Göz Hastalıkları Kliniği
Göz Sağlığı ve Hastalıkları Nelerdir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Göz sağlığı ve hastalıkları hakkında bilgi sahibi olmak, görme yeteneğinizi korumak için hayati önem taşır. Gözlerinizin iyi bir görme fonksiyonu sağlayabilmesi, göz yapınızın sağlıklı olması ve göz çevresi dokularının düzgün şekilde çalışması, genel göz sağlığınızın temel unsurlarıdır.
Günümüzde pek çok kişi çeşitli göz hastalıkları ile karşı karşıya kalmaktadır. Göz sağlığı ve hastalıkları bölümünde tedavi edilen bu rahatsızlıklar arasında katarakt, glokom, kuru göz sendromu ve retina hastalıkları bulunur. Aslında, şeker hastalığı hala tüm dünyada körlüklerin en önemli nedenidir. Göz hastalıkları genellikle göz doktoru tarafından yapılan muayene ile teşhis edilir ve rahatsızlığın türüne göre ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya lazer tedavisi gibi farklı yöntemlerle tedavi edilebilir.
Bu yazıda, göz hastalıklarının türlerini, belirtilerini ve modern tedavi yöntemlerini açık ve anlaşılır bir dille sizlere anlatacağız. Ayrıca, OCT gibi ileri görüntüleme teknolojileri ve diğer tanı yöntemleri hakkında da bilgi vereceğiz.
Smile Pro
Smile Pro Lazer, miyop ve astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisinde kullanılan yeni nesil lazer teknolojilerinden biridir. Göz yüzeyinde geniş kesi oluşturmadan, minimal invaziv yöntemle uygulanan bu tedavi sayesinde uygun hastalarda gözlük ve kontakt lens bağımlılığı azaltılabilir.
Hisar Hospital’da Smile Pro Lazer uygulaması, detaylı göz muayenesi ve ileri tetkikler sonrasında, hastanın göz yapısına en uygun tedavi planı oluşturularak gerçekleştirilir.
Smile Pro Lazer Kimler İçin Uygundur?
Smile Pro Lazer tedavisi genellikle;
* Miyop ve astigmat problemi olan,
* Göz numarası belirli bir süre stabil seyreden,
* Kornea yapısı uygun olan,
* Gözlük veya kontakt lens kullanmak istemeyen,
* Detaylı göz muayenesi sonucunda lazer tedavisine uygun bulunan hastalarda tercih edilebilir.
Smile Pro Lazerin Avantajları
* Kesisiz veya minimal kesili lazer teknolojisiyle uygulanır.
* İşlem süresi kısadır.
* Günlük yaşama dönüş genellikle hızlıdır.
* Göz kuruluğu riskinin klasik bazı lazer yöntemlerine göre daha düşük olması beklenir.
* Kontakt lens ve gözlük kullanım ihtiyacını azaltabilir.
* Konforlu ve güvenli bir tedavi seçeneği sunar.
Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Smile Pro Lazer öncesinde hastanın göz numarası, kornea kalınlığı, kornea haritası ve genel göz sağlığı detaylı olarak değerlendirilir. Uygunluk tespit edildikten sonra işlem planlanır. Tedavi sonrası doktorun önerdiği damlalar düzenli kullanılmalı ve kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır.
No Touch Lazer
No Touch Lazer, göz yüzeyine herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan ve göze temas edilmeden uygulanan excimer lazer tedavi yöntemidir. Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının tedavisinde uygun hastalarda tercih edilebilir.
Hisar Hospital’da No Touch Lazer tedavisi öncesinde hastanın göz yapısı detaylı olarak değerlendirilir; kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı incelenerek kişiye özel tedavi planı oluşturulur.
No Touch Lazer Kimler İçin Uygundur?
* Gözlük veya lens kullanmak istemeyen,
* Miyop, hipermetrop veya astigmat problemi olan,
* Kornea yapısı uygun bulunan,
* Göz numarası stabil seyreden,
* Detaylı göz muayenesi sonucunda lazer tedavisine uygun görülen hastalar için değerlendirilebilir.
No Touch Lazerin Avantajları
* Göze temas edilmeden uygulanır.
* Cerrahi kesi oluşturulmaz.
* İnce kornea yapısına sahip bazı hastalarda alternatif olabilir.
* İşlem süresi kısadır.
* Gözlük ve lens ihtiyacını azaltmaya yardımcı olabilir.
* Kişiye özel tedavi planlaması yapılabilir.
Katarakt
Katarakt, göz merceğinin şeffaflığını kaybederek bulanıklaşmasıdır. Genellikle 50 yaş sonrası görülen bu hastalık, doğuştan da olabilir. Belirtileri arasında;
Bulanık görme,
Renklerin soluk görünmesi,
Gece görüşünde bozulma
Göz kamaşması yer alır
Tedavisinde dikişsiz katarakt cerrahisi (FAKO) uygulanmaktadır. Bu yöntemle bulanıklaşmış mercek çıkarılarak yerine yapay lens takılır. Özellikle yeni geliştirilen lensler sayesinde hastalar uzak ve yakın gözlüklerinden kurtulabilmektedir.
Glokom (Göz Tansiyonu)
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinin zarar görmesidir. Sıklıkla sinsi ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde belirti vermeyebilir.
İleri safhalarda meydana gelen belirtileri;
Göz ağrısı,
Baş ağrısı,
Bulanık görme
Görme alanı kaybı görülür.
Risk Faktörleri
40 yaş üstü olmak,
Şeker
Guatr hastalıkları
Ailede glokom öyküsü
Uzun süreli kortizon kullanımı yer alır.
Tedavisi:
Göz damlaları,
Lazer
Cerrahi yöntemler kullanılmaktadır.
Retina hastalıkları
Retina, gözün arka kısmında ışığı algılayan hassas tabakadır. Başlıca retina hastalıkları şunlardır: retina dekolmanı (retinanın ayrılması), diyabetik retinopati (şeker hastalığının göze vurması), retinitis pigmentosa (gece körlüğü) ve makula ödemi.
Belirtileri arasında
Görme kaybı,
Görüş alanında karanlık noktalar,
Işık çakmaları
Uçuşan cisimler görme sayılabilir.
Tedavileri hastalığın türüne göre değişir:
Lazer tedavisi,
Göz içi enjeksiyonlar
Cerrahi müdahaleler uygulanabilir.
Kuru göz sendromu
Kuru göz, gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi veya kalitesinin bozulması sonucu ortaya çıkar.
Belirtileri;
Gözlerde batma,
Yanma,
Kum varmış hissi,
Kaşıntı ve kızarıklık tipik belirtileridir.
İlginç şekilde bazen aşırı sulanma şeklinde de kendini gösterebilir. Bilgisayar kullanımı, klimalar ve kontakt lens kullanımı riski artırır.
Tedavisi;
Suni gözyaşı damlaları,
Gözyaşı kanalı tıkaçları
Göz çevresini nemli tutmak gibi yöntemler uygulanır.
Şaşılık ve Astigmat
Şaşılık, gözlerin paralel bakamaması durumudur. Doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. Tedavi edilmeyen şaşılık, göz tembelliğine yol açabilir.
Şaşılık Tedavisinde;
Gözlük,
Göz egzersizleri,
Prizmatik camlar ve
Cerrahi yöntemler uygulanır.
Astigmat Tedavisinde;
Gözlük,
Kontakt lens veya
Lazer cerrahisi kullanılabilir.
Astigmat ise korneanın düzgün kavislenmemesi sonucu oluşan kırma kusurudur. Bulanık ve çarpık görmeye neden olur.
Miyop, Hipermetrop ve Üveit
Miyop (uzağı görememe), hipermetrop (yakını görememe) ve astigmatizma en yaygın kırma kusurlarıdır.
Bunların düzeltilmesinde
Gözlük,
Kontakt lens veya
Refraktif cerrahi yöntemleri kullanılır.
Üveit ise gözün orta tabakasının iltihaplanmasıdır. Ağrı, kızarıklık ve görme bulanıklığına neden olabilir. İlaç tedavisiyle kontrol altına alınabilir.
Sarı Nokta ve Konjonktivit
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), merkezi görmeyi sağlayan retina bölgesinin bozulmasıdır. İleri yaşlarda görülen bu hastalıkta merkezi görme azalır, düz çizgiler eğri görülür. Kuru ve yaş tip olmak üzere iki türü vardır. Yaş tipte göz içi enjeksiyonlar, kuru tipte ise vitamin takviyeleri önerilir. Konjonktivit ise gözün dış zarının iltihaplanmasıdır. Bakteriyel, viral veya alerjik olabilir. Kızarıklık, kaşıntı ve sulanmayla kendini gösterir, genellikle göz damlaları ile tedavi edilir.
Akıllı Lens Tedavisi
Akıllı lens tedavisi, gözün doğal merceğinin çıkarılarak yerine uzak, orta ve yakın mesafelerde net görüş sağlamayı amaçlayan yapay göz içi merceklerin yerleştirildiği modern bir tedavi yöntemidir. Katarakt, presbiyopi, miyop, hipermetrop ve astigmat gibi görme sorunlarında kişinin göz yapısına göre uygulanabilir.
Hisar Hospital’da akıllı lens tedavisi öncesinde kornea yapısı, retina sağlığı, göz numarası ve görme beklentileri detaylı olarak değerlendirilir. Monofokal, multifokal, trifokal, torik veya EDOF lens seçenekleri arasından hastanın ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına en uygun mercek belirlenir.
Akıllı Lens Tedavisi Kimler İçin Uygundur?
Katarakt nedeniyle görme kalitesi azalan,
40 yaş üzerinde yakın görme sorunu yaşayan,
Uzak, orta ve yakın mesafelerde gözlük ihtiyacını azaltmak isteyen,
Göz numarası lazer tedavisine uygun olmayan,
Kornea yapısı lazer uygulamasına elverişli bulunmayan,
Detaylı göz muayenesi sonucunda uygun görülen hastalar için değerlendirilebilir.
Akıllı Lens Tedavisinin Avantajları
Uzak, orta ve yakın mesafelerde net görüş sağlayabilir.
Gözlük ve kontakt lens bağımlılığını azaltabilir.
Katarakt sorununa kalıcı bir çözüm sunar.
Hastanın göz yapısına ve yaşam tarzına göre kişiselleştirilebilir.
Astigmatın düzeltilmesine yardımcı olan lens seçenekleri bulunur.
İşlem genellikle kısa sürer ve dikiş gerektirmez.
Hasta çoğunlukla aynı gün taburcu edilebilir.
Günlük ve sosyal yaşamda görme konforunu artırabilir.
Çocuk Göz Hastalıkları
Çocuklarda miyop, hipermetrop, astigmat, şaşılık, göz tembelliği ve göz titremesi gibi farklı göz hastalıkları görülebilir. Çocuklar görme sorunlarını her zaman fark edemediği veya ifade edemediği için davranış değişikliklerinin takip edilmesi ve düzenli göz muayenelerinin yapılması önemlidir.
Hisar Hospital’da çocukların yaşına ve gelişim dönemine uygun yöntemlerle görme keskinliği, göz numarası, göz hareketleri ve göz dibi değerlendirilir. Erken teşhis, özellikle göz tembelliği ve şaşılık gibi sorunlarda kalıcı görme kaybının önlenmesine yardımcı olabilir.
Çocuklarda Göz Hastalıklarının Belirtileri
Televizyonu veya kitapları çok yakından izleme,
Tahtadaki yazıları görmekte zorlanma,
Gözleri kısarak veya başı yana eğerek bakma,
Gözlerde içe veya dışa kayma,
Sık göz ovuşturma, sulanma veya kızarıklık,
Baş ağrısı ve göz yorgunluğu,
Okurken satır atlama veya harfleri karıştırma,
Ders başarısında düşüş ve dikkat dağınıklığı.
Erken Tanı ve Tedavinin Avantajları
Görme gelişiminin sağlıklı ilerlemesini destekler.
Göz tembelliğinin kalıcı hale gelmesini önleyebilir.
Şaşılık ve kırma kusurlarının zamanında düzeltilmesini sağlar.
Okul başarısı ve günlük yaşam konforunu destekler.
İleri tedavi ihtiyacını azaltabilir.
Tedavide gözlük, kontakt lens, göz kapama, damla veya gerekli durumlarda cerrahi yöntemler uygulanabilir. İlk göz muayenesinin 6–12 ay arasında, ardından 3 yaşında ve okul öncesinde yapılması; kontrollerin düzenli sürdürülmesi önerilir.
Göz İltihabı (Üveit)
Üveit, gözün orta tabakasını oluşturan iris, siliyer cisim veya koroid dokularında gelişen iltihaplanmadır. Etkilenen bölgeye göre ön, orta, arka veya panüveit olarak sınıflandırılır. Ani başlayabileceği gibi uzun sürebilir ya da ataklar hâlinde tekrarlayabilir.
Hisar Hospital’da üveit tanısı için detaylı göz muayenesi yapılır; göz içi basıncı ölçümü, yarık lamba muayenesi, göz dibi incelemesi, OKT ve gerekli durumlarda anjiyografi veya kan testlerinden yararlanılır. Tedavi, iltihabın yeri, şiddeti ve altında yatan nedene göre planlanır.
Göz İltihabının Belirtileri
Gözde ağrı ve batma hissi,
Kızarıklık ve sulanma,
Işığa karşı hassasiyet,
Bulanık veya azalmış görme,
Işık çakmaları ve uçuşan cisimler,
Göz kamaşması,
Çevresel görüşte azalma,
Göz bebeğinde küçülme.
Göz İltihabının Tedavi Yöntemleri
İltihabı azaltan göz damlaları ve ilaçlar,
Göz bebeğini genişleten ve kasları rahatlatan damlalar,
Enfeksiyon varsa antibiyotik veya antiviral tedavi,
Otoimmün hastalığa yönelik tedaviler,
Gerekli durumlarda vitrektomi ameliyatı.
Üveit; enfeksiyonlar, Behçet hastalığı, MS, Crohn hastalığı, sarkoidoz, göz yaralanmaları veya bazı kanserlerle ilişkili olabilir. Tedavi edilmediğinde katarakt, glokom ve kalıcı görme kaybına yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında erken değerlendirme ve düzenli takip büyük önem taşır.
Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)
Göz kapağı estetiği; üst ve alt göz kapaklarında oluşan sarkma, deri fazlalığı, torbalanma ve yağ birikimlerini düzeltmek amacıyla uygulanan cerrahi bir işlemdir. Daha genç ve dinç bir görünüm sağlamanın yanı sıra, üst göz kapağındaki sarkmaya bağlı görme alanı kısıtlılığını da azaltabilir.
Hisar Hospital’da işlem öncesinde göz kapağının yapısı, göz sağlığı, hastanın genel sağlık durumu ve beklentileri detaylı olarak değerlendirilir. Üst veya alt göz kapağına uygulanacak yöntem kişiye özel planlanır. Kesiler genellikle göz kapağının doğal kıvrımlarından ya da kirpik hattından yapıldığı için izler zamanla belirsizleşir.
Göz Kapağı Estetiği Kimler İçin Uygundur?
Üst göz kapağında sarkma ve deri fazlalığı bulunan,
Göz altlarında torbalanma veya şişlik oluşan,
Göz çevresinde sürekli yorgun ve yaşlı bir görünüm bulunan,
Sarkma nedeniyle görme alanı daralan,
Genetik nedenlerle erken yaşta kapak düşüklüğü yaşayan,
Detaylı muayene sonucunda operasyona uygun görülen kişiler için değerlendirilebilir.
Göz Kapağı Estetiğinin Avantajları
Göz çevresine daha genç ve dinç bir görünüm kazandırabilir.
Sarkma, torbalanma ve deri fazlalığını azaltabilir.
Görme alanının genişlemesine yardımcı olabilir.
Yorgun, uykulu veya üzgün yüz ifadesini düzeltebilir.
Kesiler doğal kıvrımlarda gizlenebilir.
Genellikle aynı gün taburcu olma imkânı sunar.
Günlük ve sosyal yaşam konforunu artırabilir.
İyileşme sürecinde şişlik ve morluk görülmesi normaldir. Belirgin iyileşme birkaç hafta içinde gerçekleşirken nihai sonuçların ortaya çıkması birkaç ay sürebilir.
Göz Tembelliği (Ambliyopi)
Göz tembelliği, bir gözün diğerine göre daha az gelişmesi ve beyin ile göz arasındaki görme bağlantısının yeterince kurulamaması durumudur. Genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkar ve nadiren iki gözü birden etkileyebilir. Erken teşhis edilmediğinde etkilenen gözde kalıcı görme kaybına neden olabilir.
Hisar Hospital’da göz tembelliği tanısı için görme keskinliği, göz numarası, göz hareketleri ve gözlerin hizalanması değerlendirilir. Tedavi, çocuğun yaşına, tembelliğin derecesine ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlanır.
Göz Tembelliğinin Nedenleri
Şaşılık veya göz kayması,
İki göz arasında belirgin numara farkı,
Miyop, hipermetrop veya astigmat,
Doğuştan ya da erken yaşta gelişen katarakt,
Göz kapağı düşüklüğü,
Prematüre doğum ve düşük doğum ağırlığı,
Genetik yatkınlık.
Göz Tembelliği Tedavisinin Avantajları
Zayıf gözün görme gelişimini destekleyebilir.
İki gözün birlikte çalışma yeteneğini artırabilir.
Derinlik algısı ve mesafe tahminini iyileştirebilir.
Kalıcı görme kaybı riskini azaltabilir.
Çocuğun okul ve günlük yaşam performansını destekleyebilir.
Tedavide reçeteli gözlük, güçlü gözün belirli sürelerle kapatılması, ilaçlı göz damlaları ve görme egzersizleri uygulanabilir. Katarakt, şaşılık veya göz kapağı düşüklüğü gibi durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Tedavinin özellikle 7–8 yaşından önce başlatılması başarı şansını artırır. Düzenli kontroller ve doktor önerilerine uyum, tedavinin devamlılığı açısından önemlidir.
Gözyaşı Kanal Tıkanıklığı
Gözyaşı kanal tıkanıklığı, gözü nemlendiren gözyaşının drenaj kanallarından buruna aktarılamaması durumudur. Özellikle bebeklerde sık görülmekle birlikte yetişkinlerde de ortaya çıkabilir. Kanalda biriken sıvı; sürekli sulanma, tahriş ve enfeksiyon gibi sorunlara yol açabilir.
Hisar Hospital’da tıkanıklığın yeri ve nedeni; detaylı göz muayenesi, drenaj testleri ve gerekli durumlarda görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Tedavi hastanın yaşına, tıkanıklığın nedenine ve şiddetine göre planlanır.
Gözyaşı Kanal Tıkanıklığının Belirtileri
Gözlerde sürekli sulanma ve yaş akması,
Göz kapağında şişlik ve hassasiyet,
Kızarıklık, yanma ve kaşıntı,
Mukuslu veya iltihaplı akıntı,
Bulanık görme,
Göz ve burun çevresinde enfeksiyon.
Tedavi Yöntemleri
Bebeklerde doktorun önerdiği masaj ve düzenli takip,
Enfeksiyon varsa antibiyotik tedavisi,
Kanalın sonda yardımıyla açılması,
Balon kateter veya tüp uygulaması,
Kanala stent yerleştirilmesi,
İleri vakalarda cerrahi olarak yeni bir gözyaşı kanalı oluşturulması.
Bebeklerde doğuştan görülen tıkanıklıkların bir bölümü büyümeyle birlikte kendiliğinden açılabilir. Ancak sürekli sulanma, kızarıklık, şişlik veya akıntı varsa göz doktoruna başvurulmalıdır. Tedavi edilmeyen vakalarda tekrarlayan enfeksiyonlar ve görmeyi etkileyebilecek komplikasyonlar gelişebilir. Erken tanı ve uygun tedavi, göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.
Kontakt Lens Uygulamaları
Kontakt lensler, kornea üzerine yerleştirilen ve görme kusurlarını düzeltmeye yardımcı olan ince, şeffaf tıbbi merceklerdir. Miyopi, hipermetropi, astigmatizma ve presbiyopi gibi sorunlarda gözlüğe alternatif olarak kullanılabilir. Ayrıca renkli lensler estetik amaçlarla, özel lensler ise bazı kornea hastalıklarının tedavisini desteklemek amacıyla tercih edilebilir.
Hisar Hospital’da kontakt lens uygulaması öncesinde göz numarası, kornea yapısı, gözyaşı miktarı ve genel göz sağlığı değerlendirilir. Yumuşak, sert gaz geçirgen, torik, multifokal, hibrit veya skleral lens seçenekleri arasından kişinin göz yapısına ve ihtiyaçlarına uygun lens belirlenir.
Kontakt Lensler Kimler İçin Uygundur?
Gözlük kullanmak istemeyen,
Miyopi veya hipermetropi sorunu bulunan,
Astigmat için torik lense ihtiyaç duyan,
Presbiyopi nedeniyle yakın görme güçlüğü yaşayan,
Keratokonus veya bazı kornea hastalıkları bulunan,
Spor yapan ve aktif yaşam süren,
Muayene sonucunda lens kullanımına uygun görülen kişiler için değerlendirilebilir.
Kontakt Lenslerin Avantajları
Geniş ve doğal bir görüş alanı sağlayabilir.
Gözlükte yaşanan buğulanma ve çerçeve engelini ortadan kaldırır.
Spor ve günlük aktivitelerde hareket özgürlüğü sunar.
Farklı görme kusurlarına özel seçenekler içerir.
Estetik amaçlı renkli alternatifleri bulunur.
Gözlükle dönüşümlü olarak kullanılabilir.
Kontakt lenslerin güvenli kullanımı için hijyen, bakım ve kullanım süresi kurallarına uyulmalıdır. Lensle uyumak, denize veya havuza girmek enfeksiyon riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık veya bulanık görme gelişirse lens çıkarılmalı ve göz doktoruna başvurulmalıdır.
Kornea Hastalıkları
Kornea hastalıkları; gözün en dışındaki saydam tabakada enfeksiyon, yaralanma, genetik faktörler veya farklı hastalıklar nedeniyle oluşan problemlerdir. Kornea hasarı; bulanık görme, göz ağrısı, kızarıklık ve ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetlere yol açabilir.
Hisar Hospital’da kornea hastalıklarının tanısı için detaylı göz muayenesi yapılır. Gerekli durumlarda yarık lamba muayenesi ve floresan boya testi gibi yöntemlerden yararlanılır. Tedavi; hastalığın türüne ve korneadaki hasarın derecesine göre kişiye özel olarak planlanır.
Kornea Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?
Gözde ağrı veya batma hissi,
Bulanık ya da azalmış görme,
Gözde kızarıklık,
Işığa karşı aşırı hassasiyet,
Göz yüzeyinde fark edilebilen doku hasarı,
Sulanma ve gözde rahatsızlık hissi.
Kornea Hastalıklarına Neden Olan Durumlar
Keratokonus gibi korneanın yapısını bozan hastalıklar,
Bakteri, virüs veya mantar kaynaklı keratit,
Göz uçuğu ve zona gibi viral enfeksiyonlar,
Yanlış veya hijyenik olmayan kontakt lens kullanımı,
Göze alınan darbeler ve yüzey yaralanmaları,
Bağışıklık sistemi ve bağ dokusu hastalıkları,
Genetik faktörler.
Kornea Hastalıklarının Tedavi Yöntemleri
Göz damlası, merhem veya ilaç tedavileri,
Reçeteli gözlük veya kontakt lens kullanımı,
Keratokonus hastalarında skleral lens uygulaması,
Korneal kollajen çapraz bağlama tedavisi,
Lazer uygulamaları,
İleri vakalarda kornea nakli,
Uygun hastalarda yapay kornea uygulaması.
Kornea Hastalıklarında Erken Tedavinin Avantajları
Hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir veya durdurabilir.
Kalıcı kornea hasarı riskini azaltabilir.
Görme kaybının önlenmesine yardımcı olabilir.
Görme kalitesinin korunmasını sağlayabilir.
İleri cerrahi işlemlere duyulan ihtiyacı azaltabilir.
Günlük yaşam konforunun korunmasına katkı sağlayabilir.
Pterjium (Göz Eti)
Pterjium, gözün beyaz tabakasını örten konjonktiva dokusunun kalınlaşarak kornea üzerine doğru ilerlemesidir. Halk arasında “göz eti” veya “kuş kanadı” olarak bilinir. İyi huylu ve bulaşıcı olmayan bu oluşum, büyüdüğünde korneanın yapısını bozarak görme sorunlarına neden olabilir.
Hisar Hospital’da pterjiumun boyutu, korneaya ilerleme derecesi ve görme üzerindeki etkisi detaylı göz muayenesiyle değerlendirilir. Gerekli durumlarda görme keskinliği testi ve kornea topografisinden yararlanılarak kişiye özel tedavi planlanır.
Pterjiumun Belirtileri
Gözde sürekli kızarıklık,
Yanma, batma ve yabancı cisim hissi,
Kaşıntı, kuruluk ve sulanma,
Gözün beyaz kısmında et benzeri büyüme,
Bulanık görme ve astigmat gelişimi,
Kontakt lens kullanımında rahatsızlık.
Pterjium Tedavisinin Avantajları
Gözdeki tahriş ve kızarıklığı azaltabilir.
Doku büyümesinin görme merkezine ilerlemesini önleyebilir.
Astigmat ve bulanık görmenin düzelmesine yardımcı olabilir.
Göz yüzeyinin daha sağlıklı görünmesini sağlayabilir.
Görme kaybı riskini azaltabilir.
Erken dönemde yapay gözyaşı ve doktorun önerdiği damlalar şikâyetleri hafifletebilir ancak oluşan dokuyu ortadan kaldırmaz. Görmeyi tehdit eden veya sürekli rahatsızlık oluşturan vakalarda cerrahi uygulanabilir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, gözü rüzgâr ve tozdan korumak, göz kuruluğunu tedavi etmek ve düzenli kontrollere gitmek hastalığın gelişme ve tekrarlama riskini azaltabilir.
Kornea Nakli
Kornea nakli, gözün saydam ön tabakası olan korneanın hastalık, enfeksiyon veya yaralanma nedeniyle işlevini kaybettiği durumlarda hasarlı dokunun donör kornea ile değiştirilmesidir. Tedavinin amacı korneanın saydamlığını ve yapısını yeniden sağlayarak görme kalitesini artırmaktır.
Hisar Hospital’da kornea nakli kararı; detaylı göz muayenesi, görme testleri ve kornea görüntülemeleri sonucunda verilir. Korneanın etkilenen tabakasına göre tam kat veya kısmi nakil yöntemlerinden biri kişiye özel olarak planlanır.
Kornea Nakli Kimler İçin Uygundur?
İleri keratokonus hastaları,
Kornea distrofisi veya Fuchs distrofisi bulunanlar,
Korneada kalıcı ödem ve bulanıklık gelişenler,
Derin kornea ülseri veya enfeksiyon hasarı bulunanlar,
Travma veya kimyasal yanık nedeniyle korneası zarar görenler,
Diğer tedavilerle yeterli görme sağlanamayan hastalar.
Kornea Naklinin Avantajları
Görme kalitesini artırabilir.
Kornea saydamlığının yeniden kazanılmasını sağlayabilir.
Bulanık ve bozuk görmeyi azaltabilir.
Korneanın sağlıklı yapısını yeniden oluşturabilir.
İleri kornea hastalıklarında görme kaybını önleyebilir.
Ameliyatta korneanın tamamı veya yalnızca hasarlı tabakası değiştirilir. Nakil sonrası göz damlalarının düzenli kullanılması, gözün darbelerden ve UV ışınlarından korunması ve kontrollerin aksatılmaması önemlidir. Ani görme azalması, kızarıklık, ağrı veya ışık hassasiyeti doku reddi belirtisi olabileceğinden vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.
Göz Hastalıklarının Belirtileri
Göz belirtileri, vücudun alarm sistemi gibi çalışarak olası sorunlara karşı bizi uyarır. Bu belirtileri tanımak, göz sağlığımızı korumada ve erken teşhiste büyük önem taşır. Peki hangi belirtiler hangi göz hastalıklarına işaret edebilir?
Gözde kızarıklık ve ağrı
Gözde kızarıklık, göz yüzeyindeki küçük kan damarlarının genişlemesiyle oluşur ve genellikle alerjik reaksiyonlar veya göz kuruluğu nedeniyle ortaya çıkar. Kızarıklık tek başına ciddi bir durum olmayabilir ancak göz ağrısıyla birlikte görüldüğünde dikkat edilmelidir.
Göz ağrısının çeşitli nedenleri vardır. Düzeltilmemiş kırma kusurları, uygun olmayan gözlük kullanımı, hipertansiyon ve migren gibi durumlar göz ve çevresinde ağrıya neden olabilir. Göze hafifçe bastırıldığında şiddeti artan ağrılar, gözün iç tabakalarındaki bir iltihabın belirtisi olabilir. Ağrının kızarıklık veya görme bulanıklığı ile birlikte olduğu durumlarda acil olarak doktora başvurulmalıdır.
Bulanık görme ve görme kaybı
Bulanık görme, görme keskinliğinin azalması ve nesneleri net olarak görememe olarak tanımlanır. Bazı durumlarda geçici, bazı durumlarda ise kalıcı olabilir. Miyop, hipermetrop ve astigmatizma gibi kırma kusurlarından kaynaklanabileceği gibi katarakt, glokom, diyabetik retinopati veya makula dejenerasyonu gibi hastalıkların belirtisi de olabilir.
Ani başlayan görme kaybı, ciddi bir durumun habercisi olabilir. Retina dekolmanı, optik nörit, göz içi kanama ya da geçici iskemik atak gibi durumlar acil müdahale gerektirir. Birden gelişen görme kaybı göz damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkabileceği gibi beyin kan dolaşımındaki bozukluğa (inme riski) da bağlı olabilir. Gelip geçici dahi olsa görme kaybı ihmal edilmemesi gereken bir uyarıdır.
Kuruluk ve sulanma
Göz kuruluğu, gözlerin rahatlayacağı seviyede gözyaşı üretemediği durumlarda ortaya çıkar. En tipik belirtileri arasında gözde yanma, batma hissi, kızarıklık, ışığa hassasiyet ve bulanık görme yer alır. İlginç biçimde, göz kuruluğu olan kişilerde paradoksal olarak gözlerin sulandığı da görülebilir. Bu durum, göz yüzeyinin kuruluğuna karşı refleks olarak fazla gözyaşı üretimiyle ilişkilidir.
Gözyaşı üretiminin ya da boşaltımının bozulması gözlerde yaşarmaya neden olabilir. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, göz kuruluğu refleks yolla gözde yaşarma belirtisi verebilir. Ayrıca, alerjik hastalıklar, toksik ortamlar ve enfeksiyonlar da gözlerde sulanmaya yol açabilir.
Işığa duyarlılık
Fotofobi olarak da bilinen ışığa duyarlılık, parlak ışığa karşı aşırı hassasiyet durumudur. Belirtileri şunları içerir:
Gözlerde ağrı veya batma
Parlak ışıkta göz kırpma ya da gözleri kısma
Göz sulanması ve yanma hissi
Baş ağrısı (özellikle migrenle birlikte)
Bulantı ve baş dönmesi
Işığa hassasiyet; göz kuruluğu, hipermetropi, astigmatizma, alerji ve bazı doğuştan retina hastalıklarında görülebilir. Çocuklarda ışıktan rahatsız olma genellikle hipermetropiye işaret ederken, gençlerde alerji, orta ve ileri yaşta ise göz kuruluğu kaynaklı olabilir.
Gözde yapısal değişiklikler
Şaşılık, çift görme, göz kapağı düşüklüğü gibi yapısal değişiklikler göz kasları ve çevresindeki problemlerden kaynaklanabilir. Bunlar, myastenia gravis, multipl skleroz ve diyabet gibi ciddi hastalıkların ya da tümörlerin belirtisi olabilir.
Gözün önünde hareket eden siyah noktalar, ince iplikçikler veya sinek şeklinde tanımlanan hareketli cisimler vitreus ve retina hastalıklarının habercisi olabilir. Özellikle karanlıkta daha fazla fark edilen ışık çakmaları, retina tabakasındaki bir yırtığın belirtisidir ve acilen tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilir.
Gözlerinizde herhangi bir belirti fark ettiğinizde, erken teşhis ve doğru tedavi ile birçok göz hastalığı kontrol altına alınabilir. Dolayısıyla, bu belirtiler göründüğünde vakit kaybetmeden bir göz uzmanına başvurmak büyük önem taşır.
Tanı yöntemleri nelerdir?
Göz hastalıklarının doğru teşhisi, etkili tedavinin ilk adımıdır. Modern teknoloji sayesinde göz doktorları, hastalıkları erken aşamada tespit edebilen çeşitli tanı yöntemlerine sahiptir. Bu yöntemler, gözün farklı yapılarını detaylı inceleme olanağı sunar.
OCT (Optik Koherens Tomografi)
OCT, retinanın detaylı kesitsel görüntülerini elde etmek için ışığın eşevrelilik özelliğini kullanan, mikrometre seviyesinde çözünürlük sağlayan gelişmiş bir görüntüleme tekniğidir. Ultrasonun optik versiyonu olarak da anılan bu yöntem, göze zarar vermeden uygulanabildiği için oftalmolojide yaygın kullanım alanı bulmuştur.
Bu test, özellikle maküla hastalıklarının değerlendirilmesinde çok değerlidir. Maküla delikleri, retina altındaki sıvı veya kanama birikimi, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve diyabetik retinopati gibi hastalıkların tanı ve takibinde kullanılır. Ayrıca, glokom hastalarında optik sinir başı ve retina sinir lifi kalınlığının değerlendirilmesine olanak sağlar.
Fundus Fotoğrafçılığı
Fundus fotoğrafçılığı, retinanın, optik sinirin ve göz dibindeki kan damarlarının ayrıntılı görüntülerini yakalamak için kullanılan önemli bir tanı aracıdır. Bu non-invaziv teknik, göz dibine ait yapıların durumlarını renkli olarak göstermeye ve arşivlemeye imkan tanır.
Diyabetik retinopati, makula dejenerasyonu ve glokom gibi sık görülen göz hastalıklarının tanı ve takibinde fundus fotoğrafları büyük önem taşır. Modern fundus kameralarıyla geniş açılı görüntüler elde edilebilmekte, böylece retinanın daha geniş alanları incelenebilmektedir.
Tonometri (Göz içi basınç ölçümü)
Göz içi basıncının ölçümüne tonometri adı verilir. Glokom hastalığının tanı ve takibinde vazgeçilmez olan bu test, üç ana yöntem ile uygulanır: dijital tonometri, indentasyon tonometrisi ve aplanasyon tonometrisi.
Goldmann tonometresi, en sık kullanılan ve gerçeğe en yakın değer elde edilebilen tonometridir. Biyomikroskoplara monte olan bu aletin düzleştirici yüzeyi göze temas ettirilir ve göz içi basınç değeri mm civa cinsinden okunur. Hava üflemeli (non-kontakt) tonometride ise cihazın göze teması yoktur, enfeksiyon taşıma riski bulunmaz ve kornea bir hava üflemesiyle düzleştirilerek ölçüm yapılır.
Görme Alanı Testi
Görme alanı testi, hem merkezi hem de çevresel görüş alanındaki olası kayıpları tespit etmek amacıyla kullanılan psikofizik bir testtir. Özellikle glokom hastalarında sık kullanılan bu test, retina ve optik sinir hastalıklarının değerlendirilmesinde de önemli rol oynar.
Bilgisayarlı görme alanı testinde hasta, cihazın içinde tam karşısındaki bir ışık noktasına bakarken yan taraflarda beliren ışıklara tepki verir. Bu sayede retinanın farklı bölgelerinin ışık duyarlılığı ölçülür ve görme alanı haritası çıkarılır. Bu test, glokom tedavisinin etkinliğini değerlendirmede ve hastalığın ilerleyişini izlemede hayati önem taşır.
Elektroretinografi (ERG)
ERG, retinanın elektriksel aktivitesini ölçen nörofizyolojik bir testtir. Bu test, retina hücrelerinin ışığa verdiği elektriksel yanıtı kaydederek retina fonksiyonunu değerlendirir.
Uygulama sırasında göz yüzeyine yerleştirilen elektrotlar yardımıyla, ışık uyaranlarına karşı retina hücrelerinin verdiği elektriksel tepki ölçülür. ERG testi, retinitis pigmentosa, retinal dejenerasyonlar, makula dejenerasyonu gibi hastalıkların teşhisinde önemli bir araçtır. Ayrıca, katarakt cerrahisi öncesi retina işlevinin değerlendirilmesinde de kullanılır.
Floresein Anjiyografi (Göz Anjiyosu)
Floresein anjiyografi, floresein adlı madde kullanılarak retina damarlarının görüntülemesinin sağlandığı bir tanı yöntemidir. Bu işlemde hastanın kol damarından verilen floresein boyası saniyeler içinde göz damarlarına ulaşır ve göz dibinin damarsal yapılarının fotoğrafları çekilir.
Bu test, özellikle retina hastalıklarının, diyabetik retinopatinin ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun tanı ve takibinde değerli bilgiler sağlar. Yaklaşık 10 dakika süren bu işlem, retinadaki damarların sızdırma özelliğini, tıkanıklıkları ve anormal damar oluşumlarını görüntülemeye olanak tanır.
Göz hastalıklarının tedavi yöntemleri
Göz hastalıklarının tedavisi, sorunun türüne ve şiddetine bağlı olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Doğru teşhis sonrası göz doktorunuz tarafından gözlük kullanımı, ilaç tedavisi veya cerrahi girişim gibi tedavi yöntemleri önerilebilir. Görme sorunlarının erken dönemde tedavi edilmesi, ilerleyici görme kayıplarını önlemek açısından büyük önem taşır.
İlaç Tedavisi
Göz hastalıklarının tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Göz damlaları, genellikle gözü nemlendirmek, glokom ve enfeksiyon gibi problemleri tedavi etmek amacıyla tercih edilir. Göz pomadları ise, etkilerin daha uzun süre devam etmesi istendiğinde kullanılır. Bu ilaçlar bazen geçici olarak yanma, kaşıntı veya kızarıklığa neden olabilir.
İlaç uygulaması sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Damlalık veya pomad tüpünün ucu kesinlikle göze temas ettirilmemeli, ilaç şişeleri kontaminasyonu önlemek için belirtilen süre içinde kullanılmalıdır. Göz hastalıklarında antibiyotik ve anti-enflamatuar ilaçların uygulanması, tedavinin önemli bir parçasıdır.
Cerrahi Müdahaleler
Bazı göz rahatsızlıklarında cerrahi müdahale gerekebilir. Katarakt ameliyatında bulanıklaşmış mercek çıkarılarak yerine yapay bir mercek yerleştirilir. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizm gibi kırma kusurları için refraktif cerrahi teknikler uygulanabilir.
Yüksek numaralı gözlük kullananlar için Fakik Göz İçi Lens Cerrahisi tercih edilebilir. Bu teknik, yaklaşık 20 yıldır başarıyla uygulanmaktadır ve özellikle 20-45 yaş arasındaki kişiler için uygundur. Göz içi enjeksiyonlar (intravitreal), özellikle retina ve makula kaynaklı hastalıkların neden olduğu görme kaybını durdurmak veya yavaşlatmak için kullanılır.
Lazer Tedavileri
Lazer teknolojisi, göz tedavisinde 1970'lerden beri güvenle kullanılmaktadır. Excimer Lazer uygulamasında, korneanın şekli değiştirilerek ışığın retinanın tam üzerinde odaklanması sağlanır. Bu yöntem özellikle miyopi, hipermetropi ve astigmatizm tedavisinde yaygın olarak tercih edilmektedir.
Diyabetik retinopati tedavisinde Argon lazer kullanılarak sızıntı yapan damarlar yakılır ve daha fazla sızma engellenir. Glokom hastalarında SLT (selektif lazer trabeküloplasti) ile göz içi basınç düşürülerek görme korunur. Katarakt ameliyatı sonrası bulanıklık gelişen hastalarda YAG lazer kullanılarak görme hızla düzeltilebilir.
Gözlük ve Kontakt Lens Kullanımı
Kırma kusurları için en sık kullanılan tedavi yöntemi gözlük ve kontakt lens kullanımıdır. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizm için gözlük camları, kontakt lensler ve refraktif cerrahi yöntemleri kullanılabilir. Her yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır.
Kontakt lens kullanımı gözlüğe göre daha avantajlı olabilir, ancak alerji ve enfeksiyona yol açabilmektedir. Ayrıca sürekli bakım gerektirmesi de bir dezavantaj olarak kabul edilir. Lenslerin hijyenine dikkat edilmemesi, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir.
Suni Gözyaşı ve Destekleyici Damlalar
Göz kuruluğu tedavisinde suni gözyaşı damlaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu damlalar, gözdeki kuruluğu gidererek rahatlatıcı etki sağlar ve bakteriyel hastalıklara karşı koruma sağlar. Kuru göz sendromu olan kişilerde günde iki defadan saatte birkaç defaya kadar kullanılabilir.
Suni gözyaşı damlaları kullanılırken el hijyenine dikkat edilmelidir. Damlalar direkt göze damlatılmalı ve damlatma sonrası göz bir süre kapalı tutulmalıdır. Nadir de olsa gözde kaşınma, şişme veya alerjik reaksiyonlar görülebilir
Sıkça Sorulan Sorular
Gözlerimizle ilgili merak ettiğimiz birçok konu vardır. Bunların başında göz sağlığımızı etkileyen durumlar gelir. İşte göz sağlığıyla ilgili en çok merak edilen sorular ve yanıtları.
Göz altı kararması neden olur?
Göz altı morlukları genellikle yeterince uyumama, yaşlanma ve yorgunluktan kaynaklanır. Ayrıca tiroid rahatsızlıkları ile D, K ve E vitaminlerindeki eksiklikler de göz altı kararmasına neden olabilir. Göz çevresindeki küçük kılcal damarların deri altında sızdırması sonucu hemosiderin pigmentinin ciltte birikmesi bu durumu ortaya çıkarır. Genetik faktörler, su tüketimi azlığı, güneşe fazla maruz kalma ve anemi diğer etkenler arasındadır.
Göz yanması neyin belirtisidir?
Göz yanması; alerjiler, tahriş edici maddeler, gözyaşı eksikliği veya göz kapağı iltihabı gibi durumlardan kaynaklanabilir. Özellikle bilgisayar kullanımı sırasında göz kırpma sayısının azalması, göz yüzeyinin kurumasına ve yanma hissine neden olur. Konjonktivit, pterjium ve göz enfeksiyonları da yanma belirtisi gösterebilir. Bazı durumlarda, göz yanması daha ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
Göz altı şişmesi hangi hastalıkların belirtisidir?
Göz altı şişmesi alerjilerden böbrek rahatsızlıklarına kadar pek çok sorunun belirtisi olabilir. En sık nedenlerinden biri alerjilerdir; polen, toz ve hayvan tüyü gibi alerjenler göz çevresinde iltihaplanmaya yol açar. Sinüzit, böbrek fonksiyon bozuklukları, tiroid sorunları ve kalp yetmezliği de göz altında ödem oluşturabilir. Yetersiz uyku ve hormonal değişiklikler de bu duruma neden olabilir.
Diyabet gözleri nasıl etkiler?
Diyabet, uzun dönemde gözde ciddi hasarlara yol açabilir. En sık görülen etki "diyabetik retinopati"dir - günümüzde gelişmiş ülkelerde dahi 20-65 yaş grubunda önde gelen körlük nedenlerinden biridir. Diyabet gözdeki damarlarda hasar oluşturarak kanama ve sızıntılara yol açar. Şeker hastalarının tanı konduğunda ilk göz muayenesini yaptırmaları ve sonrasında yıllık kontrolleri aksatmamaları önemlidir.
Kuru göz hastalığı nedir?
Kuru göz, gözlerin yeterli derecede nemlenemediği bir hastalıktır. Gözyaşında yapısal değişiklikler veya gözyaşı miktarında azalma olduğunda gözlerdeki nem dengesi bozulur. Belirtileri arasında yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık ve ışığa hassasiyet bulunur. Uzun süre ekran karşısında çalışma, kontakt lens kullanımı, yaş ve bazı ilaçlar kuru göze neden olabilir.
Üveit nedir ve nasıl tedavi edilir?
Üveit, gözün orta tabakası olan uvea tabakasının iltihaplanmasıdır. Behçet hastalığı gibi bağışıklık sistemi sorunları, virüsler, bakteriler veya göz yaralanmaları nedeniyle oluşabilir. Belirtileri arasında gözde kızarıklık, ağrı ve bulanık görme yer alır. Tedavisi için erken teşhis çok önemlidir. Genellikle antienflamatuar ilaçlar ve göz damlaları kullanılır, enfeksiyon varsa antibiyotikler de tedaviye eklenir.
Sarı nokta hastalığı nedir?
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), gözün merkezi görmesinden sorumlu makula bölgesindeki yapısal bozulma sonucu ortaya çıkan ve zamanla görme kaybına neden olabilen bir hastalıktır. Kuru ve yaş tip olmak üzere iki formu vardır. Kuru tipte makula altında birikimler oluşurken, yaş tipte anormal damar oluşumu ve kanama görülür. Belirtileri arasında çarpık görme, merkezi görme kaybı ve detayları ayırt etmede zorluk bulunur.
Göz kontrolü ne sıklıkla yapılmalı?
Göz muayenesi sıklığı yaşa ve risk faktörlerine göre değişir. Bebekler 9-12 aylıkken ilk göz muayenesini olmalıdır. Çocuklar 3 yaş civarında ve okula başlama döneminde (6-7 yaş) tekrar muayene edilmelidir. Yetişkinler 40 yaşından sonra düzenli göz kontrollerini aksatmamalıdır. Diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalığı olanlar ve ailede göz hastalığı öyküsü bulunanlar daha sık kontrole gitmelidir.
SİZİ ARAYALIM
DOKTORLARIMIZ
Sağlığınız bizim için her şeyden değerli…
BÖLÜM YAZILARIMIZ
Sağlığınız bizim için her şeyden değerli…
Bu içeriğin geliştirilmesine Hisar Hospital Web ve Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikâyetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz.
Son Güncelleme Tarihi: