İçeriğe geç

Tedavi Yöntemi

Pilonidal Sinüs Total Eksizyonu Nedir? Nasıl Yapılır?

Pilonidal sinüs ya da halk arasında bilinen ismiyle kıl dönmesi, içinde kıl bulunan apse veya sinüstür. Bu rahatsızlık, vücuttaki kılların cildin alt katmanlarına doğru bükülmesi ve o katmanda büyümesi sonucu oluşur. Özellikle uzun süre oturduğunuzda veya hareketsiz kaldığınızda bu enfeksiyonun görülme olasılığı artabilir. Pilonidal sinüs eksizyonu ise, kuyruk sokumu bölgesinde oluşan kıl dönmesi hastalığının cerrahi…

Pilonidal Sinüs Total Eksizyonu Nedir? Nasıl Yapılır?

Pilonidal sinüs ya da halk arasında bilinen ismiyle kıl dönmesi, içinde kıl bulunan apse veya sinüstür. Bu rahatsızlık, vücuttaki kılların cildin alt katmanlarına doğru bükülmesi ve o katmanda büyümesi sonucu oluşur. Özellikle uzun süre oturduğunuzda veya hareketsiz kaldığınızda bu enfeksiyonun görülme olasılığı artabilir.

Pilonidal sinüs eksizyonu ise, kuyruk sokumu bölgesinde oluşan kıl dönmesi hastalığının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Bu tedavi yöntemi, total eksizyon, cerrahi eksizyon, lokal eksizyon veya geniş eksizyon şekillerinde uygulanabilir. Her bir eksizyon türünün kendine özgü uygulama şekli ve iyileşme süreci bulunmaktadır.

Bu yazıda, pilonidal sinüs total eksizyonunun ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve ameliyat sonrası iyileşme sürecini açık ve anlaşılır bir dille anlatacağız. Ayrıca, tedavi sonrasında dikkat etmeniz gereken noktaları ve iyileşme süresini de detaylı olarak öğreneceksiniz. Tam iyileşme süresi genellikle 4-6 hafta arasında değişirken, açılan yara vücut tarafından yaklaşık 1-2 ay içerisinde doldurulur ve iyileşme tamamlanır.

Pilonidal sinüs total eksizyonu nedir?

Total eksizyon, pilonidal sinüs tedavisinde en sık tercih edilen cerrahi yöntemlerden biridir. Bu tedavi türünü ve diğer eksizyon yöntemlerinden farklarını anlamak, sizin için en uygun tedavi seçeneğini belirlemenize yardımcı olacaktır.

Total eksizyonun tanımı

Total eksizyon, kıl dönmesi hastalığında oluşan kist ve sinüsün tüm hastalıklı dokuyla birlikte tamamen çıkarılması işlemidir. Bu yöntemde amaç, hastalıklı dokuların tamamını ortadan kaldırarak enfeksiyonun tekrarlama riskini en aza indirmektir. Total eksizyon tıp literatüründe "cerrahi olarak çıkarmak" anlamına gelir ve pilonidal sinüs tedavisinde klasik bir yöntem olarak kabul edilir.

Bu işlemde cerrah, sinüsün çevresindeki dokularla birlikte dikkatlice çıkarılmasını sağlar ve bölgeyi iyice temizler. Eksizyon sonrası oluşan boşluk için iki farklı yaklaşım uygulanabilir: Yara açık bırakılabilir (açık teknik) veya dikişlerle kapatılabilir (kapalı teknik).

Bazı durumlarda, total eksizyon ve primer kapama yöntemi tercih edilir. Bu teknik, hastaya rahat geçen bir ameliyat sonrası dönem sağlaması ve iyileşme süresinin diğer yöntemlere göre belirgin şekilde kısa olması nedeniyle avantajlıdır.

Cerrahi eksizyon ile farkları

Cerrahi eksizyon ve total eksizyon sıklıkla birbirine karıştırılan terimlerdir. Esasında, total eksizyon bir cerrahi eksizyon türüdür, ancak cerrahi eksizyonun farklı uygulamaları vardır. Total eksizyon, tüm hastalıklı dokunun çıkarılmasını içerirken, bazı cerrahi eksizyon türlerinde sadece belirli bölgeler hedeflenir.

Cerrahi eksizyon türleri şunlardır:

  • Eksizyon + Sekonder İyileşme: Yaranın açık bırakıldığı bu teknikte iyileşme daha uzun sürer fakat nüks etme riski ve komplikasyon oranı daha düşüktür.
  • Eksizyon + Primer Kapama: Yaranın dikişle kapatıldığı bu yöntemde iyileşme hızlıdır.
  • Eksizyon + Flep Kaydırma: Daha karmaşık bir operasyon olmasına rağmen iyileşme hızlı gerçekleşir.

Tüm bu yöntemlerin ortak amacı, pilonidal sinüsün tamamen ortadan kaldırılması ve tekrarlamasının önlenmesidir. Kesin ve kalıcı tedavinin cerrahi eksizyon olduğu konusunda görüş birliği vardır, ancak ideal cerrahi yöntem konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.

Lokal ve geniş eksizyonla karşılaştırma

Lokal eksizyon, sadece sinüsün kendisinin çıkarıldığı, çevresindeki dokulara minimum müdahale edilen bir yöntemdir. Bu yaklaşım, daha az invaziv olması ve iyileşme süresinin kısa olması açısından avantajlıdır, fakat nüks riski daha yüksek olabilir.

Geniş eksizyon ise sinüsün çevresindeki geniş bir doku alanının da çıkarıldığı bir yöntemdir. Yapılan bir çalışmada, geniş eksizyon sonrası açık bırakma yönteminde nüks oranı %3, primer kapama yönteminde %4,41 ve flep yönteminde %2,9 olarak saptanmıştır. Bu sonuçlar, uygun hasta seçimi yapıldığında her üç tekniğin de düşük nüks oranlarına ulaşmasını sağlayabileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte, hastalıklı dokunun büyüklüğü ve seçilen cerrahi tekniğin uyumu nüks oranını etkileyen önemli faktörlerdir. İdeal ameliyat; basit, hastanede kalış süresi kısa, maliyeti düşük, normal aktivitelere hızlı dönüş sağlayan ve nüks oranı düşük olan yöntemdir.

Ameliyat süreleri açısından karşılaştırıldığında, ortalama operasyon süresi geniş eksizyon grubunda 32±9 dakika, primer kapama grubunda 53±15 dakika ve flep grubunda 76±17 dakika olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, total eksizyon yöntemi seçilirken, hasta özellikleri, kistin büyüklüğü ve cerrahın deneyimi gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

Ameliyat öncesi süreç ve tanı nasıl konur?

Kıl dönmesi tedavisine başlamadan önce doğru tanı konulması, tedavi sürecinin başarısını etkileyen en önemli aşamadır. Pilonidal sinüs tanısı konulurken izlenen adımları ve total eksizyon kararının nasıl alındığını anlamak, tedavi sürecinizle ilgili beklentilerinizi şekillendirmenize yardımcı olacaktır.

Fiziksel muayene ve belirtiler

Pilonidal sinüs tanısı genellikle fiziksel muayene ile kolaylıkla konulabilmektedir. Genel cerrahi uzmanınız, kuyruk sokumu bölgesinde yaptığı muayenede şu belirtileri arayacaktır:

  • Kalça yarığında hassasiyet ve ağrı
  • Kuyruk sokumunda şişlik ve kızarıklık
  • Ciltte görülen delikler (sinüs ağızları)
  • Sarı renkli veya bazen kanlı akıntı
  • Bölgede oluşan apse belirtileri

Hastalığın tanısı, doktorun yapacağı fiziki muayene ile anlaşılabilir ve sinüs açıklıkları muayenede tespit edilebilir. Muayenede intergluteal sulkustaki sinüs ağızları görülür, apse varsa üzerinde şişlik, kızarıklık ve hassasiyet vardır.

Pilonidal sinüs üç temel formda karşımıza çıkabilir: asemptomatik form, akut apse durumu ve kronik form. Asemptomatik formda sinüs açıları vardır, ancak hastanın herhangi bir şikayeti olmayabilir. Akut apseli hastalarda şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık görülür. Kronik formda ise en sık görülen şikayet, inatçı ve devam eden akıntıdır.

Görüntüleme ve laboratuvar testleri

Çoğu pilonidal sinüs vakasında tanı fiziki muayene ile konabilse de, bazı durumlarda görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar testleri gerekebilir:

  • Ultrasonografi (USG): Karmaşık veya tekrarlayan vakalarda sinüsün yapısını değerlendirmek için kullanılabilir.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Özellikle derin ve yaygın vakalarda sinüsün boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini belirlemek için tercih edilebilir.
  • Kan Testleri: Enfeksiyon şiddetli ise enfeksiyon derecesini belirlemek için kan testleri yapılabilir.

Hangi durumlarda total eksizyon tercih edilir?

Total eksizyon kararı, hastalığın şiddetine, yaygınlığına ve hastanın özelliklerine göre değişmektedir. Genel olarak şu durumlarda total eksizyon tercih edilir:

  • Tekrarlayan enfeksiyonlar ve şikayetler varsa
  • Geniş ve derin sinüs yapıları mevcutsa
  • Kronik form gelişmişse
  • Önceki tedavi yöntemleri başarısız olmuşsa

Yapılan bir çalışmada, hastaların fizik muayene, MR ve USG bulgularına göre evrelendirildiklerinde, evre arttıkça cerrahi uygulanma oranının da arttığı görülmüştür. Evre 1 hastaların %45'ine cerrahi uygulanırken, evre 2'nin %90'ına ve evre 3'ün tamamına cerrahi uygulandığı belirtilmiştir.

Bununla birlikte, sadece evre değil, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, mesleği ve yaşam tarzı da total eksizyon kararında etkilidir. Örneğin, uzun süre oturarak çalışan kişilerde, obez bireylerde ve aşırı terleme sorunu olanlarda daha radikal bir tedavi yaklaşımı tercih edilebilir.

Total eksizyon, özellikle pilonidal sinüsün tamamen ortadan kaldırılmasını ve tekrarlama riskinin en aza indirilmesini amaçlar. Doktorunuzla yapacağınız detaylı görüşme sonucunda, sizin için en uygun tedavi yaklaşımı belirlenecektir.

Pilonidal sinüs total eksizyonu nasıl yapılır?

Total eksizyon işlemi, pilonidal sinüs tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Bu ameliyatın nasıl gerçekleştiğini bilmek, sürece dair endişelerinizi azaltacaktır.

Anestezi türleri

Pilonidal sinüs ameliyatında üç farklı anestezi yöntemi kullanılabilir. Hangi anestezi türünün seçileceği, ameliyatın kapsamına ve kişisel durumunuza bağlıdır.

Lokal anestezi: Sadece ameliyat bölgesini uyuşturur ve işlem sırasında uyanık kalırsınız. Bu yöntem, küçük sinüsler için tercih edilir ve ameliyat sonrası iyileşme daha hızlıdır.

Spinal anestezi: Bel bölgesine yapılan enjeksiyonla vücudunuzun alt kısmını uyuşturan bir anestezi türüdür. Bu yöntem, daha az komplikasyon riski taşır ve özellikle orta boyuttaki sinüslerin tedavisinde tercih edilir.

Genel anestezi: Ameliyat süresince tamamen uyutulursunuz. Karmaşık ve büyük sinüsler için uygun olan bu yöntem, daha uzun süren işlemlerde tercih edilir.

Kistin çıkarılması ve doku temizliği

Ameliyat sırasında cerrah öncelikle bölgeyi dezenfekte eder ve steril örtülerle kapatır. Ardından sinüsün ve çevresindeki hastalıklı dokunun tamamı çıkarılır. Bu aşamada, sinüs içindeki kıllar, irin ve diğer kalıntılar tamamen temizlenir.

İlk adımda, cerrah enfekte olmuş alanı hazırlar ve kistin çevresindeki dokuları çıkarır. Bu adım, sinüsün tekrar oluşumunu engeller. Daha sonra, gerekli durumlarda drenaj yerleştirilir. Drenaj tüpü, ameliyat sonrası oluşabilecek sıvı birikimini önleyerek iyileşmeyi hızlandırır ve enfeksiyon riskini azaltır.

Açık ve kapalı yara yöntemleri

Total eksizyon sonrası iki temel yaklaşım vardır: açık yara bırakma ve kapalı yara dikimi.

Açık yara yöntemi: Sinüs çıkarıldıktan sonra yara açık bırakılır ve kendi kendine iyileşmesi beklenir. Bu yöntemde:

  • Enfeksiyon riski daha düşüktür
  • İyileşme süreci ortalama 4-7 hafta sürer
  • Nüks (tekrarlama) oranı %1-7 arasındadır
  • Düzenli pansuman gerektirdiği için hasta konforu düşüktür

Kapalı yara yöntemi: Sinüs çıkarıldıktan sonra yara dikişlerle kapatılır. Bu yöntemde:

  • İyileşme süresi genellikle 2 hafta gibi kısa bir süredir
  • Pansuman ihtiyacı daha azdır
  • Nüks oranı %6-22 arasında değişmektedir
  • Enfeksiyon riski daha yüksektir

Flep yöntemi ve avantajları

Flep yöntemi, özellikle geniş doku çıkarımı gereken durumlarda tercih edilen bir tekniktir. Bu yöntemde, çevredeki sağlıklı dokular kaydırılarak oluşan boşluk kapatılır.

Flep yönteminin çeşitli avantajları vardır:

  • Kıl kisti, etraf kapsülü ve rengi değişmiş cilt dahil geniş doku çıkarılabilir
  • Yara gerginlik olmadan kapatılabilir
  • Kuyruk sokumundaki derinlik kaybolarak nüks olasılığı azalır
  • Günlük hayata dönüş süresi yaklaşık 1 hafta kadardır

Yaygın olarak kullanılan flep teknikleri arasında Karydakis, Limberg, V-Y flep ve rhomboid flep yer alır. Modifiye Limberg flep yönteminde yara izi daha büyük olsa da ağrı ve tekrarlama riski daha azdır.

Lazer ve fenol gibi alternatifler

Geleneksel cerrahi yöntemlere alternatif olarak, son yıllarda minimal invaziv yöntemler popülerlik kazanmıştır.

Lazer tedavisi (SiLaT/FiLaC): Sinüs traktı temizlendikten sonra özel bir lazer probu ile tünelin içine girilir. Lazer enerjisiyle sinüs duvarları kontrollü bir şekilde yakılarak kapatılır. Lazer tedavisinin avantajları:

  • Kesik veya dikiş gerektirmez
  • Ağrı minimal düzeydedir
  • Yara bakımı kolaydır ve kozmetik sonuçlar mükemmeldir

Kristalize Fenol uygulaması: Basit ve etkili bir yöntem olup lokal anestezi altında uygulanır. Sinüs ağızları temizlendikten sonra içine kristalize fenol yerleştirilir. Fenol, sinüs içindeki kılları ve epitelize dokuyu kimyasal olarak temizler.

  • Hastanede yatış gerektirmez
  • İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürer
  • Hasta işlemden sonra hemen yürüyerek evine veya işine dönebilir
  • Nüks oranı %15-20 arasındadır

Diğer minimal invaziv yöntemler arasında Mikrosinüsektomi ve EPSiT (Endoskopik Pilonidal Sinüs Tedavisi) de bulunmaktadır. Bu yöntemler daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve daha estetik sonuçlar sağlar.

Ameliyat sonrası iyileşme süreci

Pilonidal sinüs ameliyatı sonrası başarılı bir iyileşme süreci, tedavinin en az ameliyat kadar önemli bir parçasıdır. Bu süreçte doğru bakım ve dikkat, nüksü önlemek açısından hayati önem taşır.

İlk günlerde dikkat edilmesi gerekenler

Ameliyattan sonraki ilk günler iyileşme sürecinin kritik aşamasıdır. Bu dönemde dinlenmeniz ve yarayı korumanız gerekir. İlk 1-2 gün boyunca mümkün olduğunca istirahat etmeniz önerilir. Özellikle ilk günlerde doktorunuzun size verdiği ağrı kesicileri düzenli kullanmanız ve ilaç tedavinizi aksatmamanız önemlidir. Eğer yaranızda dren varsa, bu genellikle 8 güne kadar yerinde kalabilir ve bu süre zarfında banyo yapmamanız gerekir. Ameliyat sonrası olağan olmayan bir akıntı, kanama veya şiddetli ağrı hissederseniz, mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

Pansuman ve hijyen kuralları

Yara bakımı, iyileşme sürecinin en önemli parçasıdır. İlk birkaç gün pansumanınızı günde 1-2 kez veya doktorunuzun önerdiği sıklıkta değiştirmelisiniz. Yaranızın temiz ve kuru tutulması enfeksiyon riskini azaltır. Her tuvalet sonrasında bölgeyi nazikçe temizlemeli ve kurulamalısınız. Steril malzeme kullanmaya özen göstermeli ve her banyo sonrası pansumanınızı yenilemelisiniz. İyileşme sürecinde yaranın nemli, terli veya ıslak kalmaması için gün içinde kuyruk sokumunu 4-5 kez kurulayabilirsiniz.

Oturma ve hareket kısıtlamaları

Ameliyat sonrası ilk günlerde doğrudan yaranın üzerine oturmamanız gerekir. Bunun yerine yan veya yüzüstü yatış pozisyonlarını tercih edebilirsiniz. Ağrısız yürüyebilme süresi kullanılan tekniğe göre değişir; primer kapamada ortalama 27±7,5 gün, Limberg flep tekniğinde 14±3,5 gündür. Tuvalete ağrısız oturma süresi de benzer şekilde değişkenlik gösterir; primer kapamada 24,5±5,5 gün, Limberg flep tekniğinde 13,5±4 gündür. İşe dönüş süresi ise eksizyon+primer kapamada ortalama 23±7 gün, Limberg flep yönteminde 18±6 gündür.

İyileşme süresi ve nüks riski

Toplam iyileşme süresi seçilen cerrahi yönteme göre değişir. Açık bırakılan yöntemlerde iyileşme süresi 6-8 hafta sürerken, kapalı tekniklerde bu süre 2-3 haftaya düşer. Limberg flep tekniğinde ortalama yara iyileşme süresi 12,5±4 gün iken, eksizyon+sekonder iyileşme yönteminde ortalama 43±8 gündür. Pilonidal sinüsün nüks (tekrarlama) riski %3 ile %50 arasında değişmektedir. Nüksü önlemek için kişisel hijyeninize dikkat etmeli, bölgede kıl yoğunluğu fazlaysa lazer epilasyon yaptırabilirsiniz. Ameliyattan bir ay sonra başlanarak düzenli lazer epilasyon yapılması, nüks riskini %80 azaltır.

Sıkça sorulan sorular

Pilonidal sinüs tedavisinde en çok merak edilen konuları sizin için derledik. Tedavi öncesinde aklınıza takılan sorulara yanıt bulabilirsiniz.


Total eksizyon sonrası iz kalır mı?

Total eksizyon sonrası iz kalması kaçınılmazdır. Özellikle açık bırakılarak tedavi edilen yaralarda daha geniş bir iz oluşabilir. Mikrosinusektomi yönteminde ise operasyon sonrası çok küçük bir kesi olduğu için, belli belirsiz bir iz kalır. Flep yöntemlerinde genellikle daha büyük izler görülürken, minimal invaziv yöntemlerde kozmetik sonuçlar daha iyidir.


İyileşme süresi ne kadar sürer?

İyileşme süresi, uygulanan tekniğe göre değişir. Açık bırakılan yaralarda iyileşme 4-8 hafta sürerken, primer kapama tekniğinde bu süre 2-3 haftaya düşer. Limberg flep tekniğinde ortalama yara iyileşme süresi 12.5±4 gün iken, eksizyon ve sekonder iyileşmeye bırakılan hastalarda ortalama 43±8 gündür. Tüm teknikler göz önüne alındığında, tam iyileşme genellikle 4-6 hafta içinde tamamlanır.


Ameliyat sonrası işe dönüş süresi nedir?

İşe dönüş süresi tekniğe ve işinizin niteliğine bağlıdır. Limberg flep uygulanan hastalarda ortalama 11.5±4 gün, eksizyon ve sekonder iyileşmeye bırakılan hastalarda ise 14.5±4 gün olarak bulunmuştur. Başka bir çalışmada ise işe dönüş süreleri eksizyon ve primer kapatmada 13 gün, açık bırakmada 16 gün olarak belirtilmiştir. Uzun süre oturarak çalışıyorsanız, işe dönüş süresi uzayabilir.


Kıl dönmesi tekrarlar mı?

Evet, tedaviden sonra kıl dönmesi tekrarlayabilir. Nüks oranları uygulanan tekniğe göre değişmektedir: Primer kapatmada %18.4, açık bırakmada %9.6, Limberg flep yönteminde ise %4.3 olarak bulunmuştur. Hijyen kurallarına dikkat ederseniz tekrarlama riski oldukça düşüktür. Ayrıca, bölgedeki kılları düzenli olarak aldırmanız nüksetme olasılığını azaltır.


Lokal eksizyon yeterli olur mu?

Lokal eksizyon, küçük ve basit vakalarda yeterli olabilir. Ancak hastalığın yaygınlığı ve derinliğine göre yetersiz kalabilir. Özellikle nüks riski daha yüksek olan komplike vakalarda total eksizyon daha güvenli bir seçenektir. Ameliyat öncesi muayene sırasında cerrahınız, sizin için en uygun tedavi yöntemini belirleyecektir.


Geniş eksizyon ne zaman gerekir?

Geniş eksizyon, genellikle tekrarlayan, komplike veya apseleşmiş olgularda tercih edilir. Pilonidal sinüsün kapsamlı olduğu, birden fazla sinüs ağzının bulunduğu veya daha önce tedavi görmüş ancak nüks etmiş durumlarda geniş eksizyon gerekebilir. Nüks oranlarını düşürmek için, özellikle hastalıklı dokunun büyük olduğu durumlarda geniş eksizyon daha güvenli bir tercihtir.

Özetle Pilonidal Sinüs Total Eksizyonu

Pilonidal sinüs tedavisinde başarı, doğru cerrahi yöntemin seçilmesi ve ameliyat sonrası bakıma bağlıdır. Özellikle total eksizyon, hastalıklı dokunun tamamını çıkarması nedeniyle etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkar. Bununla birlikte, cerrahi yöntemin sizin durumunuza uygun seçilmesi son derece önemlidir.

Ameliyattan sonraki süreçte, yara bakımı ve hijyen kurallarına dikkat etmeniz iyileşme sürecinizi hızlandıracaktır. Ayrıca, bölgeyi temiz ve kuru tutmanız, pansuman değişimlerinizi düzenli yapmanız ve doktorunuzun önerilerine uymanız gerekir. Aksi takdirde, enfeksiyon riski ve nüks olasılığı artabilir.

Unutmayın ki, pilonidal sinüs tedavisi sadece ameliyatla bitmez. Ameliyat sonrası bakım ve yaşam tarzı değişiklikleri, hastalığın tekrarlamaması için hayati önem taşır. Dolayısıyla, düzenli duş almak, bölgeyi tüylerden arındırmak ve uzun süre oturmaktan kaçınmak nüks riskini azaltır.

Sonuç olarak, pilonidal sinüs total eksizyonu, doğru uygulandığında ve ameliyat sonrası süreç iyi yönetildiğinde başarılı sonuçlar veren bir tedavi yöntemidir. Cerrahınızla düzenli görüşmeler yaparak iyileşme sürecinizi takip etmeniz ve herhangi bir anormal durum fark ettiğinizde hemen doktorunuza başvurmanız önemlidir. Sabırlı olur ve tüm önerileri uygularsanız, kısa sürede günlük hayatınıza sağlıklı bir şekilde dönebilirsiniz.

Detaylı Bilgi ve İletişim İçin Formu Doldurun!

İlgili içerikler

İlgili Doktorlar

Tedavi Yöntemleri

İlgili Hastalıklar

Videolar

İlgili Yazılar

Web ve Tıbbi Yayın Kurulu

Bu içeriğin geliştirilmesine Hisar Hospital Web ve Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikâyetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz.

Son Güncelleme Tarihi: