İçeriğe geç

Hastalık Rehberi

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kemiklerin doku kaybından dolayı kırılgan ve dayanıksız hale gelmesi olarak tanımlanan osteoporoz, yaşlandıkça karşılaşabileceğiniz ciddi bir hastalıktır. Kemik erimesi olarak da bilinen bu durum, genellikle omurga, kalça ve el bilek kemiklerinde görülür. Özellikle kadınlarda ve 65 yaş üstü kişilerde daha sık rastlanır. Kadınlarda osteoporoza bağlı kalça kırığı görülme oranı erkeklere göre 2 kat daha fazladır.…

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kemiklerin doku kaybından dolayı kırılgan ve dayanıksız hale gelmesi olarak tanımlanan osteoporoz, yaşlandıkça karşılaşabileceğiniz ciddi bir hastalıktır.

Kemik erimesi olarak da bilinen bu durum, genellikle omurga, kalça ve el bilek kemiklerinde görülür. Özellikle kadınlarda ve 65 yaş üstü kişilerde daha sık rastlanır. Kadınlarda osteoporoza bağlı kalça kırığı görülme oranı erkeklere göre 2 kat daha fazladır. Aynı zamanda kemik erimesinin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır.

Osteoporoz belirtileri arasında omurga içerisinde kırık veya çökmüş bir omurun neden olduğu bel ağrıları, zamanla kemiklerin eğrilmesine bağlı olarak boyun kısalması, kamburlaşma ve çarpık duruş yer alır. Bu yazıda fizik tedavi açısından osteoporozun ne olduğunu, belirtilerini, teşhis ve tedavi yöntemlerini sizlere açık ve anlaşılır bir dille anlatacağız.

Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir?

Fizik tedavi açısından bakıldığında kemik yapısı, vücudun en temel destek sistemini oluşturur. Kemikler yalnızca statik yapılar değil, sürekli kendini yenileyen dinamik dokular olarak işlev görür.

Kemik yapısının bozulması ne anlama gelir?

Kemikler, güçlü kollajen liflerle birbirine bağlanan ve esas olarak kalsiyum tuzları olmak üzere minerallerden oluşan canlı yapılardır. Sağlıklı bir kemik dokusunda sürekli ve dengeli bir yıkım ve yapım döngüsü mevcuttur. Bu döngüde eski kemik dokusu, osteoklast adı verilen hücreler tarafından parçalanırken, yerini osteoblast adı verilen hücreler tarafından üretilen yeni kemik materyali alır.

Kemik yapısının bozulması, bu yapım-yıkım dengesinin bozulması anlamına gelir. Osteoporozda yeni kemik oluşumu, eski kemiğin vücuttan uzaklaştırılmasına yetişemez ve sonuç olarak kemiklerde gözenekler genişler, mineral yoğunluğu azalır. Aslında kemiklerin "erimesi" değil, daha gözenekli ve zayıf hale gelmesi söz konusudur.

Osteoporoz ne demek ve nasıl gelişir?

Osteoporoz kelime anlamıyla "gözenekli kemik" demektir. Tıbbi açıdan bakıldığında, düşük kemik kütlesi ve kemik mikro yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması ile karakterize bir iskelet sistemi sorunudur.

Bu hastalık genellikle şu şekilde gelişir:

Yaşın ilerlemesiyle kemik yapımı yavaşlar

Hormonal değişiklikler (özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen azalması) kemik kaybını hızlandırır

Kalsiyum ve D vitamini eksikliği durumunda kemik mineral yoğunluğu azalır

Mineral kaybıyla kemiklerin içindeki gözenekler genişler ve kemik süngerimsi hale gelir

Bu süreç genellikle sessiz ilerler, bu yüzden osteoporoz "sessiz hırsız" olarak da adlandırılır. Çoğu zaman ilk belirti, basit bir düşme sonucu oluşan bir kırıktır.

Kadınlarda ve erkeklerde osteoporoz farkı

Osteoporoz her iki cinsiyeti de etkilemekle birlikte kadınlarda daha sık görülür. Özellikle 50 yaş üstü her 2 kadından 1'inde osteoporoz görülürken, aynı yaş grubundaki her 5 erkekten 1'inde görülebilmektedir.

Kadınlarda osteoporozun daha yaygın görülmesinin temel nedenleri şunlardır:

Kadınların kemik kütle yoğunluğunun erkeklere göre daha düşük olması

Menopoz döneminde östrojen hormonunun ani azalması

Kadınlarda kemik yapısının erkeklere göre daha ince olması

Kadınlarda kas kitlesinin erkeklere göre daha az olması

Bunun yanı sıra, kadınlarda doğum sayısının fazla olması ve emzirme döneminin uzun olması da kalsiyum takviyesi gerektiren durumlar olarak kemik sağlığını etkileyebilir. Erkeklerde ise ilerleyen yaşlarda testosteron seviyesinin düşmesi benzer bir etki yaratır, ancak bu süreç kadınlardaki menopoz gibi ani değil, daha yavaş ilerler.

Fizik tedavi açısından, bu farklılıklar kişiye özel tedavi programlarının oluşturulmasında önemli rol oynar. Kadın ve erkek hastalarda farklı egzersiz programları ve tedavi yaklaşımları benimsenmesi gerekebilir.

Osteoporozun Nedenleri

Fizik tedavi bakış açısıyla, kemik sağlığını etkileyen çeşitli faktörler osteoporoz gelişiminde rol oynar. Bu faktörleri anlamak, hem önleme hem de tedavi sürecinde kritik öneme sahiptir.

Kalsiyum ve D vitamini eksikliği

Kemik dokusunun gelişimi ve yenilenmesi için kalsiyum ve D vitamini temel yapı taşlarıdır. D vitamini eksikliği osteoporoz için bilinen en önemli risk faktörlerinden biridir. D vitamini olmazsa, barsaklardan kalsiyum emilimi azalır ve kemik yoğunluğu düşer. Dünya Sağlık Örgütü, osteoporozun en önemli nedenlerinden birini yetersiz güneş ışığı alımı olarak değerlendirmektedir.

Kalsiyum ve D vitamini açısından düşük beslenme düzeni, çocukluktan yaşlılığa kadar osteoporoz ve kırık riskini artırabilir. Özellikle fizik tedavi uzmanları, hastaların beslenme alışkanlıklarını değerlendirip kalsiyum ve D vitamini açısından zengin bir diyet oluşturmalarına yardımcı olur.

Hormon dengesizlikleri ve menopoz

Hormonlar kemik yapısını ve yoğunluğunu doğrudan etkiler. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen seviyesinin düşmesi, kemik kaybını hızlandırır. Menopozda ostrojen kaybı ile kadınlarda kemik kaybı yılda %3 oranında hızlanır ve bu durum yaklaşık 5 yıl devam ettikten sonra yılda %1'e düşer.

Menopoz sonrası dönemde östrojen azalması nedeniyle kemik erimesi şikayetiyle karşılaşılması sık görülür. Erkeklerde ise testosteron seviyesindeki düşüşler osteopeniye katkıda bulunur. Fizik tedavide hormon dengesizliklerinin etkilerini azaltmak için özel egzersiz protokolleri geliştirilmektedir.

Genetik yatkınlık ve yaşlanma

Aile geçmişinde osteoporoz veya kalça kırığı öyküsü varsa, osteoporoz ve kırık riskiniz artmaktadır. Doruk kemik kütlesi varyasyonlarının %60 ila %70'inde genetik faktörler rol oynar. Genetik testler, hastalık genç yaşta ortaya çıkmışsa ve aile öyküsü varsa düşünülmelidir.

Yaşlanmayla birlikte kemik yapımı yavaşlarken kemik kaybı hızlanır. 30'lu yaşlardan sonra doruk kemik kütlesinde kayıplar başlar ve zamanla kemikler zayıflayabilir. Fizik tedavi uzmanları, yaşa bağlı kayıpları yavaşlatmak için kişiye özel egzersiz programları tasarlar.

Sigara, alkol ve hareketsizlik

Sigara kemik kaybını hızlandırıcı etki gösterir. Aşırı alkol tüketimi de kemik üzerine olumsuz etki yapar. Hareketsizlik özellikle fizik tedavi açısından en düzenlenebilir risk faktörüdür. Düşük fiziksel aktivite seviyeleri ve uzun süreli hareketsizlik, kemik kaybı oranının artmasına neden olabilir.

Fizik tedavi uzmanları tarafından önerilen temel yaşam tarzı değişiklikleri:

Sigarayı bırakma

Alkol tüketimini azaltma

Düzenli kemik güçlendirici egzersizler yapma

Dengeli beslenme alışkanlıkları edinme

Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı

Glukokortikoid ilaçların kemik metabolizması üzerinde önemli yan etkileri vardır ve uzun süreli kullanımda osteoporoza neden olurlar. Steroid tedavisi sırasında kalsiyum ve fosfat atılımı artar, bu durum hipokalsemi ve sekonder hiperparatiroidizme yol açar.

Osteoporoza neden olabilecek diğer ilaçlar arasında epilepsi ilaçları, mide ilaçları, kan sulandırıcılar ve bazı kanser ilaçları yer alır. Uzun süre steroid kullanan hastaların %10'undan fazlasında klinik kırıklar gelişmektedir. Bu nedenle, fizik tedavi uzmanları ilaç kullanımının yan etkilerini azaltmak için destekleyici tedaviler önerir.

Osteoporoz riski yüksek olanlarda, steroid dozunun minimumda tutulması veya lokal uygulama tercih edilmesi önerilmektedir.

Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

Fizik tedavi alanında, osteoporoz genellikle "sessiz hırsız" olarak adlandırılır çünkü hastalık ileri aşamalara kadar belirgin belirti vermez. Ancak bazı işaretler, kemik erimesinin varlığını gösterebilir.

Ani kemik kırıkları

Kemik erimesinin en belirgin göstergesi, hafif düşme veya öksürme gibi küçük streslerle bile ani kemik kırıklarının oluşmasıdır. Osteoporozun yaygın görülen ilk belirtisi, kemiklerin ani ve kolay bir şekilde kırılmasıdır. Bu kırıklar:

Kalça kemiği

El bileği

Omurga

Kaburga kemikleri

gibi alanlarda daha sık görülür. Özellikle tuvaletten kalkarken veya merdiven çıkarken gibi günlük aktiviteler sırasında bile kırılmalar oluşabilir.

Boyda kısalma ve kamburluk

Osteoporoz gelişiminde omurga kemiklerinde meydana gelen çökmeler boy kısalmasına neden olur. 3 cm'den fazla boyda kısalma, osteoporozun önemli bir göstergesi olarak kabul edilir. Bazı kaynaklarda bu değer 4 cm olarak belirtilmektedir. Yaşlandıkça menopoz sonrası bir kadında boy 65 yaşına kadar ortalama 4 cm, 75 yaşına kadar 9 cm kısalabilir.

Ayrıca omurga kemiklerinin zayıflaması sonucu omurga eğriliğe yol açarak kifoz (kamburluk) oluşmasına neden olur. Bu durum, fizik tedavi uzmanlarının önemle üzerinde durduğu bir bulgudur.

Bel, sırt ve boyun ağrıları

Osteoporozun en yaygın belirtilerinden biri, omurga ve sırt bölgesinde oluşan ağrılardır. Bu ağrıların nedeni, zayıflayan kemikte görülen mikro kırıklardır. Genellikle sırt ve omurga bölgesinde yoğun bir şekilde yaşanan ağrılarla kendini belli etmektedir.

Bel, sırt ve boyun ağrıları ayakta dururken veya yürürken daha da kötüleşen, uzanıldığında biraz rahatlayan ani ve şiddetli ağrılar şeklinde ortaya çıkar. Fizik tedavi yaklaşımı bu ağrıların yönetiminde önemli rol oynar.

Duruş bozuklukları ve nefes darlığı

Omurgadaki kemik yoğunluğunun azalması sonucu duruş bozukluğu veya kamburluk oluşur. Özellikle sırttaki omurga kemiklerinin kaybı ile boyun ve sırt kıvrılabilir ve ağrılar ortaya çıkabilir.

Omurgadaki diskler akciğer kapasitesini azaltacak kadar sıkıştığında nefes darlığı meydana gelir. Omurga kemiklerindeki çökme kırıklarına bağlı kamburluk ve göğüs kafesinin bozulması sonucu solunum sıkıntısı gelişebilir. Bu semptomlar, fizik tedavide özel egzersiz programlarıyla iyileştirilebilir.

Diş eti çekilmesi ve tırnak kırılması

Osteoporozun daha az bilinen belirtileri arasında diş eti çekilmesi ve tırnakların kırılgan hale gelmesi de vardır. Çene kemiğinde kayıplar gerçekleştiğinde diş eti çekilmesi görülebilir.

Kırılgan ve zayıf yapılı tırnaklar, kemik sağlığı hakkında bilgi verebilir. Düşük kavrama ve hareket kabiliyeti kemiklerde azalan mineral yoğunluğu ile ilişkili olabilir ve düşük kavrama yeteneği kişilerde düşme riskini arttırabilir. Ancak tırnak kırılganlığını değerlendirirken uzun süre suda kalmak, soğuk hava koşulları ve kozmetik ürünler gibi diğer faktörleri göz ardı etmemek gerekir.

Osteoporozun Teşhisi Nasıl Konur?

Kemik sağlığını değerlendirmek için fizik tedavi uzmanları, osteoporozun erken teşhisine büyük önem verir. Erken tanı, kırık riskini azaltmak ve tedavinin etkinliğini artırmak için kritik öneme sahiptir.

DEXA ile kemik yoğunluğu ölçümü

Osteoporoz tanısında altın standart yöntem, DEXA (Dual Energy X-ray Absorptiometry) testidir. Bu test, kemiklerin mineral yoğunluğunu ölçerek kırık riskini değerlendirir. DEXA taraması genellikle kalça ve omurga bölgelerinde uygulanır, çünkü bu bölgeler kırılmaya daha yatkındır.

Test sırasında hasta özel bir masaya uzanır ve düşük dozda X-ışınları kullanılır. İşlem yaklaşık 10-20 dakika sürer ve ağrısızdır. Göğüs röntgeninin onda biri kadar radyasyon içerir ve güvenilir sonuçlar verir. DEXA sonuçları T-skoru ve Z-skoru olarak iki farklı değer şeklinde raporlanır.

T skoru nedir ve nasıl yorumlanır?

T-skoru, kemik yoğunluğunuzu 20-35 yaşlarındaki sağlıklı bir yetişkininki ile karşılaştırır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen sınıflandırmaya göre:

T-skoru -1 ve üzerinde ise: Normal kemik yoğunluğu

T-skoru -1 ile -2.5 arasında ise: Osteopeni (kemik erimesinin başlangıcı)

T-skoru -2.5 ve altında ise: Osteoporoz

Z-skoru ise sizinle aynı yaş, cinsiyet ve fiziksel özelliklere sahip kişilerle karşılaştırma sağlar. Bu skor özellikle genç hastalarda veya ikincil osteoporoz şüphesi durumunda dikkate alınır.

Kan ve idrar testleriyle destekleyici tanı

Kemik erimesine sebep olabilecek diğer hastalıkların tespiti için kan ve idrar tetkikleri yapılır. Bu testler arasında:

Kalsiyum, fosfor ve D vitamini düzeyleri

Alkalen fosfataz (ALP) seviyesi

Tiroid ve paratiroid hormon testleri

24 saatlik idrarda kalsiyum atılımı

Kemik yapımı ve yıkımını gösteren belirteçler

yer alır. Bu tetkikler osteoporoz tanısını destekler ve altta yatan nedenleri belirlemede yardımcı olur.

Risk grubundakiler için tarama önerileri

Kadınlarda menopoz sonrası kemik yoğunluğu azaldığından, ek risk faktörü olmayan durumlarda 65 yaş sonrası tarama önerilmektedir. Erkekler için ise yine ek risk faktörü yokluğunda 65-70 yaşından sonra osteoporoz taraması yapılmalıdır.

Risk faktörü olan kişiler için daha erken yaşta tarama önerilir. Bu risk faktörleri:

Ailede osteoporoz öyküsü

Erken menopoz

Uzun süreli steroid kullanımı

Tiroid sorunları

Düşük vücut ağırlığı

olarak sıralanabilir. Fizik tedavi uzmanları, FRAX gibi hesaplama araçlarını kullanarak kırık riskini değerlendirir ve kişiye özel tarama planı oluşturur.

Osteoporoz Tedavisi ve Destekleyici Yöntemler

Osteoporoz tedavisinin amacı, kemik kalitesini artırmak ve kemiği güçlendirerek kırık oluşumunu önlemektir. Fizik tedavi uzmanları, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bütüncül bir yaklaşım önermektedir.

Bifosfonat ve monoklonal antikor ilaçları

Osteoporoz tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlar bifosfonatlardır. Bu ilaçlar kemik kaybını yavaşlatır ve kemik yoğunluğunu artırır. Alendronat, risedronat ve ibandronat gibi etken maddeler içeren bu ilaçlar, kemik yıkımını azaltarak etkili olur.

Monoklonal antikor ilaçları ise daha yeni tedavi seçeneklerindendir. Denosumab, bifosfonatlar ile karşılaştırıldığında benzer veya daha iyi kemik yoğunluğu sonuçları üretir ve kırık olasılığını azaltır. Denosumab altı ayda bir deri altına enjeksiyon şeklinde uygulanır. Romosozumab ise sklerostin adı verilen bir proteine bağlanarak yeni kemik oluşumuna yardımcı olur ve mevcut kemik kaybını yavaşlatır.

Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri

Kemik sağlığı için kalsiyum ve D vitamini takviyesi büyük önem taşır. D vitamini kalsiyumun emilimini artırır ve kemik sağlığını destekler. Dünya Sağlık Örgütü, osteoporozun en önemli nedenlerinden birini yetersiz güneş ışığı alımı olarak değerlendirmektedir.

Fizik tedavi uzmanları hastaların tedavi sürecinde düzenli olarak kalsiyum ve D vitamini almalarını önerir. Bu takviyeler tek başına tedavi sağlamaz ancak ilaç tedavisiyle birlikte kullanıldığında etkili sonuçlar verir. Günlük 800 IU vitamin D3 ve 1200 mg kalsiyumun kemik yapımını artırdığı ve yaşlılarda kalça kırığı insidansını azalttığı tespit edilmiştir.

Fizik tedavi ve egzersiz programları

Egzersiz, osteoporoz tedavisinin en etkili ve güvenli yöntemlerinden biridir. Fizik tedavi uzmanları tarafından önerilen egzersizler şunları amaçlar:

Kas gücü ve kütlesini artırmak

Denge ve koordinasyonu geliştirmek

Postürü düzeltmek ve deformiteleri engellemek

Ağırlık taşıma egzersizleri ve direnç antrenmanları, kemik yoğunluğunu artırabilir. Özellikle tempolu ve hızlı yürüme, en yararlı ve en kolay uygulanan egzersizlerden biridir. Egzersiz amaçlı yürüyüş yapan kadınlarda kalça kırığı riskinin %30 azaldığı gösterilmiştir.

Düşme riskini azaltan yaşam düzenlemeleri

Osteoporoz riski yüksek olan yaşlılar, ileri yaşta olmaları ve duruş bozukluklarına bağlı dengesizlik problemleri nedeniyle düşme riski altındadır. Düşmelerin hemen hemen yarısı evde gerçekleşmektedir.

Düşme riskini azaltmak için alınabilecek önlemler:

Kaygan zeminlerin önlenmesi

Yere sabitlenmemiş küçük kilim veya halıların kaldırılması

Banyo ve tuvalete tutunma barları taktırılması

Merdivenlerin aydınlatmasının iyileştirilmesi

Düzenli göz muayeneleri ve ilaçların doktorla düzenli olarak gözden geçirilmesi de düşme riskini azaltmak için önemlidir.

Özetle Osteoporoz

Sonuç olarak, osteoporoz sessiz ilerleyen ancak ciddi sonuçları olan bir hastalıktır. Kemik yoğunluğunun azalması ve kırılganlığının artması özellikle menopoz sonrası kadınlar ve yaşlı bireylerde yaygındır. Fizik tedavi açısından bakıldığında, osteoporozun erken teşhisi ve tedavisi kemik sağlığınızı korumak için büyük önem taşır.

Düzenli DEXA taramaları yaptırmak, osteoporozu erken aşamada yakalamak için en etkili yöntemdir. Bununla birlikte, kalsiyum ve D vitamini açısından zengin beslenme, kemik sağlığınızı destekler. Ayrıca ağırlık taşıyıcı egzersizler yapmak, kemik mineral yoğunluğunu artırmaya yardımcı olur.

Fizik tedavi uzmanları tarafından önerilen özelleştirilmiş egzersiz programları, kas gücünüzü artırmanın yanında düşme riskinizi de azaltır. Yoga, dans ve denge egzersizleri gibi aktiviteler postürünüzü iyileştirir ve yaşam kalitenizi artırır.

Osteoporozun tedavisinde ilaç tedavileri önemli bir yer tutsa da, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli fiziksel aktivite kemik sağlığınızı korumak için vazgeçilmezdir. Evinizde düşme riskini azaltacak düzenlemeler yapmak ve sigaradan uzak durmak gibi önlemler de kemik sağlığınızı destekler.

Unutmayın ki fizik tedavi uzmanları yalnızca tedavi sürecinde değil, osteoporozdan korunma aşamasında da size rehberlik edebilir. Kemik sağlığınızı korumak için atılan her adım, ilerleyen yaşlarda daha kaliteli ve bağımsız bir yaşam sürmenize olanak tanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kemik sağlığınızla ilgili aklınıza takılan soruları fizik tedavi bakış açısıyla yanıtlıyoruz:

Osteoporoz erkeklerde de olur mu?Evet, erkeklerde de osteoporoz görülür. 50 yaş üstü her 5 erkekten 1'inde osteoporoz gelişebilir. Kadınlara oranla daha az görülse de erkeklerde hormonal dengesizlikler, kortizon kullanımı ve kronik hastalıklar kemik erimesi riskini artırır.

Osteoporoz ağrı yapar mı? Genellikle sessiz ilerler ve ağrı yapmaz. Ancak omurga kırıkları veya mikro kırıklar geliştiğinde sırt, bel ve boyun bölgesinde ağrılara neden olabilir.

Osteoporoz tedavi edilebilir mi? Evet, osteoporoz tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalıktır. Tedavideki amaç kemik kalitesini artırmak ve kırık oluşumunu önlemektir.

Osteoporozdan korunmak mümkün mü?Her yaşta, özellikle 30'lu yaşlara kadar yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan ve alkolden uzak durmak osteoporoz riskini azaltabilir.

T skoru nedir? Kemik yoğunluğu ölçüm sonuçları T skoru değeriyle ifade edilir. T skoru -2.5'in altındaysa osteoporoz, -1 ile -2.5 arasındaysa osteopeni (erken kemik erimesi), -1'in üzerindeyse normal kemik yoğunluğu olarak kabul edilir.

Osteoporoz ölümcül müdür?Doğrudan ölümcül değildir ancak yol açtığı kalça kırıkları, hareketsizlik ve komplikasyonlar nedeniyle özellikle yaşlı bireylerde ölüm oranlarını artırabilir. Kalça kırığı sonrası ilk yıl içinde ölüm riski %12-40 arasındadır.

Osteoporoz, kemiklerin kırılgan hale gelmesiyle tanımlanan ciddi bir hastalıktır. Genellikle yaşlılarda ve kadınlarda daha sık görülür. Belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi edinin.

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Belirtileri Nelerdir? için doğru değerlendirme ile başlayın

Şikâyetlerinizi uzman hekimlerimizle paylaşın; size uygun tanı ve tedavi planını birlikte belirleyelim.

Randevu Al

Uyarı

Şikâyetleriniz ani başladıysa, hızla ilerliyorsa veya günlük yaşamınızı belirgin şekilde kısıtlıyorsa vakit kaybetmeden bir hekime başvurun.

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Belirtileri Nelerdir? sürecinizi uzmanlarımızla planlayın.

Tedavi seçenekleri, süreç ve hazırlık hakkında bilgi almak için formu doldurun ya da randevu oluşturun.

Randevu Al

İlgili içerikler

İlgili Doktorlar

Tedavi Yöntemleri

İlgili Hastalıklar

Videolar

İlgili Yazılar

Web ve Tıbbi Yayın Kurulu

Bu içeriğin geliştirilmesine Hisar Hospital Web ve Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikâyetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz.

Son Güncelleme Tarihi: