücrelerinin ışığa verdiği elektriksel yanıtı kaydederek retina fonksiyonunu değerlendirir.
Uygulama sırasında göz yüzeyine yerleştirilen elektrotlar yardımıyla, ışık uyaranlarına karşı retina hücrelerinin verdiği elektriksel tepki ölçülür. ERG testi, retinitis pigmentosa, retinal dejenerasyonlar, makula dejenerasyonu gibi hastalıkların teşhisinde önemli bir araçtır. Ayrıca, katarakt cerrahisi öncesi retina işlevinin değerlendirilmesinde de kullanılır.
Floresein Anjiyografi (Göz Anjiyosu)
Floresein anjiyografi, floresein adlı madde kullanılarak retina damarlarının görüntülemesinin sağlandığı bir tanı yöntemidir. Bu işlemde hastanın kol damarından verilen floresein boyası saniyeler içinde göz damarlarına ulaşır ve göz dibinin damarsal yapılarının fotoğrafları çekilir.
Bu test, özellikle retina hastalıklarının, diyabetik retinopatinin ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun tanı ve takibinde değerli bilgiler sağlar. Yaklaşık 10 dakika süren bu işlem, retinadaki damarların sızdırma özelliğini, tıkanıklıkları ve anormal damar oluşumlarını görüntülemeye olanak tanır.
Göz hastalıklarının tedavi yöntemleri
Göz hastalıklarının tedavisi, sorunun türüne ve şiddetine bağlı olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Doğru teşhis sonrası göz doktorunuz tarafından gözlük kullanımı, ilaç tedavisi veya cerrahi girişim gibi tedavi yöntemleri önerilebilir. Görme sorunlarının erken dönemde tedavi edilmesi, ilerleyici görme kayıplarını önlemek açısından büyük önem taşır.
İlaç Tedavisi
Göz hastalıklarının tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Göz damlaları, genellikle gözü nemlendirmek, glokom ve enfeksiyon gibi problemleri tedavi etmek amacıyla tercih edilir. Göz pomadları ise, etkilerin daha uzun süre devam etmesi istendiğinde kullanılır. Bu ilaçlar bazen geçici olarak yanma, kaşıntı veya kızarıklığa neden olabilir.
İlaç uygulaması sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Damlalık veya pomad tüpünün ucu kesinlikle göze temas ettirilmemeli, ilaç şişeleri kontaminasyonu önlemek için belirtilen süre içinde kullanılmalıdır. Göz hastalıklarında antibiyotik ve anti-enflamatuar ilaçların uygulanması, tedavinin önemli bir parçasıdır.
Cerrahi Müdahaleler
Bazı göz rahatsızlıklarında cerrahi müdahale gerekebilir. Katarakt ameliyatında bulanıklaşmış mercek çıkarılarak yerine yapay bir mercek yerleştirilir. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizm gibi kırma kusurları için refraktif cerrahi teknikler uygulanabilir.
Yüksek numaralı gözlük kullananlar için Fakik Göz İçi Lens Cerrahisi tercih edilebilir. Bu teknik, yaklaşık 20 yıldır başarıyla uygulanmaktadır ve özellikle 20-45 yaş arasındaki kişiler için uygundur. Göz içi enjeksiyonlar (intravitreal), özellikle retina ve makula kaynaklı hastalıkların neden olduğu görme kaybını durdurmak veya yavaşlatmak için kullanılır.
Lazer Tedavileri
Lazer teknolojisi, göz tedavisinde 1970’lerden beri güvenle kullanılmaktadır. Excimer Lazer uygulamasında, korneanın şekli değiştirilerek ışığın retinanın tam üzerinde odaklanması sağlanır. Bu yöntem özellikle miyopi, hipermetropi ve astigmatizm tedavisinde yaygın olarak tercih edilmektedir.
Diyabetik retinopati tedavisinde Argon lazer kullanılarak sızıntı yapan damarlar yakılır ve daha fazla sızma engellenir. Glokom hastalarında SLT (selektif lazer trabeküloplasti) ile göz içi basınç düşürülerek görme korunur. Katarakt ameliyatı sonrası bulanıklık gelişen hastalarda YAG lazer kullanılarak görme hızla düzeltilebilir.
Gözlük ve Kontakt Lens Kullanımı
Kırma kusurları için en sık kullanılan tedavi yöntemi gözlük ve kontakt lens kullanımıdır. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizm için gözlük camları, kontakt lensler ve refraktif cerrahi yöntemleri kullanılabilir. Her yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır.
Kontakt lens kullanımı gözlüğe göre daha avantajlı olabilir, ancak alerji ve enfeksiyona yol açabilmektedir. Ayrıca sürekli bakım gerektirmesi de bir dezavantaj olarak kabul edilir. Lenslerin hijyenine dikkat edilmemesi, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir.
Suni Gözyaşı ve Destekleyici Damlalar
Göz kuruluğu tedavisinde suni gözyaşı damlaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu damlalar, gözdeki kuruluğu gidererek rahatlatıcı etki sağlar ve bakteriyel hastalıklara karşı koruma sağlar. Kuru göz sendromu olan kişilerde günde iki defadan saatte birkaç defaya kadar kullanılabilir.
Suni gözyaşı damlaları kullanılırken el hijyenine dikkat edilmelidir. Damlalar direkt göze damlatılmalı ve damlatma sonrası göz bir süre kapalı tutulmalıdır. Nadir de olsa gözde kaşınma, şişme veya alerjik reaksiyonlar görülebilir
Sıkça Sorulan Sorular
Gözlerimizle ilgili merak ettiğimiz birçok konu vardır. Bunların başında göz sağlığımızı etkileyen durumlar gelir. İşte göz sağlığıyla ilgili en çok merak edilen sorular ve yanıtları.
Göz altı kararması neden olur?
Göz altı morlukları genellikle yeterince uyumama, yaşlanma ve yorgunluktan kaynaklanır. Ayrıca tiroid rahatsızlıkları ile D, K ve E vitaminlerindeki eksiklikler de göz altı kararmasına neden olabilir. Göz çevresindeki küçük kılcal damarların deri altında sızdırması sonucu hemosiderin pigmentinin ciltte birikmesi bu durumu ortaya çıkarır. Genetik faktörler, su tüketimi azlığı, güneşe fazla maruz kalma ve anemi diğer etkenler arasındadır.
Göz yanması neyin belirtisidir?
Göz yanması; alerjiler, tahriş edici maddeler, gözyaşı eksikliği veya göz kapağı iltihabı gibi durumlardan kaynaklanabilir. Özellikle bilgisayar kullanımı sırasında göz kırpma sayısının azalması, göz yüzeyinin kurumasına ve yanma hissine neden olur. Konjonktivit, pterjium ve göz enfeksiyonları da yanma belirtisi gösterebilir. Bazı durumlarda, göz yanması daha ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
Göz altı şişmesi hangi hastalıkların belirtisidir?
Göz altı şişmesi alerjilerden böbrek rahatsızlıklarına kadar pek çok sorunun belirtisi olabilir. En sık nedenlerinden biri alerjilerdir; polen, toz ve hayvan tüyü gibi alerjenler göz çevresinde iltihaplanmaya yol açar. Sinüzit, böbrek fonksiyon bozuklukları, tiroid sorunları ve kalp yetmezliği de göz altında ödem oluşturabilir. Yetersiz uyku ve hormonal değişiklikler de bu duruma neden olabilir.
Diyabet gözleri nasıl etkiler?
Diyabet, uzun dönemde gözde ciddi hasarlara yol açabilir. En sık görülen etki “diyabetik retinopati”dir – günümüzde gelişmiş ülkelerde dahi 20-65 yaş grubunda önde gelen körlük nedenlerinden biridir. Diyabet gözdeki damarlarda hasar oluşturarak kanama ve sızıntılara yol açar. Şeker hastalarının tanı konduğunda ilk göz muayenesini yaptırmaları ve sonrasında yıllık kontrolleri aksatmamaları önemlidir.
Kuru göz hastalığı nedir?
Kuru göz, gözlerin yeterli derecede nemlenemediği bir hastalıktır. Gözyaşında yapısal değişiklikler veya gözyaşı miktarında azalma olduğunda gözlerdeki nem dengesi bozulur. Belirtileri arasında yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık ve ışığa hassasiyet bulunur. Uzun süre ekran karşısında çalışma, kontakt lens kullanımı, yaş ve bazı ilaçlar kuru göze neden olabilir.
Üveit nedir ve nasıl tedavi edilir?
Üveit, gözün orta tabakası olan uvea tabakasının iltihaplanmasıdır. Behçet hastalığı gibi bağışıklık sistemi sorunları, virüsler, bakteriler veya göz yaralanmaları nedeniyle oluşabilir. Belirtileri arasında gözde kızarıklık, ağrı ve bulanık görme yer alır. Tedavisi için erken teşhis çok önemlidir. Genellikle antienflamatuar ilaçlar ve göz damlaları kullanılır, enfeksiyon varsa antibiyotikler de tedaviye eklenir.
Sarı nokta hastalığı nedir?
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), gözün merkezi görmesinden sorumlu makula bölgesindeki yapısal bozulma sonucu ortaya çıkan ve zamanla görme kaybına neden olabilen bir hastalıktır. Kuru ve yaş tip olmak üzere iki formu vardır. Kuru tipte makula altında birikimler oluşurken, yaş tipte anormal damar oluşumu ve kanama görülür. Belirtileri arasında çarpık görme, merkezi görme kaybı ve detayları ayırt etmede zorluk bulunur.
Göz kontrolü ne sıklıkla yapılmalı?
Göz muayenesi sıklığı yaşa ve risk faktörlerine göre değişir. Bebekler 9-12 aylıkken ilk göz muayenesini olmalıdır. Çocuklar 3 yaş civarında ve okula başlama döneminde (6-7 yaş) tekrar muayene edilmelidir. Yetişkinler 40 yaşından sonra düzenli göz kontrollerini aksatmamalıdır. Diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalığı olanlar ve ailede göz hastalığı öyküsü bulunanlar daha sık kontrole gitmelidir.
SİZİ ARAYALIM
DOKTORLARIMIZ
Sağlığınız bizim için her şeyden değerli…







