SÜNNET

Aileler için gurur kaynağı olan sünnet; çocuklar için biraz korkutucu; ama hediyelerden ve eğlencesinden dolayı bir o kadar da eğlenceli? Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Cerrahisi ve Ürolojisi Bölümü konusunda uzman kadrosu ve teknolojik altyapısıyla bu güzel olayı ameliyathane ortamında gerçekleştiriyor.

 

Sünnet, tüm dünya üzerinde en çok yapılan cerrahi girişimlerden biri ve dünya üzerindeki erkeklerin yaklaşık % 20’si sünnetli. Toplumumuzda ise bu oran % 100?e yakın. Peki, toplumumuz tarafından törenlerle kutlanan, çocukların erkekliğe adım attıkları gün olarak kabul edilen bu özel ve önemli olay nedir?

 

Sünnet, penis adı verilen erkek üreme organının en uç kısmını örten deri ekinin usulüne uygun ve steril şartlarda yapılan cerrahi bir işlem ile çıkarılması olarak tanımlanabilir. Cerrahi bir girişim olduğu için kesinlikle ameliyathane koşullarında ve genel anestezi altında yapılmalıdır. Sünnet, fıtık veya inmemiş testis ameliyatlarından daha kolay bir cerrahi girişim değildir! Hatalı yapıldığı takdirde neden olabileceği olumsuzluklar çocuğun bütün hayatını etkileyebilir.

 

Geleneksel olarak özellikle yaz aylarında ve isteğe bağlı bir zamanlama ile yapılmasının yanı sıra tıbben gerekli olduğu ve belirli bir dönemi beklemeden yapılması gerektiği durumlar da söz konusu olabilir.

Sünnetin tıbben gerekli olduğu durumlar şöyle özetlenebilir:

 

·         Sünnet derisinin idrar çıkış deliğini kapatacak kadar yapışık oluşu (Fimozis): Yenidoğan döneminde fark edilmeli ve sünnetle düzeltilmelidir!

·         Üç yaşından sonra sünnet derisinin hala penis ucuna yapışık olması

·         Sünnet derisinin geriye çekilmesine bağlı penis ucu dolaşım bozukluğu (Parafimozis): Temizlemek iddiasıyla penis ucundaki deriyi geri çekmek çok sakıncalıdır! Fark edilmezse, penisin ucu veya tamamı kangren olup kaybedilebilir!

·         Tekrarlayan penis ucu ve sünnet derisi iltihabı atakları (Balanopostit)

               

Sünnet derisinin olası faydası, kendisinin ve salgıladığı ?smegma? adı verilen sıvının, penis ucunu ve idrar çıkış deliğini idrar kontrolünün olmadığı ilk birkaç yıl boyunca idrarın yakıcı etkilerinden korumaktır. Sünnet derisinin olası zararları ise idrar yolu ve penis ucu iltihaplarına neden olmasıdır. Bu nedenle sünnetin yararlarının zararlarından daha çok olduğunu söyleyebiliriz. Sünnetin tıbbi yararlarına ait, bilimsel kanıtlarla desteklenen bazı örnekler şunlardır:

 

·         Penis ucu temizliğinin sürekliliğinin sağlanması,

·         Tekrarlayan penis ucu iltihaplarının önlenmesi,

·         Yenidoğan döneminde yapılırsa, daha az idrar yolu iltihabı görülmesi,

·         İdrarın, mesaneden böbrekler ile mesane arasında yer alan ve ?üreter? adı verilen kanallara geri-kaçma (reflü) bozukluğunun daha az görülmesi,

·         Cinsel yolla bulaşan hastalıkların azalması: Sünnetli erkeklerin, cinsel yolla bulaşan sifilis, gonore, genital herpes ve HIV/AIDS gibi hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğu ve toplumda bu hastalıkların yayılımının sünnetle azaltılabileceği gösterilmiştir. Yine de sünnetli kişide cinsel yolla bulaşan hastalık olamayacağı sanılmamalıdır. Sünnetli erkekte, penis ucunu örten ve mikroplara kapalı bir üreme ortamı oluşturan sünnet derisinin olmaması enfeksiyonu güçleştirir.

·         Sünnetli erkeklerin cinsel temasta bulundukları kadınlarda rahim ağzı (serviks) kanseri riskinin azalması: Bu etki, HPV olarak bilinen ve cinsel temasla geçen Human Papilloma Virus adlı virüsün taşınma riskinin sünnetle azalması ile ilgilidir. HPV rahim ağzı kanserinin en önemli etkenidir.  

·         Penis başı kanseri riskinin azalması

 

Sünnet İçin En Uygun Dönemler

 

Sünnet cerrahi bir müdahale olsa da çocuk gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle belli yaş grupları arasında yapılması çocuğun zihinsel gelişimi için önemlidir. Bu nedenle tıbbi zorunluluk olmaksızın, isteğe bağlı sünnet için önerilen bazı yaş grupları vardır. Aşağıdaki yaş aralıkları isteğe bağlı sünnet için en uygun dönemlerdir:

 

·         6 ile 15 ay arası

·         2 ile 4 yaş arası

·         7 ile 10 yaş arası

               

Bu dönemler dışında tıbbı zorunluluk söz konusu değilse sünnetin yapılmaması tavsiye edilen dönemler şunlardır:

4 ile 6 yaş arası: Bu dönem erkek çocukların ruhsal-cinsel gelişimi açısından kritik bir dönemdir ve ?penisle ilgili? anlamına gelen ?fallik? dönem olarak bilinir. Bu dönemde erkek çocuk cinsel kimliğini oluşturmaya çalışmaktadır ve annesine duyduğu yakınlık nedeniyle babasından tepki görebileceği endişesi içindedir. Bu dönemde penisle ilgili geçireceği sünnet gibi bir işlemi, babası tarafından cezalandırılmak ve adeta erkeklik organının kesilmesi (kastrasyon) olarak görebilir. Bu dönemde travmatize edilmeyen erkek çocuğun daha sonra giderek annesine bağımlılığı azalır ve babasıyla özdeşleşerek cinsel kimliği konusunda karara varır. Çocuğun örselenmeden ruhsal-cinsel gelişimini tamamlayabilmesi için, tıbben zorunluluk olmadıkça 4-6 yaş arasında sünnetten kaçınılmalıdır.

 

Sünnetin tıbben sakıncalı olduğu durumlar da vardır;

 

·         Tedavisi devam eden sağlık sorunları,

·         Her türlü ciddi hastalık,

·         Kanama-pıhtılaşma bozukluğu yapan hastalıklar,

·         Aktif enfeksiyonlar,

·         İdrar kanalının penisin normal yerinden farklı kısımlarına açıldığı durumlar: Halk arasında ?Peygamber Sünneti? olarak bilinen idrar deliğinin penisin alt kısmına açıldığı durum tıpta ?Hipospadias? olarak adlandırılır. İdrar kanalının penisin üst kısmına açılması ise ?Epispadias? olarak adlandırılır. Her iki durum da doğuştan gelen bir bozukluk şeklindedir ve sünnet için sakınca oluşturur çünkü onarılmaları için yapılacak ameliyatlar sırasında sünnet derisinden yararlanılır! Sorunu fark edilmeden sünnet edilen çocuklar onarım ameliyatı şansını kaybedebilir.

·         İdrar kanalının doğumsal olarak geniş olması anomalisi

·         Penisin öne doğru eğik olduğu ?kordi? deformitesi

·         Penis cildi ile skrotum cildinin yapışık olduğu ?füzyon? anomalisi

        

Sünnet ciddi bir cerrahi girişimdir ve lokal anestezi altında yapılmaması gerekir?

 

Lokal anestezi altında sünnet edilen çocuğun hiç acı duymaması mümkün değildir. Üstelik çok yoğun bir endişe ve korku yaşar. Dahası, çocuğun endişesi ve tepkilerinden etkilenen cerrah ve ekibinin aceleyle girişimi yapmaya kalkmaları hata riskini arttırır. Sünneti yapacak olan cerrahın seçimi, ne yazık ki çoğu kez sünnet sürecinin en sonunda yer verilen ve en az önemsenen kısmıdır! Bu konuda hekimlerin de hatası vardır.

 

Hekimlerin diğer sünnet yapan kişiler ile rekabet içinde, ellerinde çantalarla düğün salonu veya evlere giderek uygun olmayan ortamlarda sünnet yapması çağdaş tıp anlayışı ile bağdaşmaz.

 

Değişik cerrahi tekniklerle yapılabilen sünnetin rahat ve telaşsız bir ortamda, genel anestezi altında ve ameliyathanede yapılması gerekir.

 

Komplikasyon olasılığı, ideal koşullarda ve cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilen sünnetlerde en aza indirgenmektedir. Operasyon için çocuk cerrahisi uzmanlarına başvurmak, çocuğun sünnet edilmesinde sakınca yaratabilecek durumların saptanması kadar, bedensel ve ruhsal gelişim dönemlerine özen gösterilerek en doğru zamanda ve şartlarda ameliyat edilmesini sağlayacağı için tercih edilecek yol olmalıdır. Sünnetin çocuğun gelecekteki cinsel ve kişisel hayatını etkileyebilecek çok ciddi bir işlem olduğu unutulmamalı ve gereken önem verilmelidir. Aileler açısından bu bir görev olduğu kadar, çocuklarının geleceğini de ilgilendiren bir sorumluluktur.

 

Sünnetin Tarihçesi

 

Tarihçesine bakıldığında 15.000 yıl öncesinde bile sünnetin yapıldığına dair veriler bulunmaktadır. Sünnetin farklı kültürlerce ve birbirinden bağımsız olarak uygulandığı da bilinmektedir. Antik Mısır?da sünnetin uygulandığını gösteren veriler arasında, M.Ö. 4.000 yıllarına ait mumyalarda sünnet bulguları olması ve duvar resimlerinde sünnetin gelenekler gereği uygulanışını gösteren sahnelere rastlanması sayılabilir.

 

Batı?nın çoğunluğu Hristiyan olan uygarlıklarında geçmişte kısırlık, sara, astım, idrar kaçırma, fıtık, alkolizm ve gut gibi pek çok hastalığın sünnetle çözümlenebileceği ileri sürülmüş ve bu nedenle 1880-1950 yılları arasında çok sayıda Hristiyan erkeğe uygulanmıştır. Ancak 1970?li yıllardan sonra tam tersine bir görüş gelişmiş; hatta Amerikan Pediatri Derneği ?Sünnetin hiçbir tıbbi gereği yoktur!?? diyecek kadar karşıt bir tutum benimsemiştir. Ancak tıbbi yararlarının olabileceği anlaşıldıkça 1989 yılından itibaren aynı kurum özellikle yenidoğan sünneti konusunda tutumunu yumuşatmış ve gereken hastalara uygulanabileceğini bildirmiştir.

 

Kristof Kolomb Yeni Dünya?yı keşfettiğinde birçok yerlinin sünnetli olduğunu saptamıştır. Sünnet dünyanın pek çok ülkesinde dinsel inanış ve/veya geleneklerin gereği olarak uygulanmaktadır. Musevi topluluklarında mutlak dini yükümlülük olarak görülmektedir. Müslüman Toplumlarla, Gayrimüslim Toplumlar arasında sünnet konusundaki en önemli fark ameliyatın yapılma yaşıdır. Gayrimüslim toplumlarda sünnetlerin çok büyük kısmı (% 95-97) yenidoğan döneminde yapılır. Örneğin Musevi topluluklarında dini bir şart olarak yenidoğan erkek sünnet edilir. Gayrimüslim çocuklarda yenidoğan döneminden sonraki sünnetler daha çok tıbbi nedenlerle yapılır.

 

Sünnetle ilgili olarak, dini inanış, gelenekler, insan hakları, ekonomik kazanç ve yararına dair bilimsel kanıtlar gibi pek çok boyutu ilgilendiren tartışmalar tarih boyunca sürmüştür. Sünnetin dini inanışın gereği olarak görülmesi, dinle ilgili ayrımcılık için bir silah gibi kullanılmasına yol açabilmiştir. Örneğin Nazi Almanya?sında erkeklerin sünnetli olmalarına bakılarak toplama kamplarına gönderilecek Museviler ortaya çıkarıldığı bilinmektedir. Tersine ayrımcılığa bir örnek olarak ise sünnetin çok yaygın olduğu topluluklarda sünnetli olmayan erkeklerin tepkilerle karşılaşabilmesi verilebilir.

 

1995 yılında ABD?de sünnetli erkek oranı % 65 olarak saptanmıştır. Bu oran Kanada ve Avustralya?da % 35, İngiltere?de % 10; Çin, Japonya ve diğer Avrupa ülkelerinde ise % 1?in altındadır.

 

Gelenekler yönünden bakıldığında, pek çok toplumda dinden daha baskın şekilde geleneklerin sünnet olma veya olmamaya etkili olduğu söylenebilir. İnsan hakları açısından sünnetin yorumu ise, en yeni ve duygusal tartışma alanıdır.

Sünnetin tıbbi yararlarına ait bilimsel veriler, en fazla tıbbi araştırmanın endüstrileşmiş ülkelerde yapılması ve o ülkelerde sünnetin öncelik verilen bir araştırma konusu olmaması nedeniyle sınırlıdır. Oysaki ekonomik olarak operasyonu yapan kişilerden, özel giysi üreten firmalara ve kutlama salonlarına kadar pek çok kişi ve kuruma sağladığı kazançlarla sünnet pek çok ülkede ekonomik bir sektör oluşturmuş durumdadır. Anlayabilecek yaştaki her çocuğa sünnetin ne olduğu, ne gibi faydaları olacağı ve acı çekmemesi için ne gibi önlemlerin alınacağı konusunda hem ailesi hem de işlemi yapacak kişi bilgi vermelidir. Sünnet konunun uzmanı cerrahlar olan hekimler tarafından yapılmalıdır! Çocuğun hekimi tarafından bilgilendirilmesi, endişesini en aza indirmenin en iyi yoludur