
Plevra hastalıkları, akciğerlerinizi çevreleyen ve göğüs duvarına komşu olan iki tabakalı zar yapısını etkileyen tıbbi durumlardır. En sık görülen plevra hastalıkları arasında plörezi, plevral efüzyon (sıvı birikimi), pnömotoraks (hava kaçması) ve plevral tümörler yer alır. Plevral yapıların etkilenmesi solunum fonksiyonlarınızı doğrudan bozabileceği için erken tanı büyük önem taşır. Bu yazıda, plevra hastalıkları nelerdir, belirtileri, nedenleri, teşhis yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilmeniz gerekenleri açık bir dille anlatacağız.
Plevra Hastalıkları Nelerdir?
Plevra, akciğerlerinizin dış yüzeyini ve göğüs duvarınızın iç yüzeyini saran iki ince zardan oluşur. Bu zarlar arasındaki boşlukta az miktarda sıvı bulunur ve solunumunuz sırasında akciğerlerinizin rahat hareket etmesini sağlar. Plevra hastalıkları, bu zar yapılarının iltihaplanması, anormal sıvı birikimi veya hava kaçması gibi durumları kapsar.
Pnömotoraks (Akciğer Çökmesi)
Pnömotoraks, akciğer ile göğüs duvarı arasındaki plevra boşluğuna hava sızmasıyla ortaya çıkar. Biriken hava akciğerinizi iter ve kısmen ya da tamamen çökmesine neden olur. Bleb veya bül adı verilen hava keseciklerinin patlaması sonucu kendiliğinden gelişebilir.
Bu durum özellikle 20-40 yaş arasındaki genç, uzun boylu ve zayıf erkeklerde daha sık görülür. Göğüs travmaları, bazı tıbbi işlemler veya KOAH gibi akciğer hastalıkları da pnömotoraks gelişimine zemin hazırlar.
Plevral Efüzyon (Akciğer Zarında Sıvı Birikmesi)
Plevral efüzyon, plevra zarları arasında normalden fazla sıvı birikmesidir. Sağlıklı bir kişide bu boşlukta yaklaşık 20 ml sıvı bulunur. Ancak çeşitli nedenlerle sıvı salgılanmasının artması veya geri emiliminin azalması durumunda bu miktar artar.
Biriken sıvı akciğerinize baskı yaparak nefes almanızı zorlaştırır. Kalp yetmezliği, zatürre, tüberküloz, akciğer kanseri, böbrek ve karaciğer hastalıkları plevral efüzyona yol açabilir. Sıvının özelliğine göre transuda (berrak sıvı) veya eksuda (katkılı sıvı) olarak iki gruba ayrılır.
Ampiyem (Akciğer Zarında İltihap)
Ampiyem, plevra boşluğunda iltihap birikmesi anlamına gelir. Genellikle zatürrenin tedavi edilmemesi veya tedavinin başarısız olması sonucu bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle ortaya çıkar.
Günümüzde erken dönemde uygun antibiyotik kullanımı sayesinde ampiyem görülme oranı azalmıştır. Yüksek ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve balgam çıkarma en belirgin belirtileridir. Tedavi edilmediğinde hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.
Mezotelyoma (Akciğer Zarı Kanseri)
Mezotelyoma, plevra zarında gelişen nadir ancak agresif bir kanser türüdür. Vakaların büyük çoğunluğu asbest maddesine maruz kalma sonucu ortaya çıkar.
İlginç olan nokta, asbest maruziyetinden sonra belirtilerin ortaya çıkması 10 ila 50 yıl sürebilir. Hastalık genellikle akciğer zarlarında sıvı birikmesi ile bulgu verir. Göğüste batıcı ağrı, nefes darlığı ve açıklanamayan kilo kaybı yaygın semptomlar arasındadır.
Şilotoraks (Lenf Sıvısı Birikmesi)
Şilotoraks, plevra boşluğunda lenf sıvısının toplanmasıdır. Lenfatik sistemdeki duktus torasikus adlı ana damarın yaralanması sonucu gelişir. Kalp ameliyatı, göğüs cerrahisi, travma veya bazı kanser türleri şilotoraksa neden olabilir.
Günde 2.5 litreye kadar lenf sıvısı birikebilir. Biriken sıvı süt beyazı görünümdedir ve yüksek trigliserid içerir. Tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlarla seyreder.
Plevra Hastalıkları Belirtileri Nelerdir?
Plevra hastalıkları belirtileri, zarların hangi bölümünün etkilendiğine ve hastalığın şiddetine bağlı olarak farklılık gösterir. Bazı hastalar hafif rahatsızlıklar yaşarken, bazıları günlük yaşamlarını etkileyen ciddi semptomlarla karşılaşır.
Göğüs Ağrısı
Göğüs ağrısı, plevra hastalıklarının en belirgin ve yaygın belirtisidir. Bu ağrı genellikle keskin ve batıcı niteliktedir. Derin nefes aldığınızda, öksürdüğünüz veya hapşırdığınızda ağrı şiddetlenir.
Birçok hasta bu ağrıyı bıçak saplanması şeklinde tarif eder. Plörezi durumunda ağrı özellikle belirgindir ve plevral tabakaların birbirine sürtünmesinden kaynaklanır. Yan ağrısı şeklinde de hissedilebilir ve göğüste sıkışma hissi yaratabilir.
Nefes Darlığı
Nefes darlığı, plevra hastalıklarında sıkça karşılaşılan bir semptomdur. Özellikle plevra boşluğunda sıvı veya hava birikimi durumlarında belirginleşir. Biriken sıvı ya da hava akciğerinizin genişlemesini engelleyerek solunumu zorlaştırır.
Tek taraflı sıvı birikiminde nefes darlığından çok ağrı ön planda olabilir. Ancak iki taraflı sıvı birikiminde her iki belirti de görülür. Sıvı miktarı arttıkça nefes darlığınız da artar. İltihap nedeniyle akciğerlerinizin genişlemesi güçleşir ve özellikle derin nefes alırken zorluk yaşarsınız.
Öksürük ve Ateş
Öksürük genellikle kuru öksürük şeklinde ortaya çıkar. Bazı durumlarda balgam çıkarmaya da yol açabilir. Öksürük sırasında göğüs ağrınız daha da şiddetlenebilir.
Ateş, enfeksiyon kaynaklı plevra hastalıklarında görülür. Ampiyemde yüksek ateş, titreme ve üşüme gibi belirtiler tabloya eklenir. Hastalığın enfeksiyonla ilişkili olması durumunda genel durum bozukluğu da eşlik eder.
Genel Belirtiler
Plevra hastalıklarında bazı genel semptomlar da görülür. Yorgunluk ve halsizlik yaygın belirtiler arasındadır. Vücudunuz iltihapla savaştığından kendinizi yorgun hissedersiniz.
Kilo kaybı ve iştahsızlık özellikle malign plevral hastalıklarda ortaya çıkar. Mezotelyomada ağızdan kan gelmesi de görülebilir. Malign durumlarda belirtiler genellikle daha sinsi seyreder ve gece terlemeleri gibi sistemik bulgularla kendini gösterebilir. Şilotoraksta tedavi edilmezse bağışıklık yetmezliği tablosu oluşur.
Plevra Hastalıklarının Nedenleri Nelerdir?
Plevra hastalıkları nedenleri oldukça geniş bir yelpazeyi kapsar. Akciğer dışındaki sistemik hastalıklar bile plevra zarlarınızı etkileyebilir. Her bir neden farklı mekanizmalarla plevra hastalıklarına yol açar.
Enfeksiyonlar
Bakteriyel enfeksiyonlar plevra hastalıklarının en yaygın nedenlerindendir. Zatürre akciğerlerde sıvı birikimine yol açabilir. Tedavi edilmeyen zatürre plevra boşluğuna yayılarak ampiyem oluşturur.
Tüberküloz özellikle ülkemizde önemli bir plevra hastalığı nedenidir. Verem hastaları plevra boşluğunda normalden fazla sıvı birikimi yaşar. Bu sıvı birikmesi iltihaplanmaya zemin hazırlar.
Viral enfeksiyonlar daha nadir olmakla birlikte plevra iltihabına neden olabilir. Mantar kaynaklı enfeksiyonlar ise bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde görülür.
Travma ve Yaralanmalar
Göğüs bölgesine alınan darbeler plevra hastalıklarına yol açar. Kaburga kırıkları hemotoraks gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Beş veya daha fazla kaburga kırığı olan hastalarda ölüm riski 2,5 kat artar.
Delici ve künt travmalar hemotorasların en yaygın nedenidir. Künt travma vakaların %73,3'ünü oluştururken, iyatrojenik yaralanmalar %25 oranında görülür. Spontan hemotorakslar ise sadece %1,7 oranındadır.
Kalp ameliyatları ve göğüs cerrahileri komplikasyon olarak plevral efüzyona neden olabilir. Santral venöz kateter yerleştirilmesi gibi tıbbi işlemler sırasında oluşan yaralanmalar da plevra hastalıklarını tetikler.
Kanser ve Tümörler
Akciğer kanseri olgularının %8-15'inde plevra tutulumu görülür. Kanser hücrelerinin plevraya yayılması sıvı birikimini artırır. Akciğer adenokarsinomları en sık malign plevra sıvısına neden olan kanser türüdür.
Adenokarsinomun periferik yerleşimi komşuluk yoluyla plevraya yayılımını kolaylaştırır. Meme kanseri benzer şekilde plevraya metastaz yaparak sıvı birikimine yol açar.
Mezotelyoma asbest maruziyetine bağlı gelişen plevra kanseridir. Plevral metastazlar spontan hemotorakslarda önemli bir neden olarak karşımıza çıkar.
Kalp ve Böbrek Hastalıkları
Konjestif kalp yetmezliği en sık transuda tipinde sıvı birikimine yol açar. Kalbin kanı düzgün pompalayamaması göğüste sıvı birikmesine neden olur. Hidrostatik basınç artar ve protein içeriği düşük sıvı birikir.
Böbrek hastalıkları hem transuda hem de eksuda tipinde plevra sıvısı oluşturur. Uzun süreli hemodiyalize giren hastaların %20'sinde plevral sıvı saptanır. Bu sıvıların üçte ikisi transuda, üçte biri eksuda özelliğindedir.
Karaciğer hastalıkları ve siroz hipoalbuminemi nedeniyle sıvı birikimine neden olur. Nefrotik sendrom onkotik basıncın azalmasıyla transuda oluşumuna yol açar. Periton diyalizi hastaları diyaframdaki küçük defektler aracılığıyla plevraya sıvı geçişi yaşayabilir.
Plevra Hastalıkları Teşhisi Nasıl Yapılır?
Doğru tanı koymak, plevra hastalıklarının etkili tedavisi için ilk adımdır. Hekimler önce hastanın şikayetlerini dinler ve fizik muayene yapar. Sonrasında çeşitli görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar testleri ile tanıyı kesinleştirir.
Fizik Muayene
Hekim öncelikle göğüs bölgenizi dinleyerek muayeneye başlar. Plevral efüzyon durumunda akciğer sesleriniz azalabilir veya tamamen kaybolabilir. Plörezi varlığında ise plevral sürtünme sesi duyulur.
Göğüs duvarınıza hafif vurarak yapılan muayenede sıvı birikimi tespit edilebilir. Sıvı miktarına göre bulgular değişir. Plevral boşlukta 300 ml'nin altında sıvı varsa fizik muayeneyle saptamak zordur. Sıvı 500 ml'ye ulaştığında vurma sesinde değişiklik ve solunum sesinde azalma duyulur.
Sıvı miktarı 1000 ml'ye ulaştığında ipsilateral göğüs duvarında genişleme azalması ve skapula seviyesine kadar bulgular saptanır. Efüzyon tüm hemitoraksı doldurduğunda interkostal bölüklerde şişme ve solunum seslerinin tamamen kaybolduğu görülür.
Akciğer Grafisi ve Görüntüleme Yöntemleri
Akciğer grafisi plevra hastalıkları teşhisinde en sık kullanılan ilk yöntemdir. Bu görüntüleme plevral boşluktaki sıvı ya da hava varlığını değerlendirmede ilk basamaktır.
PA akciğer grafisinde 300 ml'ye kadar olan sıvı birikimi görülemeyebilir. Lateral grafi 50-75 cc gibi daha küçük miktarları gösterebilir. Sıvı miktarı arttıkça yukarı ve içe bakan parabolik bir çizgi izlenir.
Toraks ultrasonografisi küçük miktarlardaki sıvı birikimini belirlemede oldukça hassas bir yöntemdir. Sıvının tam konumunu belirlemek ve iğne ile müdahale etmek için güvenli bir rehberdir. Ultrasonografi kullanıldığında tespit oranı %60'lara çıkar.
Bilgisayarlı tomografi ile plevral yapıların detaylı değerlendirmesi yapılır. Bu yöntem özellikle tümör ya da kompleks plevral kalınlaşma gibi durumların ayırt edilmesinde yardımcıdır. PET-BT kanser şüphesi olan vakalarda metabolik aktiviteyi ölçmek için tercih edilir.
Torasentez ve Sıvı Analizi
Torasentez işlemi ile plevral boşluktan sıvı örneği alınarak hem tanı hem de semptomların hafifletilmesi amaçlanır. İşlem 21 G iğne ile en az 50 cc sıvı alınarak yapılır. Genellikle ultrason eşliğinde gerçekleştirilir.
Alınan sıvının görünümü tanıya bir adım daha yaklaştırır. Çoğu sıvı saman sarısı kıvamdadır. Sıvı bulanık ya da süt görünümlü ise şilotoraks, psödoşilotoraks ve ampiyem düşünülür.
Sıvı biyokimyasal, mikrobiyolojik ve sitolojik olarak analiz edilir. Protein, LDH, glukoz ve pH düzeyleri incelenir. Light Kriterleri kullanılarak sıvının transuda mı eksuda mı olduğu belirlenir. Trigliserit düzeyi 110 mg/dl üzerinde ise şilotoraks tanısı konur.
İleri Teşhis Yöntemleri
Bazı durumlarda doğrudan plevral zarı gözlemlemek ve biyopsi almak gerekir. Plevral biyopsi ile parietal plevradan küçük örnekler alınır. Malign plevral hastalıklarda biyopsi pozitifliği %40 ile %60 arasında değişir.
Torakoskopi sıvı analizleri ve biyopsilerinden sonra tanı konulamadığı durumlarda uygulanır. Bu yöntem lokal anestezi altında ve sedasyon eşliğinde yapılabilir. Özellikle malignitelerin değerlendirilmesinde tanıya olan katkısı daha fazladır.
Plevra Hastalıkları Tedavisi Nasıl Olur?
Tedavi seçenekleri, hastalığın türüne ve ciddiyetine göre belirlenir. Bazı durumlar basit takip ve ilaç tedavisiyle düzelirken, diğerleri cerrahi müdahale gerektirir. Hekim durumunuzu değerlendirerek size en uygun tedavi planını oluşturur.
Pnömotoraks Tedavisi
Küçük pnömotoraks vakalarında akciğerinizin kendiliğinden iyileşmesi beklenebilir. Bu süreçte oksijen desteği verilir ve hava emiliminin hızlanması sağlanır.
Daha şiddetli durumlarda göğüs tüpü takılarak plevral boşluktaki hava boşaltılır. Kaburgalarınız arasına yerleştirilen bu tüp akciğerin yeniden genişlemesini sağlar. Bazı hastalarda iğne aspirasyonu yöntemiyle hava alınabilir.
Tekrarlayan pnömotoraks durumunda cerrahi işlem düşünülür. Plevra zarları yapıştırılarak yeniden hava birikmesi engellenir. Bu işleme plörodez adı verilir. Hastalığın tekrarlama ihtimali yüzde 50'ye kadar çıkabilir.
Plevral Efüzyon Tedavisi
Altta yatan nedenin tedavisi birinci adımdır. Kalp yetmezliğinde idrar söktürücü ilaçlar kullanılır. Enfeksiyonlarda antibiyotik başlanır. Romatizmal hastalıklarda iltihap giderici ilaçlar tercih edilir.
Biriken sıvı nefes darlığına yol açıyorsa torasentez yapılır. İnce bir iğne ile sıvı boşaltılarak semptomlarınız hafifler. Tekrarlayan vakalarda plevral kateter yerleştirilir veya plörodez işlemi uygulanır.
Plörodezde talk gibi kimyasal maddeler plevra boşluğuna verilerek zarların yapışması sağlanır. Böylece sıvının tekrar birikmesi önlenir. Cerrahi seçenekler arasında tüp torakostomi, plevrektomi ve dekortikasyon yer alır.
Ampiyem Tedavisi
Antibiyotik tedavisi temel yaklaşımdır. Enfeksiyonu yapan bakteri türüne göre ilaç seçilir. Tedavi süresi genellikle 2 ila 6 hafta arasındadır. Toplum kökenli olgularda beta-laktam ilaçları tercih edilir.
Plevral boşluktaki iltihap mutlaka boşaltılmalıdır. Erken evrede tüp torakostomi yöntemiyle küçük veya büyük çaplı kateter yerleştirilir. İlerlemiş vakalarda video destekli torakoskopik cerrahi uygulanır.
Organize evredeki hastalarda açık cerrahi gerekebilir. Dekortikasyon işleminde akciğeri saran kalın tabaka çıkarılır. Böylece akciğerin yeniden genişlemesi sağlanır.
Mezotelyoma ve Şilotoraks Tedavisi
Mezotelyomada tedavi hastalığın tipine ve evresine bağlıdır. Üç farklı mezotelyoma tipi vardır ve sadece epitelyal olan tipte cerrahi şansı bulunur. Sarkomatoid ve karışık tiplerde hasta kemoterapi ve radyoterapiye yönlendirilir.
Evre 1 veya 2 olan erken evre hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. İmmünoterapi son yıllarda kullanılmaya başlanmış ve özellikle sarkomatoid tipte etkili sonuçlar vermektedir. Cerrahi sonrası kemoterapi ve gerekirse radyoterapi verilir.
İleri evre hastalarda palyatif tedaviler uygulanır. Göğüs tüpü takılarak sıvı boşaltılır ve plörodez yapılarak tekrar birikmesi önlenir. Düşük doz kemoradyoterapi ile yaşam kalitesi artırılmaya çalışılır.
Şilotoraksta ağızdan beslenme kesilir ve damardan beslenme uygulanır. Düşük yağlı diyet veya orta zincirli trigliserit içeren formülalar önerilir. Tüp torakostomi ile lenf sıvısı boşaltılır. Hastaların yaklaşık yüzde 50'sinde bu tedavi yeterli olur. Yanıt alınamazsa lenf kanalı bağlama ameliyatı gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hastalar akciğer zarı rahatsızlıkları hakkında birçok soru sorar. Bu sorular genellikle hastalığın ciddiyeti, tedavi süreci ve iyileşme beklentileriyle ilgilidir. Aşağıda en çok merak edilen konulara açık yanıtlar bulacaksınız.
Her zatürre sonrasında akciğerde sıvı birikir mi?
Hayır, her zatürre vakasında sıvı birikmesi olmaz. Zatürre erken dönemde teşhis edilip ilaç tedavisiyle tedavi edildiğinde sıvı birikmeden tamamen iyileşirsiniz. Sorunun erken yakalanması tedavi başarısını artırır.
Ancak geç tanı konulduğunda ve akciğerin büyük kısmı etkilendiğinde sıvı birikimi riski artar. Bu durumda torasentez işlemi veya daha ileri tedaviler gerekebilir. Zatürre dışında tüberküloz, akciğer apsesi ve kanser gibi durumlarda da sıvı ortaya çıkar.
Akciğerde sıvı birikmesi ciddi bir durum mudur?
Plevral efüzyon potansiyel olarak tehlikeli bir durumdur. Basit gibi görünen göğüs ağrısı veya öksürük şikayetleri aslında ciddi sağlık sonuçları doğurabilir. Bu nedenle belirtileri hafife almamak önemlidir.
Sıvı birikmesinin ciddiyeti altta yatan nedene bağlıdır. Kalp yetmezliğine bağlı sıvı tedaviyle kontrol altına alınabilir. Öte yandan kötü huylu tümöre bağlı sıvı birikmeleri daha ciddi seyredebilir. Dolayısıyla mutlaka hekiminize başvurmanız gerekir.
Akciğerde sıvı birikmesi kendi kendine geçer mi?
Küçük bir plevral efüzyon genellikle kendi kendine iyileşir. Vücudunuz az miktardaki sıvıyı zaman içinde emerek düzeltebilir. Bu süreçte bol sıvı tüketmeniz ve dinlenmeniz yardımcı olur.
Ancak doktorların plevral efüzyona neden olan durumu tedavi etmesi şarttır. Örneğin zatürre veya kalp yetmezliği varsa bu hastalıklara yönelik ilaçlar kullanılır. Temel hastalık iyileştiğinde plevral efüzyon da kaybolur.
Pnömotoraks tekrarlar mı?
Pnömotoraks tekrar edebilen bir hastalıktır. İlk kez yaşadıktan sonra yeniden ortaya çıkma riski mevcuttur. Özellikle altta yatan akciğer hastalığı varsa bu risk artar.
Ameliyat olup yapıştırma işlemi uygulanan hastalarda tekrar etme sıklığı belirgin olarak azalır. Cerrahi tedavi görmüş kişilerde nüks oranı düşer. Sigara içiyorsanız bırakmanız tekrarlama riskini azaltır.
Mezotelyoma tedavi edilebilir mi?
Mezotelyoma akciğer zarının kötü huylu tümörüdür ve tedavisi zordur. Hastalık çoğunlukla ileri evrede teşhis edilir. Erken tanı konulduğunda cerrahi şans bulunur.
Hastanın genel durumu iyi ise cerrahi işlem ve ilaç tedavilerinin birlikte uygulanması son zamanlarda umut verici sonuçlar göstermektedir. İmmünoterapi ve kemoterapi seçenekleri değerlendirilir. Her hastanın durumu farklı olduğu için tedavi planı kişiye özeldir.
Özetle Plevra Hastalıkları
Plevra hastalıkları ciddi komplikasyonlara yol açabilir, ancak erken teşhis ile başarılı şekilde tedavi edilir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya sürekli öksürük gibi belirtileri hafife almayın. Doktorunuz önce fizik muayene yapar, sonrasında görüntüleme yöntemleri ve sıvı analizi ile kesin tanıya ulaşır. Tedavi seçenekleri basit ilaç kullanımından cerrahi müdahaleye kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Her durumda uzman hekim takibi şarttır. Belirtileriniz başladığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun. Doğru tedavi ile çoğu hasta tamamen iyileşir ve normal yaşamına döner.
Detaylı Bilgi ve İletişim İçin Formu Doldurun!
Plevra (Akciğer Zarı) Hastalıkları Nelerdir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis ve Tedavisi Nasıl Olur? için doğru değerlendirme ile başlayın
Şikâyetlerinizi uzman hekimlerimizle paylaşın; size uygun tanı ve tedavi planını birlikte belirleyelim.
Uyarı
Şikâyetleriniz ani başladıysa, hızla ilerliyorsa veya günlük yaşamınızı belirgin şekilde kısıtlıyorsa vakit kaybetmeden bir hekime başvurun.
Plevra (Akciğer Zarı) Hastalıkları Nelerdir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis ve Tedavisi Nasıl Olur? sürecinizi uzmanlarımızla planlayın.
Tedavi seçenekleri, süreç ve hazırlık hakkında bilgi almak için formu doldurun ya da randevu oluşturun.







