JCI Accreditation
For International Patients
444 5 888
Yumurtalık Kanseri

 

Yumurtalık Kanseri Nedir?

Büyük bir çoğunluğu menopoz sonrası dönemde görülen yumurtalık kanserleri kadın kanserleri arasında en zor tedavi edilenidir. Sinsi şekilde ilerleyen ve belirtilerini ancak ileri evrelerde gösteren kanser ölüme sebebiyet verebiliyor. Her 100 kadından 5’i hala yumurtalık kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor. Yaklaşık 1000 kadından 12’sinde görülen bu kanser türü, erken dönemde yakalanırsa iyileşme oranı %90’a ulaşabiliyor. Yumurtalıklar rahmin her iki yanında yer alan bir çift organ. Büyüklükleri badem kadar olan yumurtalıklar; yumurta üretme ve dişilik hormonu (östrojen ve progesteron) salgılama işlevini taşıyor. Yumurtalık kanseri, yumurtalık dokusunda bulunan ve yumurtalığın ana yapısını oluşturan epitelyum hücrelerinde meydana gelen kontrolsüz bölünme ve çoğalma ile oluşuyor. En sık görülen (%90 oranında) yumurtalık kanseri türü ise yumurta üst yüzey tabakasında oluşan Epitelyal yumurtalık kanseri.  

 

Kimler Risk Altındadır?

Belirtileri Nelerdir?

Çok sinsi ilerleyen bir kanser türü olduğu için erken evrede belirtilerini görmek çok da mümkün değil. Yumurtalık kanserlerinin 2/3’ü ileri evrede teşhis edilebiliyor. Belirti vermemesinin en büyük nedeni kanserin karın boşluğu içerisinde büyüyerek hastayı uzun süre rahatsız etmemesi. İleri evrede karın ağrısı, kasık ağrısı, kasıklarda basınç hissine bağlı sürekli idrar yapma ve dışkılama hissi, hazımsızlık, karın şişliği ve halsizlik belirtileri gösterir. Bazı hastalarda gaz ve sindirim bozuklukları da görülebilir. En ileri evrede ise belirgin şekilde zayıflama, iştahsızlık, karnın alt bölgesinde rahatsızlık hissi, mide bulantısı, yorgunluk, kısa soluk alıp verme, pelviste kitle ve aşağıya doğru baskı hissi ve buna bağlı olarak sık idrar yapma isteği, vajinal kanama gibi belirtiler görülür. Yumurtalık kanseri hastasının doktora gitmesine neden olan belirgin şikayeti ise aşırı derecede olan karın şişliğidir. Bu şişliğin sebebi çoğu zaman karın içinde sıvı (asit) birikimidir.

 

Erken Teşhis ve Tedavi

Yumurtalık kanseri, yumurtalıkların kasık bölgesinin içerisine yerleşmeleri nedeniyle, teşhisi zor olan kanserlerden biridir. Erken teşhis bu kanser türünde de hayat kurtarıcı olmaktadır. Yumurtalık kanseri teşhisi konmuş kadınların yaklaşık %50’si beş yıl sonra dahi hala hayattadır. Bu rakam sınırlı yumurtalık kanseri olan hastalarda %90’a ulaşmaktadır. Gelişmiş ülkelerde daha fazla görülen bu hastalık; erken dönemde belirtilerini göstermediği gibi her kadında farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Ayrıca yumurtalık tümörlerinin boyutu küçük olduğunda muayene yoluyla bile saptanması oldukça zordur ve çok nadir belirti verir. Rahim ağzı kanserinin tarama testi olan PAP Smear testinin yumurtalık kanserinin erken teşhisinde bir yararı yoktur. Günümüzde risk altında olan ve olmayan kadınlarda tarama amacıyla yapılabilecek ve kesin sonuç verecek bir test henüz yoktur. Bu nedenle 18 yaşına gelmiş ve aktif cinsel hayatı olan her kadın yılda bir defa jinekolojik muayene olmalı ve gerekli tarama testlerini yaptırmalıdır. Erken belirti verebilen yumurtalık kanseri söz konusu olduğunda teşhis ve tedavi şansı artmaktadır. Aile geçmişinde yumurtalık kanseri olan ya da kanser olma riski taşıyan kadınlarda, transvajinal ultrasonografi (vajina içerisine yerleştirilen küçük bir aletle yapılan ultrasonografi yöntemi) ve kan testleriyle değerlendirme yapılabilir. Yapılan kan testlerinde CA-125 düzeyi ölçülür. Yumurtalık kanseri olan kadınlarda CA-125 proteininin kandaki düzeyi yükselir. Bu yükselme kanser olmayan (erken gebelik, çok fazla sigara tüketimi, rahim hastalıkları gibi) başka durumlarda da görülebilir. Değer yüksek bulunduğunda görüntüleme yöntemleri kullanılarak karın içerisinde sıvı olup olmadığına bakılır; sıvı birikimi söz konusu ise sıvıdan ya da direkt yumurtalıklardan örnek alınarak incelenir. Patolojik değerlendirmeyle kesin teşhis konulur. Kanser tanısı konulursa jinekolog onkolog tarafından yapılan ameliyata devam edilerek kanserin yayılım alanına göre rahim, tüpler, yumurtalıklar ve karın zarı alınabilir. Ayrıca vücut içerisindeki diğer organlardan (komşu lenf bezleri, karın içi sıvı ve diyafram gibi) örnekler alınarak hastalığın evresi belirlenir. Hastalığın tam anlamıyla teşhisi ancak yapılan ameliyatla çıkarılan dokuların patolojik incelemesiyle konulur. Cerrahi girişimin ardından hastalıkla ilgili net bilgilere ulaşıldığı için; hastalığın evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da dikkate alınarak tedavi şekli ve programı belirlenir. Cerrahi müdahalenin ardından yumurtalık kanserlerinin hemen hepsinde kemoterapi kullanılır. Kemoterapi genellikle ayakta uygulanır. Uygulanan ilaçlara göre değişiklik göstermekle birlikte bulantı, kusma, saç dökülmesi, kas ağrısı, ağız yarası, enfeksiyona eğilim, halsizlik gibi bazı yan etkiler görülebilir. Bu etkiler tedavinin ardından geçecektir. Yumurtalık kanseri tedavisi jinekolog, onkolog, radyoterapist, kemoterapist, patolog, diyetisyen, psikiyatrist gibi birçok branştan hekimin bir arada davranmasını gerektirir. Hastanın tedavileri tamamlandıktan sonra ilk iki yıl boyunca üç ayda bir fizik muayene, CA-125 ölçümü; gerekli görüldüğü takdirde akciğer filmi ve karın tomografileri incelenmektedir. Sonraki üç yılda ise bu kontroller altı ayda bir; dördüncü yıldan sonra ise yılda bir defa olmak üzere yapılır.

 

Yumurtalık kanseri tedavisinde kullanılan yöntemlerin yan etkileri

17.11.2015 tarihinde güncellenmiştir