Otizm
Otizm spektrum bozukluğu (OSB) kişilerde iletişim, sosyal etkileşimde zorlanma, tekrarlayıcı davranışlar gibi semptomlara yol açan nörogelişimsel bir farklılıktır. Genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluştuğu düşünülen otizm farklı şekillerde kendini gösterebilir. Otizmin kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte erken tanı çocukların iletişim ve sosyal etkileşim kurma becerilerini geliştirebilir. OSB yaygın kanının aksine bir hastalık değil nörolojik bir farklılıktır. Bu bağlamda bozukluğun tedavisi yerine çocuğun hayatta karşılaşabileceği zorluklarla nasıl başa çıkabileceğine odaklanmak önemlidir.
Otizm Nedir?
Otizm, toplumsal etkileşim ve iletişimde yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlı ilgi alanları ile karakterize nöro gelişimsel bir bozukluktur. Bozukluğun temelinde çocuğun çevresi ile kurduğu iletişimi belirlemeden sorumlu beyin bölgesinin normalde olması gerekenden farklı çalışması yatar. OSB tanısı bazı durumlarda yetişkinlikte de konulabilir. Tanının geç konulması, bozukluğun ebeveynlerin kötü davranışları, çocukların yaşadığı psikolojik travmalar gibi nedenlerle sonradan da edinilebileceği algısına yol açabilir. Oysa, sendroma sahip kişiler nörodiverjan (nöroçeşitlilik) insanlardır yani OSB’li kişilerin beyinleri doğumdan itibaren normalde olması gerekenden farklı çalışır. Bu nedenle otizmli çocuklar yaşıtlarından farklı alanlarda daha başarılı olabilirken diğer konularda yardıma ihtiyaç duyabilirler.
DSM-5’e göre (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı) OSB, şu anda veya geçmişte, sosyal iletişim ve etkileşimde birden fazla alanda kalıcı eksikliklere neden olan beyin fonksiyonlarındaki farklılıklar olarak tanımlanır. Araştırmalar dünya genelinde her 100 çocuktan 1’inin OSB’li olduğunu ve vakaların düşük ve orta gelirli ülkelerde daha fazla olabileceğini gösterir.
OSB sosyal, iletişimsel ve davranışsal zorluklar ile karakterizedir. Gelişen zorluklar kişinin ihtiyacı olan desteğe göre hafif, orta veya şiddetli seviyelerde olabilir. DSM-5 ile birlikte tüm farklı otizm türleri OSB başlığı altında ele alınır. DMS-5 öncesinde yapılan eski sınıflandırmalara göre tanımlanan bazı türler şu şekildedir:
- Asperger sendromu: Spektrumun daha hafif ucunda yer alan Asperger sendromu genellikle yüksek zeka, gelişmiş dil becerileri ve günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak sürdürebilme becerisi ile kendisini gösterir. DSM-5 öncesinde Asperger tek başına bir tanı olarak değerlendirilmekteyken günümüzde OSB altında ele alınır. Sosyalleşme noktasında bazı zorluklar yaşasalar da Asperger sendromlu kişiler özellikle ilgilerini çeken konularda derin bir bilgiye sahip olabilir ve bu konular üzerine uzun süre konuşabilirler.
- Atipik otizm: Atipik yaygın gelişimsel bozukluk olarak da bilinen atipik otizm, Asperger sendromundan daha ağır fakat otistik bozukluktan daha hafif belirtiler gösteren kişileri tanımlamak için kullanılır. Sendromun belirtileri arasında sosyal iletişimde zorluk gibi tipik belirtiler görülse de tekrarlayıcı davranışlar veya kısıtlayıcı ilgi alanları görülmeyebilir.
- Otistik bozukluk: Otistik bozukluk; Asperger ve atipik otizme göre daha şiddetli belirtilerle kendini gösterir.
- Çocukluğun dezintegratif bozukluğu (ÇDB): Heller sendromu olarak da bilinen çocukluğun dezintegratif bozukluğu bozukluğun en nadir ve en şiddetli kısmında yer alır. Bu bozukluk normal gelişim gösteren çocukların 2-4 yaş aralığına geldiğinde sosyal etkileşimlerini, dil ve zihinsel becerilerini hızla kaybetmeleriyle kendisini gösterebilir. Aynı zamanda ÇDB’li bebek ve çocuklarda epilepsi gibi nörolojik sorunlar da gelişebilir.
Günümüzde yukarıda sayılan bozuklukların tümü OSB başlığı altında ele alınır. Bununla birlikte Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütü tanı kriterlerinin kullanılması nedeniyle bazı durumlarda aileler çocuklarının sağlık raporlarında atipik otizm tanısı ile karşılaşabilir.
Otizm Nasıl Olur?
Otizm spektrum bozukluğu hem kalıtsal hem de çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan bir farklılık olarak kabul edilir. Kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beyin gelişimini etkileyen çeşitli faktörlerin bu bozukluğa yol açabileceği düşünülmektedir. Örneğin gebelik sırasında yaşanan komplikasyonlar, ebeveyn yaşı, düşük doğum ağırlığı gibi faktörler bozukluğun görülme riskini artırabilir. Buna göre OSB’nin olası nedenleri şöyle sıralanabilir:
- Genetik faktörler: Genetik faktörler OSB oluşumunda rol oynayabilir. Bazı vakaların belirli genetik sendromlarla veya mutasyonlarla ilişkili olabileceğini gösteren çeşitli çalışmalar vardır. Buna karşın bu farklılığa neden olan spesifik bir gen veya mutasyon olduğunu söylemek zordur. OSB çeşitli genlerin etkisiyle ortaya çıkabilir. Genetik faktörler beyin gelişimini, beyindeki nöronlar arasındaki iletişimi ve belirtilerin şiddetini etkileyebilir. Rett sendromu veya frajil X sendromu gibi bazı genetik bozukluklar nörogelişimsel farklılığa neden olabilir.
- Çevresel Faktörler: Araştırmalar viral enfeksiyon hastalıkları, hamilelik sırasında kullanılan bazı ilaçlar, gebelik komplikasyonları ve çevresel kirleticilere maruziyet gibi faktörlerin OSB riskini artırabileceğini öne sürmektedir.
Sayılanların yanı sıra bazı faktörler OSB görülme riskini artırabilir. Buna göre başlıca risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:
- Cinsiyet: Araştırmalara göre erkek çocuklar kız çocuklara kıyasla dört kat daha fazla OSB riski taşır.
- Aile öyküsü: Ailesinde herhangi bir OSB tanısı olan çocuklarda bozukluğun görülme riski daha yüksek olabilir.
- Prematüre doğum: Çeşitli çalışmalar 26 haftadan önce doğan bebeklerde riskin artabileceğini göstermektedir.
- Anne ve babanın yaşı: İleri yaşta ebeveyn olmaya bağlı riskin arttığını gösteren bazı çalışmalar vardır.
Ek olarak, son yıllarda yapılan çeşitli çalışmalar çocukluk çağında uygulanan aşıların bozukluğa neden olduğunun bilimsel bir temeli olmadığını gösterir.
Otizm Belirtileri Nelerdir?
Otizm spektrum bozukluğuna adını veren spektrum çeşitlilik anlamına gelir. Bu nedenle belirtiler de yaşa ve bozukluğun türüne göre değişiklik gösterebilir. Bebeklerde otizm belirtileri arasında göz teması kuramama, ismine yanıt vermeme ve yüz ifadesinin donuk olması gibi semptomlar sayılabilir. 6 aylık bebekte otizm belirtileri net olarak anlaşılmayabilirken bebek büyüdükçe semptomlar daha belirgin hale gelebilir. Örneğin, 1 yaşında otizm belirtileri olarak seslere tepki vermeme veya çevreye ilgi göstermeme, 2 yaş otizm belirtileri olarak konuşma gecikmesi ve tekrarlayıcı davranışlar gözlenebilir. Buna göre başlıca belirtiler şunlardır:
- Sosyal iletişim ve etkileşimde yetersizlik: OSB’li çocuklar göz teması kurmakta veya karşısındaki kişilerin yüz ifadelerini anlama noktasında zorluk yaşayabilir. Genellikle isimleri ile seslenildiğinde tepki vermez ve etrafındaki insanlara ilgisiz kalabilirler. Bunun yanı sıra duygularını ifade etmek ve başkalarının hislerini anlamakta güçlük yaşayabilirler.
- Dil ve iletişim sorunları: Bazı bebeklerde ve çocuklarda konuşma gecikmesi görülebilir hatta bazı çocuklar hiç konuşmayabilir. Konuşma yetisi olan çocuklar ise monoton bir tonla veya robotik bir tarzda konuşabilir. Konuşma becerileri gelişmiş olanlar bile sohbeti başlatma ve sürdürme noktasında zorluk yaşayabilir, sadece ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmayı tercih edebilirler. Buna karşın Asperger sendromu gibi farklılıklara sahip olanlarda konuşma ve dil becerisinin oldukça geliştiği gözlenebilir.
- Tekrarlayan davranışlar ve rutinlere bağlılık: Farklılığa sahip kişiler el çırpma, dönme veya belirli sesleri tekrarlama gibi sık sık aynı hareketi tekrarlama davranışı gösterebilir. Günlük rutinlerde en ufak bir değişiklik olması bu kişilerin yoğun stres ve kaygı yaşamasına yol açabilir. İlave olarak belirli eşyalara veya konulara aşırı ilgi gösterme eğiliminde olabilirler.
- Duyusal hassasiyet: Bozukluğa sahip bazı bireyler ışık, ses veya dokunma gibi duyusal uyaranlara karşı alışılmadık tepkiler verebilir. Örneğin bazı çocuklar yüksek sese veya parlak ışıklara aşırı hassas olabilirken diğerleri ağrı veya sıcaklık gibi hislere karşı tepkisiz kalabilir
Sayılan belirtiler her kişide farklı seviyelerde ortaya çıkabilir. Erken teşhis ve uygun tedavi planlaması ile semptomların şiddeti hafifletilebilir ve kişinin yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir.
Otizm Tanısı Nasıl Konulur?
Günümüzde tanı için kullanılabilecek spesifik bir otizm testi yoktur. Bununla birlikte uzmanlar kişinin sosyal, iletişimsel ve davranışsal özelliklerini detaylı olarak değerlendirerek teşhis koyabilir. Bu nedenle uzmanlar çocukluk döneminde, özellikle bebeklerin henüz 18 – 24 aylıkken OSB taramasından geçmesini önermektedir. Uzmanların faydalandığı başlıca tanı yöntemleri aşağıdaki gibidir:
- Gelişimsel tarama: Tanının ilk adımı, çocuğun gelişim sürecini değerlendirmektir. çocuklar rutin kontroller sırasında gelişimsel gecikme belirtileri açısından taranır. Çocuğun bilişsel, dil, sosyal ve motor becerilerinin incelendiği süreçte pediatristler çocukta nörogelişimsel bir farklılığın varlığından şüphelenirse aileleri gelişimsel pediatrist, çocuk nöroloğu, psikolog ve konuşma terapisti gibi uzmanlara yönlendirebilir.
- Davranışsal gözlem: Uzmanlar için çocuklarının erken dönemdeki gelişim özellikleri, davranışları ve sosyal etkileşimleri hakkında aileden alınan bilgiler önemlidir. Çocukların sosyal etkileşimleri, oyun oynama biçimleri ve çevreyle kurdukları iletişim hakkında bilgi sahibi olunması tanı sürecine yardımcı olabilir.
- Ek testler: Bazı durumlarda belirtilerin başka bir nörolojik veya genetik bozukluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek için genetik testler veya nörolojik taramalar yapılabilir.
OSB tanısında uzmanlar DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) kriterlerine göre değerlendirme yapar. DSM-5’ye göre OSB sosyal etkileşimde, dilde zorluklar ve tekrarlayan davranışlarda görülen belirgin farklılıklar olarak tanımlanır. Bunlardan bir veya birkaçının bulunması uzmanların OSB’den şüphelenmesine neden olabilir.
Otizm Tedavisi Nasıl Yapılır?
Günümüzde OSB için kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte erken dönemden itibaren uygulanan destekleyici tedavi ve eğitimler kişilerin sosyal, iletişimsel ve davranışsal becerilerini geliştirmeye yardımcı olabilir. Böylece otizm tedavi süreci multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Tedavi sürecinde uzmanların sıklıkla başvurdukları temel yöntemler şunlardır:
- Davranış terapileri: Uygulamalı davranış analizi terapisi gibi davranış terapileri bozukluğa sahip kişilerin sosyal beceriler kazanmasına ve tekrarlayıcı davranışları azaltmasına yardımcı olur. Belirli davranışlar ödüllendirildiğinde çocukların bu davranışları tekrarlayacağı prensibine dayanan uygulamalı davranış analizi çocuğun tekrarlayan davranışları terk etmesine yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra konuşma terapisi ve mesleki terapi de iletişim ve motor becerilerin gelişimine katkı sağlayabilir.
- İlaç tedavisi: OSB için özel bir ilaç olmamakla birlikte bazı durumlarda bireyin uyku sorunları, anksiyete, dikkat eksikliği veya hiperaktivite gibi belirtilerini yönetmek için ilaçlar kullanılabilir.
- Aile eğitimi ve destek programları: Ailelerin çocuklarının davranışlarını yönetme, iletişim kurma ve günlük yaşam becerilerini geliştirme konusunda eğitim almaları bozukluğa sahip çocukların gelişiminde önemli rol oynayabilir.
- Sosyal beceriler eğitimi: Yetişkinlerde otizm belirtileri gözleniyorsa sosyal becerileri artırmaya yönelik özel eğitim programlarına başvurulabilir. Programlar kişinin iletişimde kendini ifade etme, arkadaşlık ilişkileri kurma ve toplum içinde daha rahat hareket etme becerilerini geliştirebilir.
- Duyusal terapi: Bazı bireyler için dokunma, ses veya ışık gibi uyaranlar oldukça rahatsızlık vericidir. Uyaranlara yönelik semptomları olanlarda, uyaranlara karşı daha uyumlu hale gelmelerine yardımcı olan duyusal entegrasyon terapileri uygulanabilir.
Erken dönemde başlanan bu destekleyici tedavi yöntemleri OSB’li bireylerin bağımsız yaşam becerilerini geliştirmelerine ve toplumsal yaşama uyum sağlamaları açısından önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Atipik Otizm Nedir?
Otizmin alt türlerinden birisi olan atipik otizm Asperger sendromundan daha ağır ancak otistik bozukluktan daha hafif semptomlarla karakterize OSB türüdür. Bu kişilerde sosyal iletişimde zorluklar görülebilirken tekrarlayıcı davranışlar ve kısıtlı ilgi alanları görülmeyebilir.
Otizm Genetik Mi?
Aile üyelerinde herhangi bir OSB tanısı olan kişilerde bozukluğun görülme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca bazı genetik hastalıklar da riski artırabilir. Bununla beraber genetik faktörler nörogelişimsel farklılıkları tek başına açıklayamaz.
Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?
OSB çocukluk çağında başlayan ve yaşam boyu süren sosyal etkileşim, iletişim ve davranışlarda farklılıklara yol açan nörogelişimsel bir farklılıktır.
Kaç Çeşit Otizm Vardır?
DSM-5’e göre OSB türleri tek bir çatı altında tanımlansa da eski tanımlamalara göre otizm; Asperger sendromu, atipik otizm, otistik bozukluk ve çocukluğun dezintegratif bozukluğu gibi alt kategorilere ayrılır.
En Hafif Otizm Hangisidir?
En hafif OSB genellikle Asperger sendromu olarak kabul edilir. Asperger sendromlu kişiler sosyal hayatta bazı zorluklar yaşasa da genellikle bağımsız olarak yaşayabilirler. Ek olarak bu kişilerin dil ve bilişsel becerilerinde belirgin bir eksiklik görülmez.
Otizmli Bir İnsan Kaç Yaşına Kadar Yaşar?
OSB’ye sahip kişilerin yaşam süresi toplumdaki diğer insanlara benzer şekilde genel sağlık durumlarına ve başkalarına ne derece bağımlı olduklarına bağlı olarak değişir.
Otizmli Çocuklar Normale Döner mi?
Günümüzde OSB’li çocukların tamamen normale dönmesini sağlayacak bir tedavi yöntemi yoktur. Bununla birlikte erken yaşta başlanan destekleyici terapiler çocukların becerilerini geliştirmeye ve sosyal yaşama daha kolay adapte olmalarına yardımcı olabilir.
Geçici Otizm Belirtileri Nelerdir?
OSB geçici bir farklılık değildir. Bununla birlikte göz temasından kaçınma, konuşma gecikmesi veya sosyal ilgisizlik gibi tipik belirtiler gelişimsel gerilik veya başka nedenlerle ortaya çıkabilir. Uzmanlar kesin teşhis koymadan önce çocuğu detaylı olarak inceler.
Otizm Geni Kimden Gelir?
Bozukluğun gelişiminde genetik faktörler önemli olmakla birlikte günümüzde otizme neden olduğu bilinen bir genden söz etmek mümkün değildir. Sonuç olarak OSB geninin kimden aktarılacağını söylemek de zordur.
Ağır Otizm Belirtileri Nelerdir?
Ağır otizm belirtileri arasında konuşmada zorluk, bazı vakalarda hiç konuşamama, göz temasından kaçınma, yoğun tekrarlayıcı davranışlar, ses ve ışık gibi uyaranlara şiddetli tepkiler verme gibi semptomlar sayılabilir.
Otizm belirtileri olduğunu düşündüğünüzde erken değerlendirme büyük fark yaratır.
Doğru tanı ve kişiye özel destek programları için Çocuk ve Ergen Psikolojisi uzmanlarımızdan randevu alabilirsiniz.
